vecdi-sayar

Önümüzdeki Pazartesi, İnsan Hakları Günü. “İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi”, bundan tam 70 yıl önce, 10 Aralık 1948 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda kabul edilmiş.
Ülkemiz de, bir yıl sonra bu bildirgenin altına imzasını atmış. Aradan geçen bunca zaman sonra, bildirgeye imza koyan tüm ülkeler için uyulması zorunluluk olan ilkelerden kaçına uyduğumuzu söyleyebiliriz?
Her insanın sağlık ve refahını güvence altına alan uygun bir refah düzeyine kavuşma hakkı vardır maddesine mi (md.25); her bireyin fikir ve ifade özgürlüğüne hakkı vardır maddesine mi (md.19); “hiç kimse keyfi olarak tutulamaz, alıkonulamaz” maddesine mi (md.9); herkesin, din, dil, ırk, cins, siyasi aidiyet farkı gözetilmeksin tüm haklardan eşit olarak yararlanma hakkına mı (md.2); “kanun önünde herkes eşittir” maddesine mi? (md.7); kültürel haklardan söz açan 22. maddeye mi?
Tüm bu ilkelere uymayı taahhüt eden ülkeler arasında yer alan Türkiye’nin durumunu uzun uzadıya anlatmama gerek yok herhalde. Yalnızca, iki başlığa değinmek istiyorum. Birincisi, kadın-erkek eşitliği konusu. Cumhuriyetin ilk yıllarında, büyük bir atılıma imza atarak, kadına seçme ve seçilme hakkı tanıyan ve pek çok Avrupa ülkesini geride bırakan ülkemiz bugün bu alanda en arka sıralara düşmüş durumda.
Dün, ülkemizde kadına seçme ve seçilme hakkı verilmesinin yıldönümü idi. 5 Aralık 1934’te (yani, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nden 14 yıl önce) bu hakkı kazanan kadınlarımızın bugün Meclis’te temsil oranının %17.48 olduğunu öğreniyoruz, KADEM’in açıklamasından. Yerel yönetimlerdeki oran ise yok denecek kadar az, %2.9. Yerel seçimlerin yaklaştığı şu günlerde, siyasilerin, özellikle CHP yönetiminin kadınlara eşit temsil sağlanması için çaba gösteren kadın örgütlerine kulak vermesini dilemekten başka bir şey gelmiyor elimizden.
Gelelim ikinci başlığa. Daha önce de değinmiştik, yerel yöneticilerimiz belirlenirken göz önüne alınması gereken bir husus da, sanata, kültüre, doğal çevre ve kültürel mirasın korunmasına verdikleri önem olmalı. Çünkü, yaşanabilir bir kentin en önemli özellikleri arasında, nefes alınabilir bir ortam olması yer alır. Günümüz kentlerinin kaotik ortamında bireye nefes aldıracak ögelerdir bunlar. Sanatsal etkinlikler açısından yetersiz bir kent, ulaşım, eğitim, sağlık v.b. altyapıları ne kadar gelişmiş olursa olsun, çağdaş bir kent olamaz. Bireylere kentli olma bilincini kazandıran en önemli unsur kültür ve sanat etkinlikleridir.
Ne yazık ki, pek çok yerel yöneticimiz bu bilince sahip değil. Kültür merkezi ile nikah salonunu karıştıran, Bayramlarda ve Ramazanda popüler şarkıcılara konser yaptırarak sanat etkinliği düzenlediğini sanan yerel yöneticilere İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 27. maddesini anımsatmakta yarar var. “Kültürel etkinliklere katılmak, güzel sanatları tatmak hakkı”ndan söz ediyorum.
Özellikle, Büyükşehirlerimizin ‘Çok amaçlı (!) Kültür Merkezleri’ne değil ‘Sanat Merkezleri’ne, Çağdaş Sanat Müzelerine ihtiyacı var. Merkezi otoritenin boyunduruğundaki Devlet Tiyatroları ile rekabet edecek, profesyonel sanatçılar tarafından yönetilecek Şehir Tiyatrolarına, Sanat Sinemaları ağına ihtiyacımız var. Sanatsal etkinlikler bağlamında niceliği değil niteliği öne çıkaracak, vizyon sahibi yerel yöneticilere ihtiyacımız var. CHP yönetimi, adayları saptarken bunları göz önüne alır mı? Bekleyip, göreceğiz.
İnsan Hakları Günü yaklaşırken, pek çok yerel yöneticinin dikkatinden kaçan insan hakları ve sanat ilişkisini gündemlerine alan önemli etkinliklerden söz etmek isterim. Geçen hafta, İzmir Fransız Kültür Merkezi’nin düzenlediği “9. İnsan Hakları Belgesel Film Günleri” ve İstanbul’da kolektif bir çabanın ürünü olarak gerçekleştirilen “Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali”nden; AB Türkiye Delegasyonu’nca 1-16 Aralık tarihleri arasında 21 kente düzenlenen “8. Avrupa Birliği İnsan Hakları Film Günleri”nden… Geçen yıllarda Documentarist tarafından dokuz kez düzenlenen “Hangi İnsan Hakları” başlıklı film festivalinden ise haber yok bu sene. Geçen yıllarda karşılaştıkları sorunları (en başta sansür tehdidi) düşününce, şaşırmıyor insan. Sadece üzülüyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here