10 parmağında 10 marifet olan milyarder girişimci Elon Musk’ın Los Angeles’taki SpaceX fabrikasının içinde, ofisine giden koridorda iki poster var. Soldaki poster Mars’ı bugünkü haliyle yani soğuk, çorak, kızıl bir küre olarak gösteriyor. Sağdakindeyse okyanuslarla çevrili yeşillikler içinde bir gezegen var. Musk’ın amacı Mars’ı bu sağdaki hale dönüştürmek. “İnsanlığın parlak bir geleceğe sahip olduğunu düşünerek ölmeyi tercih ederim” şeklinde açıklıyor bu idealini. Önceki gün de bu amaçla birkaç hafta sonra uzaya göndereceği yeni mega roketinin fotoğrafını sosyal medya hesabından paylaştı.

***

Şimdi biraz geçmişe gidelim. Yıl 1958. Yer ABD… Bugün elindeki güçle dünyanın belalı delikanlısı… Delikanlı diyorum çünkü diğer ülkelerin kuruluş tarihine bakarsanız ancak böyle izah edebiliriz… Neyse… Bir öğretmen dergisinde Alexander Calandra imzalı bir yazı yayınlanır. Yazıda Calandra, bir sınav sorusuna verilen cevap hakkında bir öğrenciyle, bir fizik hocasının anlaşmazlığında kendi hakemliğine başvurulduğunu şöyle anlatmaktadır:
Sınavda soru şöyledir:
“Bir binanın yüksekliğini bir barometrenin yardımı ile nasıl bulursunuz?”
Öğrenci de bu soruya cevaben: “Barometreye bir ip bağlar, binanın çatısından aşağı sarkıtır ve barometrenin yere değdiği noktada ipi ölçerim” yazar.
Tabii ki öğretmenin beklediği yanıt bu olmasa da binanın yüksekliğinin bu yöntemle ölçülebilirliği de ortadadır.
Calandra tartışmayı uzatmamak için öğrenciden hemen o anda bu soruyu başka bir yanıt ile cevaplamasını ister.
Öğrenci bu kez:
“Ama bir tek yanıt yok ki, pek çok yöntem var” diye cevap verir.
Calandra “Peki” der, “Düşünebildiğin kadar yanıt ver o zaman. Ama mümkünse cevapların en az birinden fizik çalışmış olduğunu anlayalım.”
Öğrencinin ilk cevabı şöyle olur:
“Barometreyi çatıdan aşağı bırakırsınız ve bir kronometre ile kaç salisede yere çarptığını hesaplayıp x=0.5*a*t^^2 formülü ile yüksekliği bulursunuz.”
Beklenen cevap bu olmasa da cevap fizik bilgisi içermektedir.
Öğrenci cevaplarını sıralamayı sürdürür: “Güneşli bir günde barometreyi dik tutup gölgesini ölçersiniz ve sonra da binanın gölgesini ölçüp orantıyı barometrenin yüksekliği ile çarparsınız”
Bu cevap da doğrudur.
Öğrencinin üçüncü cevabı da şu olur: “Merdivenleri çıkarken duvar boyunca barometrenin yüksekliğini defalarca işaretleyerek çıkar ve işaret sayısı ile barometrenin yüksekliğini çarparsınız.”
Bu da doğrudur elbette ama dördüncü cevap öğretmenlerin küçük dillerini yutmalarına neden olur; çünkü yanıttan öğrencinin fiziği çok iyi bildiği anlaşılmaktadır: “Küçük bir ipe bağladığınız barometreyi önce yerde sonra da çatıda sallar ipin uzunluğu ve sallanma periyotları arasındaki farklarla Newton’un g katsayısını hesaplar iki g katsayısı arasındaki farktan binanın yüksekliğini hesaplayabileceğiniz oranı bulursunuz.”
Söylenecek bir şey kalmamıştır, öğrencinin sınıfı geçtiği açıktır. Öğrenci yarattığı etki ile gülümser ve der ki: “Ama bence yapılacak en doğru şey kapıcıya gidip barometreyi hediye edip karşılığında binanın yüksekliğini söylemesini istemekten ibarettir.” Hep beraber gülmeye başlarlar.
Calandra hayranlıkla sorar öğrenciye: “Peki, öğretmeninin senden beklediği cevabı da biliyor musun?” Öğrenci alaylı bakışlarla cevap verir: “Evet, çatıda ve yerde hava basıncını ölçerek aradaki farktan hesaplamamız gerekiyor yazmamı bekliyordu.” Calandra merakla şu soruyu sorar: “Peki madem istenilen cevabı biliyordun, neden yazmadın? “ Öğrenci omuzlarını silkerek şöyle der:
“Çünkü dar kafalılıktan bıktım!”

***

İnsanlar; sistemin dayatmalarına, toplumların kalıplarına takılıp kalırlarsa ne kendileri ne de medeniyetler ilerler. Bizim, liyakat sahibi, dürüst, çalışkan ve ileri görüşlü liderlere ihtiyacımız var. Lider derken sadece politikacılar aklınıza gelmesin… Bu da ancak iyi bir eğitim sistemi ile olur. Gençler, köşeyi çabuk dönmek için her türlü dalavereyi yapan, başkalarının hakkını gasp eden, kendini geliştirmemiş kişileri değil de gerçek liderleri örnek almalılar. Kendimizi ve ülkemizi geliştirmez, dayatmalardan sıyrılamazsak gücün altında ezilip gideriz. Sonra milyonlarca dolara harcayıp yaptıkları Star Wars gibi filmlerde derler ama o güç hiçbir zaman bizimle olmaz…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here