Türkiye’nin “Esad mutlaka devrilmeli” takıntısını tatmin, biraz da bölgedeki çıkarlarına yönelik işbirliğine zarar gelmesini önlemek amacıyla ABD’nin nihayet “okey” diyerek önceleri savsakladığı “Eğit-Donat projesine” kısmen ve sınırlı da olsa başlatılmasına onay verdiğini basından öğrendik. Buna göre Türkiye’deki kamplarda Türk ve ABD’li uzmanlarca Suriye’deki muhaliflere askeri eğitim verilecek. ABD’nin önceliği eğitilip modern silahlarla donatılacak bu muhaliflerin hedefi IŞİD, Türkiye’nin önceliği ve temel hedefi ise Esad. Ancak bu konuda henüz tam bir mutabakat sağlanmış değil. Peki eğitilip donatılıcak bu muhalifler kimler? Bir kısmına kısaca ÖSO denilen muhalifler birçok radikal İslamcı gruplardan oluşmakta. El Kaide’nin kardeşi El Nusra, Mısır’da alaşağı edilen Müslüman Kardeşler, onlardan doğan kan içici, kelle kesen IŞİD. Hepsinin ortak hedefi onlara göre “sapkın ve kafir” olan Şii, Nusayri ve Alevileri yok etmek. Sırf mezhep farkı nedeniyle “müslümanın müslümanı” katletmesi. İstedikleri , Suriye’de nusayri (Suriye Alevisi) Esad’ı silah gücüyle devirip El Nusra’nın açıkladığı gibi radikal dinci Sünni bir İslami rejim ve yönetimini kurmak. Bunlar olurken Batı’ya yani Hıristiyan dünyasına karşı bir saldırıda bulunmayacaklarını da açıkladılar. Bu güne kadar bu kökten dinci barbarları, Şii İran’ın ezeli ve ebedi baş düşmanları, ABD nin kuklaları Suudi Arabistan ve Katar gibi ülkeler milyarlarca dolar ve silah yardımlarıyla desteklediler ve desteklemeyi sürdürüyorlar. Bu durumdan yararlanan ve “mutlu” olan ise İsrail. Dikkat edecek olursak bu barbarların İsrail’e yönelik ne bir saldırıları ne de tehditleri oldu. Bir anlamda kendisine en büyük tehdit ve tehlike unsuru olan İran’a karşı İsrail’in elini rahatlatmaktalar…

Diyelim ki “Eğit-Donat” projesi başarılı oldu ve El Nusra, Müslüman Kardeşler gibi örgütlerin ağırlıkta olduğu bu Muhalifler diktatör Esad’ı devirip yerine , kendi ifadelerinde olduğu gibi bir “sünni, Vahhabi, Selefi İslami Rejimi” kurdular. Büyük bir kısmı halen IŞİD’ın hakimiyetinde olan, koyu mezhepçi, insan hakları, demokrasi gibi kavramlardan uzak bir “radikal islami rejimli” böyle bir Suriye ile 900 km sınır komşusu olmak Türkiye için daha mı iyi? Bu durumda Suriye’de askeri üsleri olan Rusya ve Esad Rejimi ile mezhepsel ve stratejik bağları olan İran’ın tepkileri (muhtemelen müdahaleleri) olmayacak mı? Bu radikal dinci İslami rejim IŞİD’e karşı ne yapacak?

Bölgedeki tüm Şii, Alevi, Nusayri mezhepli müslümanlar yok edeceklerini söyleyen bu barbarların nüfusunun yüzde 20’sine yakını “Alevi” olan (sınır illerinde daha yoğun) Türkiye’ye bir tehdit oluşturmayacakları garantisini kim verebilir?..Yeter ki Esad devrilsin gerisi Allah Kerim… Türkiye’nin “tercihi ve tek alternatifi” böyle ise Suriye sınırımız ve giderek tüm Orta Doğu daha yıllarca sürecek “kaotik bir mezhep savaşları” alanı olmaz mı?

Önümüzde bir “Peşaver, Pakistan” örneği dururken Türkiye’nin mezhep takıntılı ve Esad nefreti üzerine kurduğu Suriye ve Orta Doğu Bölgesi’ne yönelik politikalarını gözden geçirip “daha soğuk kanlı, akılcı ve ülkemizin çıkarlarına, selametine uygun” mutlaka yeni politikalar üretmesi ve süratle uygulamaya koymasına şiddetle ihtiyacımız var. 8 Haziran’da iktidara gelecek yeni hükümetimiz dilerim bu vahim tabloyu görür ve ülkemizi bölgede “bataklığa ve kaosa” sokmayacak bu yeni politika ve stratejileri hayata geçirir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here