Bir özet olsun diye, bilinçli olarak seçtim “travma”yı. 2015 genel seçimlerinin sonucu ne olacak, onu 8 Haziran’da göreceğiz. Ama bu seçim süreci, travmatik kişilerin yol açtığı, belki de katmerleştirdiği, travmalarla anılacak. Bir ülke için esef verici vaz geçişlerin, inkarların, ötekileştirmelerin, kazanmak uğruna nelerin terk edildiğinin bir toplamı olacak. Kazananların ve kaybedenlerin vicdan duvarlarına, vicdanları yoksa hesap faturaları önlerine geldiğinde, bir soru gelip gelip çarpacak: “Değdi mi?” Bu soru sorulacak, mutlaka sorulacak. O gün onlar için, kazanan olmayacak. İnsanlığın, uğruna bedeller ödediği değerler hariç.
2015 Genel Seçimlerine bir hafta kala yazılıyor bu yazı. 8 Haziran’da bir ülkenin korkunç bir koalisyona karşı nasıl bir tepki göstereceğini göreceğiz. Demokrasinin oy ve sandığa indirgendiği, kör topal hale getirildiği bir iklimde, bu seçimlerin, yaşanan travmaların onarılmasına kapı aralamasını diliyorum.
Bir toplamın tanımı olsun diye, bilinçli olarak seçtim “korkunç bir koalisyon”u. Cehalettir, görgüsüzlüktür, yalancılık ve talancılıktır bu koalisyonun bileşenleri. Aklın ötekileştirilmesi, “özgür aklın” köleleştirilmesi, ürettiği her şeye karşı taammüden nefret biriktirilmesidir, bireyden kulluğa evrilmenin binbir tezgahını kurup çalıştırmaktır, bu korkunç koalisyonun manifestosu. Basbas demokrasiye inançsızlığını haykıranları “demokrasinin gereği” olarak tanımlayıp inanan, aynı dili konuşmanın aynı değerlerden söz etmek olduğunu sanan safdilliliktir, bu koalisyonun payandası.
Bilimi kovan, sanatı süren, özgür düşünce ve duruşun tüm nimetlerini çöpe atmaya yeltenen zihniyetlerin toplamıdır bu korkunç koalisyon. Biat ve kulluk göstermeyen ne varsa, hepsini düşman gören bir şizofreni halidir. Zehirli bir dille nefret saçan, algılayamadığı ve yorumlayamadığı her şeyden, güneş görmüş yarasalar gibi kaçanlardır. Cehaleti onurlandıran, sırtını sıvazlayan, varlığını salt kör inançlara bağlayan bir tutuculuktur, bu koalisyonun tutkalı. Ölümden sonrasıyla vaat ettiği düşlerle oyalarken, dünya nimetlerinden sonuna dek yararlananların ortaklığıdır. Dünyaya ait hangi işe el atsa, kurutan, kanatan, kıran, kusursuz başarısızlıklar mühendisliğidir.
Bu koalisyon, hayali başarılar, hayali düşmanlar, hayali böbürlenmeler, hayali yoksulluk ve yoksunluklar sayesinde ayaktadır. Hüsranın gerçekliğini hayali ambalajlarla tezgahlayan pazarlamacılarından oluşmuştur. Saygısı, sevgisi, vefası, bağlılığı, hatır ve hatıralara karşı değerbilirliği yoktur bu koalisyonun. Vahim bir sonradan görme halidir. Ulaştığı noktayı yitirmemek için, her şeyi yapmaya hazırdır. Ruh halinin özeti, bu noktaya gelmesini sağlayan yöntem ve yolları unutmaktır, unutturmaktır. Paranoyaları, açık bir yara halindedir. Ayrımcılığı, ötekileştirmeyi, bölmeyi, şiddet ve öfkeyi, tek ilaç olarak görmektedir. Varlığını sürdürmek için, payandalar, paryalar üretmek zorundadır. Dönekler, devşirmeler, korkaklar, yakasını paçasını kaptıranlar ve nihayet varlıklarını ona bağlayanlar sayesinde yaşar bu koalisyon. Örneklerinde görüleceği üzre, işine yaramadığı anda onlardan da vaz geçer. Çöp tenekesi, bunlarla tıka basa doludur.
Bu koalisyonla çağdaşlık, emek, bilim, sanat, düşünce, insan hakları, kadın hakları, barış, özgürlük, tarih, doğa, coğrafya konuşulmaz. Sayesinde en az kullanılan bu sözcükler ve kavramlar, pırıl pırıl dururlar bir köşede. Tarih, bu koalisyonla, insanı hayatın merkezinde gören, doğa ile insanın ortak üretimiyle, daha güzel bir dünya, daha yaşanır bir hayat öngörenlerin mücadelesidir. Demokrasi, insanlığın bu mücadeledeki en güzel tercihi, seçimler de bu tercihin göstergesidir.
8 Haziran’ın, travmalardan kurtuluş tercihini, tarihe ve coğrafyaya armağan etmesini dilerim. Bunun için, aklı ve vicdanı özgür bırakmak, ülkemize karşı sevgimizi, insanlığa karşı saygımızı anımsamak yeter.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here