Hava ve su gibi, canlıların yaşaması için vazgeçilmez unsurlardan bir diğeri de topraktır. Toprak, öncelikle bitki örtüsünün, daha sonra da insanların ve diğer canlıların ana besin kaynağıdır. Ama çoğumuz farkında bile olmadan elimize ne geçerse; cam şişe, ciklet, kutu kola, pet şişe, sigara filtresi, plastik bardak, kağıt, kalem, gazete, telefon kartı, piller, kimyasallar ve daha sayamadığımız bir çok maddeyi toprağa atmaya devam ediyoruz. Peki bu maddeler toprakta veya doğada ne oluyor hiç düşündünüz mü? Emin olun yok olmuyor! Çocuklarınıza 15 sene önce bahçenize attığınız pet şişenizi gösterebilir misiniz? İnanın gösterebilirsiniz! Çünkü pek çok atık tüm insanlığın ömründen daha uzun yaşar! Dünyada her 5 dakikada bir 2 milyon plastik şişe doğaya bırakılıyor. Petşişelerin doğada yok olma süreleri 400 yıl, cam şişe daha zararsız diye düşünmeyin, o, 4000 yılda yok oluyor! Kutu kola 10, telefon kartı ise 1000 yılda!

Yirminci yüzyıl başlarında, modern tarıma geçilmesi, sanayileşmenin hızlanması, tehlikeli ve kimyasal atıkların artmasıyla toprak kirliliği de ciddi bir çevre sorunu olarak ortaya çıkmıştır. Daha önceki asırlarda nüfusun azlığı, endüstrinin henüz gelişmemiş olması nedeniyle, diğer çevre faktörlerinde olduğu gibi toprakta da henüz bir kirlenme söz konusu değildi. Toprak kirliliği, günümüzde artık ciddi boyutlara ulaşan önemli çevre problemlerinden birisini teşkil etmektedir. Mesela 1 küçük pil 4 metreküp toprağı kirletiyor!

Dünyadaki toprakların ancak 1/10’unda üretim yapılabilmektedir. Ülkemizin arazi varlığının ise yaklaşık % 36’sı işlenmekte, % 28’i çayır ve mera, % 30’u orman ve fundalık olup geriye kalan bölümü diğer araziler içinde yer almaktadır. Ekilebilir arazinin de ancak % 18’i sulanabilmektedir.
Yerleşim alanlarından çıkan çöpler, atıksular, aşırı ve bilinçsiz kullanılan gübreler, tarımsal ilaçlar, radyoaktif, nükleer atıklar vb. toprak kirliliği oluşturmaktadır. Çöplerin parçalanması sonucu oluşan maddeler toprağın doğal yapısını bozar. Çöplerle atılan plastik poşetler doğada uzun süre parçalanmadığı için toprak yüzeyini kaplayarak havalanmasını önler. Bitki gelişimine engel olur. Kömürlerin yanmasıyla oluşan küller, tuğla ve kiremit fabrikası atıkları, maden ocaklarından çıkan kil ve kaya parçacıkları tarım toprağı özelliğindeki alanlarda depolanırsa toprağın doğal yapısını bozar. Doğal yapısı bozulan topraklar, üzerinde bitki ve hayvanları barındıramaz, içinde yaşayan mikroorganizmalar da yaşayamaz. Bir gram toprağın içerisinde milyonlarca canlı bulunmakta ve ekosistemin devamı için bunların hepsinin ayrı önemi bulunmaktadır.
En önemli doğal kaynaklarımızdan biri olan toprak, tarım dışı amaçlarla kullanılması, toplu konut veya sanayi alanlarına açılması, anız yangınları ve erozyon gibi etkilerle kayıplara uğramakta ve verimi düşmektedir. Kaybedilen toprakların yeniden kazanılması çok zordur. Ne yazık ki, 1 cm. kalınlıktaki toprak yüzeyi ancak birkaç yüzyılda oluşabilmektedir!
Ülkemizde de toprak kirliliğinin önlenmesi amacıyla, 08.06.2010 tarihinde “Toprak Kirliliğinin Kontrolü ve Noktasal Kaynaklı Kirlenmiş Sahalara Dair Yönetmelik” yayımlanmış, 11.06.2013 tarihinde değişiklik yapılarak bazı maddelerin yürürlüğe giriş tarihleri ertelenmişti. Eğer bir kez daha uzatılmazsa, 8 Haziran’da Toğrağın Kirlenmeden Korunmasına dair yönetmelik hükümleri uygulamaya geçecek ve umarım toprağımız nefes alacak!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here