Gazeteci-şair Vedat Araz’ın ilk şiir kitabı Mülteci Yalnızlığım’da aşkın farklı tanımları var. “ Şiir çağına tanıklıktır“ diyen Araz, bu ilk kitabında 68 kuşağından Gezi Direnişi’ne selam da veriyor

Röportaj: Neslihan PERŞEMBE

“Sen gidince/alanlarda vuruldu düşlerinden/delikanlı gençler/ben yine seni düşündüm/uzanıp betona Ethem gibi Ankara’da…//seni unutamadım ey vefasız sevgili!“ Seni Unutmak İhanettir adlı bu şiir, “Şiir çağına tanıklıktır. Şiir, kadındır. Şair de muhaliftir, cesurdur“ diyen gazeteci ve şair Vedat Araz’a ait. Araz’ın ilk şiir kitabı Mülteci Yalnızlığım’da aşkın farklı tanımları var. “Şiir çağına tanıklıktır“ diyen Araz, bu ilk kitabında 68 kuşağından Gezi Direnişi’ne selam da veriyor. Habertürk gazetesinde çalışan şair-gazeteci Vedat Araz ile röportajı yaptığımız sırada şair Halim Yazıcı yanımızdan geçiyordu. Bizimle kısa bir süre oturdu. Araz, şiirlerini yayınlanmadan önce İzmir’de ilk olarak Halim Yazıcı’ya okuttuğunu belirterek, “Sonrasında da Tuğrul Keskin, Veysel Çolak, Hidayet Karakuş ve diğer şairler okudular“ diye konuştu. Halim Yazıcı yanımızdan ayrılırken, “Vedat Araz’ın şiirde özel bir yeri var“ dedi. Şair-gazeteci Vedat Araz ile 9 Eylül okurları için röportaj yaptık. Öncesinde hayat hikayesine değinelim.

Vedat Araz, 1987 yılında Erzincan’ın Tercan ilçesine bağlı İbrahimağa Köyü’nde doğdu. Maddi imkansızlıklarla dolayı 1997 yılında ailesiyle İzmir’in Buca ilçesine göç etti. İlk ve orta öğrenimini İzmir’de tamamlayan Araz, Mustafa Kemal Üniversitesi İnternet Gazeteciliği ve Yayıncılığı bölümünü bitirdi. İktisat eğitimi de alan Vedat Araz, İskenderun Gazetesi’nde kültür sanat muhabirliği ile başladığı iş hayatında Gazetem Ege ile Yenigün Gazetesi’nde ve şimdi de Habertürk Gazetesi’nde çalışıyor. Vedat Araz 2009 yılında Mustafa Kemal Üniversitesi İskenderun Meslek Yüksek Okulu Şiir Yarışması’nda 2’nci oldu. Şiirleri dergilerde, gazetelerde ve internet sitelerinde yayınlanan Vedat Araz’ın Mülteci Yalnızlığım adlı ilk şiir kitabı 2014 yılı Nisan ayında Kanguru Yayınları tarafından yayınlandı.

Vedat Araz’ın doğup büyüdüğü Erzincan ile uzun yıllardır yaşadığı İzmir’in şiirde buluştuğu ve ayrıldığı noktalar nedir?

Erzincan benim için çok önemli çünkü beslendiğim yer. Şiirlerimde hep Erzincan vardır. İzmir ile Erzincan’ı şiirlerimde karşılaştırırım. Erzincan’ın yoksul insanlarıydık ama güzelliği; saf ve temizdik. İzmir büyük bir şehir. Burada arkadaşlıklar ve dostluklar bitebiliyor, kimi zaman da zehirliyor. Şiire yansıması da bu doğrultuda oluyor. Şiirlerimde bir çıkmaz var. Erzincan’a dönmek istiyorum ama İzmir’de yaşamak zorundayım. İşte bu noktada şiirlerim yalnızlığa dönüşüyor.

Şiir nedir sizce?

Şiir çağına tanıklıktır. Şiir, kadındır. Şair de muhaliftir, cesurdur.

Şiir kadındır“ diyorsunuz. Kadın okurlarının tepkisi nasıl?

Çok kıskançlar. Birine şiir armağan ettiğinizde, diğeri “Bana niye armağan etmedi“ diyor.

Şiir yazmaya yönelişiniz nasıl oldu?

16 yaşından bu yana şiirle ilgiliyim. Öğrencilik yıllarımda okur olarak şiirle bağım başladı. Ahmet Arif, Nâzım Hikmet, Cemal Süreya gibi çok sayıda şairin şiirleri ile en başta yetiştim. Şiir yazma nedenlerimin başında da kadınlar gelir. Altı yıl boyunca bir kızı sevdim ve kavuşamadım. Bu da beni şiir yazmaya yöneltti. Şiirin temeli aşktır.

Gazetecilik yolunda bugünlere nasıl geldiniz?

Mustafa Kemal Üniversitesi’nde öğrencilik yıllarımda kültür-sanat muhabiri olarak başladım. Muzaffer İzgü, Sevim Ak gibi yazarları, şairler geliyordu. Gelenlerle röprotajlar yapıyordum. Sevdim muhabirliği, röportaj yapmayı. İzmir’de çalışmaya başladım. Gazetecilikte muhabir olarak iş bulmak zor. Bağımsız gazeteci olmak iyice zorlaştı. Rotamı değiştirdim. Ben de teknik alana geçtim ve şimdi sayfa sekreteri olarak çalışıyorum.

İnternet Gazeteciliği ve Yayıncılığı eğitimi aldınız. Bu tam da günümüzün alanı. Gelecekte belki de yazılı basın tamamen ortadan kalkacak ve internet gazeteciliği hakim olacak. Basının geleceğini nasıl görüyorsunuz?

İnternet Gazeteciliği ve Yayıncılığı bölümü açıldığında ilk öğrencileriydik. Çoğu kişinin gazete okumadığı bir dönemdeyiz. Günübirlik gazeteler yapılıyor. Özellikle spor alanında. Yazılı basın ortadan kalkarsa, gazetecilik biter. Beş yıldır İzmir’de gazete alanında çalışıyorum. Eski nesil bu sektöre hakim. Onların da belli bir kalıbı var. Gençler özellikle tasarımda daha yenilikçi. Değişiklikler yapabiliyorlar. Değişmeli de.

Mülteci Yalnızlığım adlı şiir kitabınızda çocukluğun yanı sıra yaşadığımız ülkenin yakın tarihine ilişkin olaylara yönelik şiirleriniz de var. Deniz Gezmiş’lerden bugünkü direnişçilere selam var. Sivas katliamı, öldürülen gençlerin hayalleri var. Bu bütünlüğü sağlarken nasıl parçalandın?

Evet çocukluğumdan başlayıp Gezi olaylarına kadar geçen bir süreci ele aldım. Cumartesi anneleri, Berfo Ana, Pir Sultan var. Hepsi yaşamın ayrı bir parçası ve bir araya geldiğinde bütünü oluşturuyor. Sorun da bu bütünün parçalanması değil mi? İster şair olsun ister gazeteci, duyarlı olan bir insan bütün her parçalandığında bu acıyı hisseder. Bazen de tuz buz olur. Aynı duyarlılık dağılan her parçayı bir araya da getirir.

Kitabınızda yalnızlığı mültecilikle buluşturarak bir simgeye dönüştürmüşsünüz. Bu simgeye değinelim.

Bahsettiğim terk edilmiş bir adamdır. Çıkış noktam da kadınlar. Kadınların terk etmesi, kavuşamama. Bu toplumsal olaylarda da görülüyor. Aynı yalnızlık yaşanıyor. Sivas’ta, Gezi olaylarında öldürülenler ve yakınları yalnız bırakıldı.

Mülteci Yalnızlığım adlı şiir kitabınız aşk üzerine de kurulu. 27 yaşında bir kişi olarak kendi kuşağınızin aşka yaklaşımı hakkındaki gözlemlerinizi aktarır mısınız?

Eskiden vefa vardı. Sevdiğiniz sizi sevmese de kendi içinizde severdiniz. Vazgeçmezdiniz. Umudunuz tükenmezdi. Şimdi durum kötü. Yeni kuşak sevmeyi bilmiyor. Aşk, artık sürdürülebilen bir şey değil. Bu evliliklerde de böyle. Birçok şey hızlı tüketiliyor. Bu kapitalist sistem aşka da yansıyor. Sadece insanlar değil, sevgiler de makineleşiyor. Bir ay içinde beş kişiyi sevenler var. Bu bir yanılgı olabilir. Aşk karşılıksız bir şeydir de.

Ancak bu kuşak Gezi Direnişi’nde yer aldı. Tam da 31 Mayıs’ta Gezi Direnişi İzmir’de başlamıştı. Kitabınızda da Haziran Tanıktı, Ethem Sarısülük’e gibi Gezi Direnişi’ne yönelik şiirlerin var. Böyle bir direnişte yer alan bir kuşakta aşka da farklı bakan gençler olduğunu düşünüyorum.

Gezi Direnişi Türkiye için bir dönüm noktasıydı. Gezi’de herkes birleşti, ses verdi. İnsanlara şiddet uygulandığı için sürdürülemedi.

Gazetecileri şiire ilgili görüyor musunuz?

Attila İlhan gibi iyi şairlar, gazetecilerdi. Şiiri okuyan bilen, anlayan günümüzde az. Benden dolayı çalıştığım gazetede arkadaşlar şiirle ilgilenmeye başladı.

Şiir kitabı basan yayınevleri için görüşleriniz nedir?

Herkesin kitabını çıkarıyorlar. Tamamen ticari düşünülüyor. Bu da niteliği düşürüyor. Neden pek şair çıkmıyor?

Arkadaşlarınızla şiir etkinlikleri de yapıyorsunuz. Yakın zamanda bir etkinlik olacak mı?

Şiir ve türkülerle 3 Haziran’da 20.00-22.00 arası Kemeraltı’nda yer alan Cafe Ma’da, Nâzım Hikmet’i anacağız. Etkinliği Aydın Ünsal ile düzenliyoruz. Çok sayıda şair ve üç müzisyen etkinlikte yer alacak.

Yeni bir şiir kitabı var mı?

30 şiirden oluşan yeni şiir dosyam hazır. Yayınlanması için birkaç yere yolladım.

İzmir sizce nasıl bir şiir?

Bu soruya cevabı, yayınlanacak ikinci kitabımda veriyorum.

O zaman kitabın çıkışını bekleyelim.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here