kanonun
Savaşsız bir dünyanın özlemi içindeyiz. Bunun için daha binlerce mil kürek çekmeyi göze alabiliriz.

Savaşta şehit olan dedelerini ve Çanakkale şehitlerini anmak için 14 Nisan’da İzmir’den kanolarıyla Çanakkale’ye doğru yola çıkan İlker Gürbüz ve Gülhun Güçyetmez bu akşam Ayvalık’a ulaşmış olacaklar.

İlker Gürbüz grafik tasarımcı, Gülhun Güçyetmez tedarik zinciri ve satın alma müdürü… 9 yıllık evliler, 5 yaşında çocukları var. İkisi de deniz tutkunu. Çanakkale Savaşları sırasında şehit olan dedelerine, bütün şehitlere ve gazilere minnetlerini ifade etmek için 2015 yılından bu yana savaşın her yıldönümünde kano ile günlerce sürecek yolculuğu göze alıp Çanakkale’de doğru kürek çekiyorlar.Gürbüz çifti bu yıl ilk kez İzmir’den yola çıkmayı tercih ettiler. 14 Nisan Cumartesi günü kendilerine KSK Yelken Kulübü’nün önünden küçük sporcularla birlikte uğurladık. Onlar yola çıkmak üzere hazırlıklarını yaparken Gazete 9 Eylül’ün sorularını da yanıtladılar.

HALK BAĞRINA BASTI

Çanakkale Savaşları’nı ve şehitlerimizi bu şekilde anma düşüncesi sizde nasıl gelişti?

Endonezya’dan, tatilden dönüyorduk.Avustralyalı bir yolcu ile tanıştık. Kocaeli’de düzenlenen barış konferansı için Türkiye’ye geliyordu.Çanakkale Savaşı’nda yaşamını yitirmiş aile büyükleri vardı. Yolculuk boyunca aile büyüklerimizden söz ettik, Anzak Savaşı’nı konuştuk.Bize Çanakkale’ye törenlere gelecek Avustralyalılar’ın her yıl kura ile seçildiğini anlattı. Kendisine bir jest yapıp Eceabat’a, Anafartalar’a götürmek istedik. Sevinçle kabul etti ama ülkesine dönmek zorunda kaldı. Benim dedem Çanakkale Savaşı’nda, Eceabat Kirte’de şehit düşenlerden biri. Bizim aileden adını bile hatırlayan yoktu. Ben araştırdım.Cide doğumlu Osmanoğlu İbrahim olduğunu eski kayıtlardan buldum çıkardım. Şehit düşünce ailesi dağılmış, zor günler yaşamışlar… Yeni nesil Çanakkale’de neler yaşandı farkında bile değil, burada yaşananları inkar edenler bile var. Biz de eşimle bu konuda farkındalık yaratalım istedik. Çanakkale Zaferi’nin 100’üncü, 101’inci ve 102’inci yıldönümlerinde kanolarımıza binip yüzlerce kilometre kürek çektik, Çanakkale’ye gittik. İlk kez İzmir’den kürek çekeceğimiz için çok mutluyuz. İzmir halkı bizi bağrına bastı, çok ilgilendiler, yardımcı oldular.

BATMA RİSKİ YOK

Bize teknelerinizden söz eder misiniz?

5’er metrelik teknelerimiz var. Ağırlıkları 35 kilogram, malzemeleri koyup biz de içine yerleştiğimizde 140 kilogram ağırlığı kaldırabilecek kadar dayanıklı. Çok kötü hava olmadığı sürece her türlü hava koşullarında yolculuk yapabiliyoruz. Şiddetli dalgada denizde ters dönse bile eskimorol adı verilen bir yöntemle yeniden tekneyi yüzebilecek hale getiriyoruz. Tekne kürek çekerek en fazla saatte 3 mil hız yapabileceğimiz şekilde dizanyn edilmiş.Bir günde 30 mil yol alabiliriz ama ortalama 20 mil yolculukla yetiniyoruz.Güzel bir havada yola çıkıyoruz. Önümüzdeki günlerde de kötü bir hava tahmini yok. Ama şans bu… Geçmiş yıllarda olduğu için yine ani bir poyraz ya da lodosla karşılaşmamız söz konusu olabilir. Şimdiye kadar binlerce kilometre yol aldık teknelerimizle… Savaşsız bir dünya özlemimizle daha binlerce mil yolculuğa da hazırız…

Kano ile yolculuk zor mu, ne dersiniz?

Kanoculuk (Kayakçılık) ölünceye kadar yapabileceğiniz bir spor. Ne kadar yol alırsak alalım yolculuk boyunca kilo kaybetmemiz söz konusu değil. Tekniği biliyoruz ve denizin ritmine uyuyoruz. Denizle mücadele etmemize hiç gerek yok. İstanbul ile Çanakkale arasında 150 bin kez küreklerimizi denizle buluşturduğumuzu hatırlıyorum.Denizde yolculuk iştahlarımızı açıyor, iyi besleniyoruz. Kalori yakıyoruz ama aynı kaloriyi yiyeceklerden alıyoruz.

Yolculuk sırasında ne tür hazırlıklarınız var?

Yolculuğumuz sırasında teknelerimizde bize gerekli olacak hiçbir malzemenin eksik olmaması için özen gösteriyoruz. Çok titiz bir şekilde hazırlanıyoruz. Alacağımız malzemenin bir listesini çıkarıyoruz. Kontrol ederek teknelerimizin özel bölümlerine yerleştiriyoruz. Yanımızda götürdüğümüz malzemeler arasında, kuru giysiler, can yelekleri, kurtarma ipi, yedek kürek, kürek ipi, pompa, sünger, eldiven, çadır, uyku tulumu, yakıt, çakmak, pişirme ekipmanı, şapka, gözlük, dalış maskesi, ilaç, diş macunu, fırça, tabak, çatal, ıslak mendil,kayak (Kano) pantolonu, GPS, VHF, Go Pro, Drone, yedek piller,lamba fotoğraf makinesi ve tripod yer alıyor. Bu malzemeler bizim için yaşamsal önem taşıyor.

23 NİSAN’DA ÇANAKKALE

KSK Yelken Kulübü önünden başlayacağınız yolculuğunuz kaç gün sürecek, kaç mil yol alacaksınız, nerede sona erecek?

170 millik (330 kilometre) yolculuğumuzu 8 günde tamamlayacak şekilde planladık. İzmir-Gediz Deltası, Gediz- Foça-Aliağa,Aliağa-Çandarlı-Dikili, Dikili-Ayvalık, Ayvalık-Kayalar, Kayalar-Babakale, Babakale-Bozcaada, Bozcaada-Seddülbahir, Seddülbahir-Çanakkale, Çanakkale-Ağadere etaplarımız olacak. …22 Nisan’da Eceabat’a ulaşıp Ağadere Şehitliği’ni ziyaret ettikten sonra yolculuğumuzu 23 Nisan’da Çanakkale Limanı’nda sonlandıracağız.

Gazete 9 Eylül okurları bu satırları okurken İlker/Gülhun Gürbüz çifti Dikili-Ayvalık arasında kürek çekmeye devam edecek.

YOLCULUĞUN HİKAYESİ

Dönemin en güçlü savaş makinesi ve ordusu dünya savaşının en önemli darbesini Osmanlı’ya vurmak için hazırdı. Boğaz denizden geçilemeyince, 25 Nisan 1915 şafağı, 8 farklı noktadan 9 ay sürecek kanlı kara savaşı başlamış oldu. Öyle bir savaş ki; nerede olduğunu ve kiminle savaştığını bile bilmeyenler… Karşısında donanımsız, moralsiz ve seferberlik ile toplanmış bir savunma. Osman oğlu İbrahim, kendisini İstanbul’a götürecek Cide açıklarında demirlemiş Karadeniz’in limanlarından asker toplayan vapura ulaştığında, bir daha geriye dönemeyeceği 400 arkadaşı ile birlikteydi. Ülke işgaldi, hayat zordu… İbrahim’i kaybeden Emine hanım fazla yaşayamadı. Hatice ve Melek öksüzdü artık. Cide’ye nadir gelen vapura yanaşmak için acele ederdi sandallar. Bir yolcu var ki minik Melek, evlat gidiyor şimdi İstanbul’a. Kucağında Hatice ile uzaktan baktı büyükanne. Gözleri doldu, o gün geldi aklına. Oğul, sırtına atmış heybesini, yürümüştü bir kaç adım sonra dönmüş bakmış köyüne son bir kez. Geride kalanlara hoşçakal der gibi. Hep deniz oldu aklımızda…

ULUSUN ATEŞİ YAKILDI

Bizleri kimi zaman ayırdı kimi zaman birleştirdi. Külleri savrulmakta olan bir ulusun ateşini yaktı Çanakkale. Orada başladı mücadele, çağdaş, özgür bir ulus olabilmek için. İşte bizler; orada ölen dedemiz İbrahim için, annelerimiz, babalarımız, büyüklerimiz, için kürek çekiyoruz. Her kürekte; evlatlar, neferler, komutanlar, doktorlar, hemşireler, pilotlar, kaptanlar, müftüler, gayri müslümler, öğretmenler, öğrenciler ve nice kahraman var. Ruhları şad ola. Unutmak mümkün mü? gazileri, şehitleri… Feda olanları. Ne mutlu, bu topraklara inanan bir bayrak altında birleşen; farklı kültürlere ve inançlara. Birliği beraberliği yaşatanlara ve unutulmayanlara.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here