oguz tumbas

Duyan, düşünen, tasarlayan, üreten… Kimdir o? Elbette toplumsal çevrenin ürünü insan… Buna insanın kurguladığı, düş rengiyle anıtlaştırdığı yaşam dayanağı umudu da eklersek ne olur? İyi olur.
İnsanoğlu nice sorunlar, sıkıntılar, kederler, acılar yaşasa da açık tutar gönlünü, yüreğini, düşüncesini umuda. Gün ağarırken, güneş aydınlanmanın türküsünü yakarken, çiçekler ışığı beklerken, kuşlar uyanırken, sabahların insan gönlüne umut ektiğini duyumsarım. Uyanınca her şey daha güzel, daha düzgün, daha aydınlık, daha varsıl…olacak diye kurarım saatimi.
Tam da sırası der gibi, bir şairin, Nevzat Üstün’ün dizesiyle yeniden buluşurum sabahın inceliğinde; “yarın daha güzel bir sabah olur.”

Aylardan Kasım’dır. Yıl 1967’dir. Ankara’da Meltem Dergimizin esmeye başladığı zamandır. Ciltletip gözüm gibi koruduğum Meltem’in 51. yılını kitaplığımda kendimle kutlarken, 8 Kasım 1979’da yitirdiğimiz, ne ki çoğumuzun adını bile unuttuğu devrimci, “toplumcu, gerçekçi, şiirin ilkelerine bağlı” şair Nevzat Üstün’le yaptığım söyleşiyi buldum.
Yüz yüze tanışıklığımız olmadı; ama dergimize karşı hep yakın durdu, destek verdi. Birkaç kitabı da imzalı olarak adresime ulaştı. Meltem Dergisi’nde (Ocak 1968, Sayı 14) bir söyleşi yapmıştım. Toplumcu şiir üzerine söylediklerini de paylaşmalıyım: “Sosyalizmi yazan, toplumsal sorunlara değinen bir şair, toplumsal sorunların, sosyalizmin emrinde midir, yoksa sosyalist midir? Emrinde olmak kötüdür. Ismarlama aşk şiiri ne kadar kötü ise ısmarlama toplumcu şiir de o kadar kötüdür.”

Uzun Yürüyüş, 1967-1968 yıllarında yazılmış olan şiirlerden oluşur. Burada yer alan Sabah şiiri de onlardan biri. Anadolu’nun, dünyanın yoksul insanlarının türküsünü söyler, çığlığını duyurur bize. Umudunu yitirmez; gelecek için, aşklar, sevgiler, güller, baharlar için bir uzun yürüyüşe çıkar, sonra “yarın daha güzel bir sabah olur” diye umudun avlusunda göğü alkışlar.
Yaşam ayracına 1924’den 1979’a değin 55 yılını sıkıştırmıştır! Şiir, öykü, gezi-deneme türlerinde 20 kadar yapıta imza atar. Çağın sorunlarını, özgürlük savaşımını konu alan, her türlü sömürüye karşı duran, toplumsal gerçekçi şiirler yazar.

“Sömürgecilerin ay ışığı yüzlerini getirin / Beyaz çarşaflarda oynatılan on dördündeki kızların / Zenci çığlıklarını getirin”(Güneş Ülkesi)
Geleneksel Türk ve çağdaş Batı şiirlerinin özelliklerinden yararlanarak özgün bir anlatım geliştirir. Ölümünden sonra adına “Nevzat Üstün Şiir ve Öykü Ödülleri” düzenlenir. Ne ki 1980-1983 yılları arasında ancak üç yıl sürer bu ödül serüveni. Şiir dalında; Ali Yüce, Hasan Hüseyin, Ahmet Özer, Şükran Kurdakul, Hidayet Karakuş’a; öykü dalında Osman Şahin, Nadir Gezer, Orhan Çubukçu, İnci Aral, Feryal Zeynep Bağcılar, Celâl Özcan’a verilir ödüller.
Nevzat Üstün’ün öykülerinde ve şiirlerinde kadınlar da başlı başına bir yer tutar. Kadınların ezilmişliklerini, aşağılanmalarını içleri burkan görüntülerle sunar. Bir çok öyküsünde çocuk gelinleri, tecavüze ve şiddete uğrayan kadınları anlatır. Şair sözü her zaman güzeldir, ayrıcalıklıdır, evrenseldir. Nevzat Üstün de bunun ayrımındadır ve sürdürür dizelerini:

Yarın daha güzel bir sabah olur
Öter kuşlar durmadan
Öter Türkiye’min özgürlük kıyılarında
Vurur keskin bir kamçı gibi
Vurur kurumuş gövdelerimize yaşamak
Hep daha güzel sabahlar olsun; umudun, özgürlüğün, insanca ve erdemli yaşamanın kıyılarında…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here