otizmli-cocuklarin-gozu

İzmir’deki Moris Bencuya Otistik Çocuklar Özel Eğitim Uygulama Merkezi, otizmin olumsuz etkilerini İzmir’in farklı bölgelerinde gerçekleştirdikleri ‘safari fotoğrafçılığı’ uygulamaları ile aşıyor. Takıntı problemi nedeniyle ayrıntıları sağlıklı bireylere göre daha detaylı yakalayabilen öğrenciler ‘Gözümüzden Kaçmaz’ isimli sergi açmaya hazırlanıyor.

Moris Bencuya Otistik Çocuklar Özel Eğitim Uygulama Merkezi’nde öğrencilere, İzmir’in farklı bölgelerinde uygulamalı olarak ‘safari fotoğrafçılığı’ dersleri veriliyor. Otizmin en büyük sorunlarının başında gelen çevre ile etkileşimin sınırlılığı ve sosyal iletişim bozukluğunu bu şekilde en aza indirmeye çalışmak için fotoğrafçılık dersi veren gönüllü öğretmenler, çocukları İzmir’in farklı bölgelerine götürerek fotoğraf sanatını hobi edinmelerini sağlıyor. Öncelikle okulda otizmli çocuk gönüllüleri ve öğretmenlerinden teorik eğitim alan öğrenciler, fotoğraf çekmek için dışarı çıktıklarında toplu taşıma araçlarını kullanıp kalabalık yerlerde bulunarak fotoğraf çekme fırsatı yakalıyor.

Fotoğrafçılık derslerinin öğrencilerdeki davranış problemlerini azalttığını ve bu sayede toplumsal kurallara uymaya başlayarak bağımsız yaşam becerileri alanında gelişme kat ettiklerini belirten tarım teknolojileri öğretmeni Buğra Bahçeci, “Bizim öğrencilerimizde belli takıntı davranışları var. Bazı renkler, bazı sesler, bazı objeler onların daha çok ilgisini çekiyor. İlgisini çeken objenin kaynağına gidiyorlar ve birçok kişinin göremediği, dikkat etmediği kareleri fotoğraflıyorlar, bu yüzden çok başarılılar” diye konuştu.

Geçen dönem Konak, Alsancak, Bornova ve Karşıyaka gibi yerleri gezerek çektikleri fotoğrafları otizmli çocuk gönüllülerinin verdikleri destekle ‘Gözümüzden Kaçmaz’ isimli 25 fotoğraflık bir sergi açarak sergileyen öğrenciler, yeni serginin hazırlıklarına da şimdiden başladılar.

‘İŞARET EDEREK ANLATIYORLAR’

‘Safari fotoğrafçılığı’ uygulamasını geçen yıl başlattıklarını dile getiren özel eğitim öğretmeni Göktuğ Ertaş, “Geçen yılın ilk döneminde öğrencilerimize öncelikle teorik fotoğrafçılık eğitimi verdik. Duran cisimlerin fotoğraflarının nasıl çekilebileceğini öğrettik. Her hafta İzmir’in belli bölgelerine giderek öğrencilerimizle fotoğraflar çektik. Aradan seçtiğimiz güzel fotoğraflarla geçen yıl sergi açtık. Bu yıl da bu çalışmalara devam ettiğimiz için tekrar sergi açmayı planlıyoruz. Öğrencilerimiz dışarı çıkmayı çok seviyor, fotoğraf çekmekten mutlu oluyor. Konuşamayan öğrencilerimiz bile güzel bir enstantene yakaladığında onu bize işaret ediyor ve fotoğrafını çekmek istediğini anlatıyor. Otizmde görülen bazı problemli davranışlar var. Fotoğrafçılık sayesinde biz bu davranışların azaldığını görüyoruz. Şiddet problemleri bu sayede aşılıyor. Veliler de ilk başta çocuklarımızın böyle güzel fotoğraflar çektiklerine inanamadılar. Onlar da bu durumdan çok memnun” dedi.

Safari fotoğrafçılığına çıktıklarında çocuklarla birlikte toplu taşıma araçlarını da kullandıklarını belirten tarım teknolojileri öğretmeni Buğra Bahçeci ise “Özellikle onlara bu alışkanlığı da kazandırmaya çalışıyoruz. Dış çekimler için Fuar, Kemeraltı, Konak gibi farklı bölgelere gidiyoruz. Öğrencilerimiz hem topluma karışmış oluyor hem de insanlar otizm grubu ile ilgili bilgi sahibi oluyor” diye konuştu.

‘BAĞIMSIZ HAREKET ETME BECERİSİ KAZANDIRIYOR’

5 ayrı atölye çalışmaları olduğunu belirten Müdür Yardımcısı Mihrican Erol, “Atölyelerimiz yaparak, yaşayarak öğrenmelerini sağlıyor. Özellikle yiyecek içecek hizmetleri atölyesinde toplum içinde bağımsız yaşama becerilerini kazandırmayı hedefliyoruz. Bunların içinde, bulaşık makinesi boşaltma, basit yiyecekleri yapma gibi uygulamalarımız var. Bisiklet uygulamamız ile birçok çocuğumuz bisiklet sürmeyi öğreniyor, büyük kas becerileri gelişiyor. İzcilik faaliyetleri kapsamında kamplar kuruyoruz. Halk oyunları dersi veriyoruz. Fotoğrafçılık uygulaması da tüm bu etkinliklerden biri. Gönüllü öğretmenlerimizle beraber yürüttüğümüz bir çalışma. Sadece fotoğrafçılık anlamında değil, çocuklarımıza bağımsız hareket etme becerisi kazandırıyor. Çocuklarımız genelde kalabalık ortamları sevmezler, bu aktiviteler sayesinde kalabalık ortamlara alışıyorlar” dedi.

Okulu yaptıran hayırsever Moris Bencuya ise “Bu çocukları hayata kazandırmak için elimizden gelen yardımı yapmak mecburiyetindeyiz. Bu işe girdikten sonra ayrılmak mümkün olmuyor. Bu çocukların şefkati, yakınlığı çok farklı” diye konuştu. DHA

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here