haluk isik

Gangalar yer değiştirdi dün gece
Parşömenler telaşla karıştırıldı
“Bu laneti hak etmek için, ne yapmış olabiliriz?”
Çöl, Ortadoğu’nun büyük şaşkınlığıdır
Üstüne kitapların ve karanlığın
Hiç bitmeden yağdığı,
Her ölüm bir kaderdir
Malum, kuşkusuz, elbet, ama
Her ölüm de unutuşun kılıç yarası,
Ve kimse sormuyor annelere
Bir palmiye altına kaç çocuk sığar
Cenaze ayinlerinde?
Petrolü çok derler, doğrudur
Bu kadar cesedi ne yapacaktı ki çöl?
Lut gözyaşından o kadar tuzlu ve ağır,
“Bu coğrafyayı yeniden tasarlamalıyız!
Ve halkların halk olduğunu hatırlatmalıyız
Anlamalıyız, günün cehennemini
Serinletmek için buz kesiyor geceler!”
Diye yanıt verecekken çocuklar,
Ah! Ortadoğu öğrenmiyor bir türlü!
Şeytanı niye her yıl ve bir günlüğüne
Yıkayıp ve üç teselli taş karşılığı
“Haydi, alın işte intikamınızı” diye
Sürerler ki insanlığın önüne?
Ve daha ne yapsın tarih ve coğrafya
Bir Allah’ın kulunun aklına da mı gelmez,
O utanç duvarının orada ne işi olduğunu?
Yer değiştirdi gangalar dün gece
Parşömenler telaşla karıştırıldı,
Ortadoğu
Unuttuklarını hatırlamaya çalışıyor!
Çocuklar için kazdığı mezarlardan
Dün gömdüğü çocuklar fışkırırken,
Bütün kutsal şehirlerde
Kubbeler ve cübbeler ışıldarken
Yalan ve ihanet bendirleri hiç susmadı
Hakikatin gözleri daha kör
Kulakları daha da sağır olsun diye…

***

Ganga, kum tepesi anlamına gelir, her gece yer değiştirirler. Coğrafyayı içselleştiremeyenler, her sabah sanki başka bir yeryüzüne uyandığını sanıp, her şeyi yeniden keşfederler. Ortadoğu’nun unuttuğu, emperyalizmin çok iyi bildiği gerçek budur.
Bu şiir elbette bu kadar değil. Ben onu, bir gün mutlaka kazanacak umuduyla, insanlığın büyük şiirine eklensin ve çocuklar bizi bağışlasın kederiyle yazdım…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here