Türkiye’de halkı aldatmanın bir yolu siyasetse diğer yolu da spordur. Özünde halkı aldatmayı, halkı kandırmayı değil de halktan yana olmayı gerektiren bu iki unsurdan siyaset “spor” spor da “skor” olarak yapılıyor ülkemizde…
Ayrıca insanların en çabuk tanınabildiği ülke, fazla araştırmaya gerek yok; Türkiye’dir. Tanınma aracı da bilindiği gibi spor sayfalarıdır. Gazetelerin palavraya en açık sayfaları arasında ön sıraları spor sayfaları alır. Son yıllarda spor sayfaları ile birlikte spor ekranları da bu tanıtım görevini yerine getirirken palavracılığa hizmet verir oldu.
Spor denince dünyanın bir çok yerinde olduğu gibi, ülkemizde de akla futbol gelir. Gazetelerin trajlarını, televizyonların reytinglerini yükseltmenin en kolay yolunun spora değil futbola verdikleri önemle doğru orantılı olduğu bir ülkede yaşıyoruz.
Özellikle futbolun bir takım fanatiklerinin, spor alanlarını bir “kavga arenası” olarak algılandığı biliyor ve futbolda “kaos”un, “terör”ün ayak seslerini duyuyorsak, sporcusundan yöneticisine, seyircisinden hakemine kadar herkese, ama önce spor basınına büyük görevler düştüğünü gündeme getirmeli ve bunu hayata geçirmeliyiz.
Spor gazeteciliğinden “tanıtım görevi” ile birlikte “palavaracılığa” son vermek, traj ve reyting düşünmeden, kimseye bağlı olmadan; cesur, dürüst ama oldukça onurlu görev yapmak gerekir. Bu gerekliliği gerçekleştirmek isteyenlerin belki başı derde girecektir. Ama “spor gazeteciliği” de bu dertleri göze alanların mesleği değil midir?
Bu yolda verilecek mücadelede dertler nereden ve nasıl gelirse gelsin; hoş gelir sefa gelir…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here