1965 yılına hezimetlerle giren Milli futbol takımımız, 1966″ya da hiç iyi girmemişti. İlk maçımızda 16 Mart günü Tahran’da İran ile 0-0 berabere kalmış, sonra 30 Mayıs günü Kopenhag’da Danimarka karşısında dta aynı sonucu almıştık. 12 Ekim günü Ankara’da F. Almanya ile oynadığımız özel maçta ise 2-0 yenilmiştik. Ve üç maçta galibiyet almak bir yana, bir tek gol bile atamayan Milli Futbol Takımı’mızın özel bir maç için Sovyetler Birliği’ne giderken “umutlu” olduğunu hiç kimse söyleyemezdi.

16 Ekim günü Moskova’da Lenin Stadı’nda yapılan maça 51. kez milli formayı giysin anlamında jest yapılarak kalede kaptan Turgay Şeren ile çıkılmıştı. Milli Takım Teknik Direktörü Adnan Süvari, bu jestten sonra kaleye, sonraları 1 numaralı formanın sahibi olan Ali Artuner’i alacaktı. 14. dakikada Fevzi Zemzem’in, 55. dakikada Ayhan Elmastaşoğlu’nun golleri ile tıpkı Berlin’deki Almanya, İstanbul’daki Macaristan maçlarında olduğu gibi Moskova’da bir destan yazılacak mikrofonda maçı Türkiye’ye duyuran Halit Kıvanç’ın sesi, radyoları başında bu büyük zaferi yaşayan herkese gözyaşları döktürecekti.

A Genç, Ümit ve Amatör Milli formaları 9 kez kuşanan Ali Artuner, Moskova zaferinden sonra Varol Ürkmezlerin, Özcan Arkoçların, Turgay Şerenlerin, Yılmaz Uralların, Nihat Akbayların kale koruduğu bir dönemde 21 yaşında A Milli Takımın değişmeyecek file bekçisi olacaktır. İzmir’in, Göztepe’nin, Adnan Süvari’nin Ali Artuner’i 24 kez kuşandığı Ay Yıldızlı forma ile anıtlar gibi file bekçisi olduğunu kanıtlayacaktır. Namık Kemal Lisesi’nin, Göztepe’nin, milli takımın file bekçisi Ali Artuner, yalnız Türkiye ölçülerine göre değil, Avrupa ölçülerine göre de büyük kaleci olduğunu gösterecektir.

Fizik gücünü sadece sağlam bünyesinden değil, aynı zamanda hareket çabukluğundan alan Ali Artuner, hareket çabukluğunu da sadece reflekslerinden değil, kendi kendini kontrol yeteneğinden ve zekasından da alır.

Kaleci için niteliğe temelden sahip olan, üstelik bu temeli doğuştan getirdiği gibi kullanmayan, bunu her yıl biraz daha geliştiren, kaderin kendisine hazırladığı kaleciliği iradesiyle büyüten adamdır. Ali Artuner, örneği az görülenlerden. Futbolda kaleciliği sadece file bekçisi olarak değil, topu oyuna sokmak için araç olarak kabul eden uzun degajları ile gol hazırlayan adamdır.

Göztepe’de futbol takviminin en güzel yerinde yaşanan, yaşanılası izler bırakan Ali Artuner, kalecilik hayatının son döneminde Beşiktaş’a transfer olmasına karşın, sağlık nedeniyle resmi maç oynamadan futbolu bıraktı, geçmişin yarınlarına güzelliklerini aktararak.

Ali Artuner”i unutmak imkansızdır.

Futbolu yaşayanlar, Ali Artuner’i nasıl unutabilirler ki?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here