İzmir Devlet Türk Dünyası Dans ve Müzik Topluluğu, ilk albümüyle İzmir türkülerini özellikle gençlere ulaştırmayı hedefledi. İzmir türküleri aslı korunarak, modern aranjelerle yorumlandı

Röportaj: Neslihan PERŞEMBE

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü İzmir Devlet Türk Dünyası Dans ve Müzik Topluluğu, ilk albümünü çıkarmanın gurur ve mutluluğunu yaşadı. İzmir Devlet Türk Dünyası Dans ve Müzik Topluluğu, İzmir Türküleri isimli albümünü, 26 Mayıs akşamı Ege Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirdikleri konserle tanıttı. Albümün sanat yönetmenliğini, topluluk sanat yönetmeni de olan Mehmet Ali Gevrek’in üstlendi. 11 İzmir türküsünün bulunduğu albümün bir sürprizi de var. Bu sürpriz, Mehmet Ali Gevrek’in İzmir için yazıp bestelediği Fayton adlı eser. Mehmet Ali Gevrek, “İzmir Türküleri albümünü özellikle gençlere ve geniş kitlelere ulaştırmayı amaçladık. Türküleri aslını koruyarak, modern aranjelerle yorumladık. Repertuvar seçiminde, İzmir’in çok kültürlü yapısını yansıtmaya çalıştık. Kantodan zeybeğe İzmir için yazılmış bestelere yer verdik” dedi. Mehmet Ali Gevrek, Benim İzmirim’e konuk oldu.

Mehmet Ali Gevrek’i bilmeyen okurlarımıza tanıtalım.
Aslen Tokat’lıyım. Tüm okul hayatım İzmir’de geçti. Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Müzik Bölümü’nde iki yıl öğrenim gördükten sonra Ege Üniversitesi Devlet Türk Musikisi Konservatuvarı’na girerek bitirdim. Ardından Kültür Bakanlığı’nın açmış olduğu sınavları kazandım. Ses sanatçısı olarak değişik korolarda yer aldım. Uzun yıllar Ankara’da çalıştım. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü İzmir Devlet Türk Dünyası Dans ve Müzik Topluluğu’nda 2010 yılında ses sanatçısı olarak geldim. 2010’nun sonunda topluluğa sanat yönetmeni olarak atandım.

İzmir Türküleri albümü fikri nasıl ortaya çıktı?
Bu çok önceden beri aklımdaydı. İzmir Türküleri’ne dair daha önce de kayıtlar gerçekleştirildi, albümler çıkarıldı ancak ben aslını koruyarak, modern aranjelerle yorumlanmasından yola çıktım. Bu türküler genelde klasik halk müziği tarzında bağlamalarla çalınmış. Oysaki eski kayıtlara ulaştığımda daha çok klarnet, kanun, ut ile fasıl havasında şehir müziği gibi olduğunu gördüm. İzmir’in geçmişten gelen çok kültürlü bir yapısı da var. Onu da yansıtabilmek adına kantodan zeybeğe İzmir için yazılmış bestelere yer verdik. Bu çok kültürlü yapıyı yansıtacak bir albüm daha düşüncemde var. Aslında daha yapılacak çok şey var çünkü İzmir için bestelenen çok şarkı var.

Bu albümün farkı nedir?
İzmir türkülerini özellikle gençlere ulaştırmak istedim. Bu bir türkü albümü ancak Batı aranjelerle yaptık. 26 Mayıs akşamı Ege Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirdiğimiz konserde katılım çok fazlaydı. Genelde konserlerimiz dolu geçiyor. Salonda yer kalmıyor. Böyle bir albüm dinleyicinin de hoşuna gitti. İzmir’den Çekirdeksiz Nar Gelir’i seyirciye de söylettik, görüntüye aldık. Çektiğimiz kilibimizde de bunu kullandık. Seyirciler ve dinleyiciler her konserimizde bize katılıyor. Bu durumu çok hoşumuza gidiyor. Hep beraber söyleyip çalıyoruz.

Cumhuriyet öncesinde de İzmir’de çok sayıda şarkı bestelenmiş. Bu şarkılara nasıl ulaşıyorsunuz?
İzmir için yazılan bestelerin yanı sıra İzmirli sanatçıların yaptığı besteler var. Konu sırf İzmir de değil. Bu anlamda çok zengin. Cumhuriyet öncesi etnik yapıyı ortaya çıkaracak kayıtlara ulaşamıyoruz. Rumca parçalar sorun olmuyor. Yunanistan’da bu anlamda bir vakıf kurulmuş ve tüm şarkıların telif haklarını da almışlar. Ancak Levantenlerin şarkılarına ulaşmak çok zor. Aynı şekilde Yahudilere ait şarkılara ulaşmak zor. Yine de bu alanda çalışmalarım devam ediyor.

Albümde sizin de Fayton isminde bir besteniz var. Bu besteye değinelim.
Albüm çalışmaları devam ederken Fayton’u yaptım. Sözleri de tamamen İzmir’in günlük yaşamı ile ilgili.

Konserlerinizin dolu geçtiğini söyleseniz de İzmirliler kendi türkülerine yeterli ilgiyi gösteriyor mu? Göstermiyorsa neden kaynaklanıyor?
Sadece İzmir’de değil, Türkiye’nin genelinde bu problem var. Şu zamanda Türkiye’de seyirciler, televizyonda ne veriliyorsa onu alıyor. Televizyon bu anlamda çok önemli bir silah. Verilen her şeyin de doğru olduğuna dair de bir algı var. Bu yıllardır maalesef böyle. Bir rekabet söz konusu ve verimli kullanılamıyor. Özellikle de özel kanallar çıktıktan sonra ödünler verildi. Bu kültür ve sanata da yansıdı.

İzmir’in şarkılarını diğer yörelerden ayıran farklılıklar nelerdir?
Biz türküleri çoğu zaman bölge olarak algılıyoruz. Örneğin zeybek ya da efe diyoruz. İzmir’in halbuki bir şehir müziği yanı da vardır. İzmir havasından ve suyundan rahat bir şehirdir. Bu müziğe de yansıyor. Yani biraz daha fasıl gibi müziğimiz, eğlenceye dayalı. İzmir müziklerinde bir yere eğilim gösterilecekse, bu öğe üste çıkmalı. Mesela Karaburun türküleri vardır. İzmir’in deniz kenarı olması, o çok kültürlü yapıyı içinde barındırması müziği de etkiliyor. İşin içine bir klarnet, bir akerdeon giriyor. Çünkü orda, o anda bunları çalan insanlar var. Farklı dinlere mensup kişiler ortak yaşamlarında birbirlerinden etkileniyorlar. Beraber üretiyorlar. Bu da güzel bir durum.

Batı müziği ile uğraşanlarla ortak çalışmalara giriyor musunuz?
Zaten Batı müziği ile uğraşanlarla aynı yerde çalışıp konser vermeliyiz. Konser anlamında birbirimizden etkilenip alışveriş yapabiliriz. Ancak bize hep Ege Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’ sadece veriliyor.

Klasik Türk Müziği eğitiminde yaşanan sorunlar nedir?
Müzisyenleri eğitminde de, halkın eğitiminde de sorunlar var. Konservatuvarlarda iyi bir planlama yok. Nasıl bir öğrenci yetiştirileceği düşünülmüyor. Günü kurtarmaya bakılıyor. Yani Türkiye ne durumdaysa biz de o durumdayız. Bir müzisyenin eğitimi çok küçük yaşlarda başlamalı. Sadece şan eğitimi daha ileride olabilir. Enstrüman eğitimine ilkokulda başlanmalı. Bilkent Üniversitesi bunu yapıyor. İlkokuldan alıp eğitiyor. Oğlum orada öğrenim gördü. Bunu bütün konservatuvarların uygulaması lazım. Ayrıca Türk müziği konservatuvarı, Batı müziği konservatuvarı diye bir ayrım olmamalı. Konservatuvar tek olmalı. İçinde branşlaşma olmalı. Her müzisyen eğitim müziği olan Batı müziğini öğrenmek zorundadır. Sonra branşlar seçilir. Böylelikle evrensel soundlar yakalanır. Türk müziğinin önemli sorunları da ancak böyle çözümlenir. Bu bir devlet politikası olmalı. Genel anlamda okullarda da müzik eğitimi önemli. Dinleyicinin özel bir çabası yoksa okulda aldığı müzik eğitimi ile konserlere gelir. Dinleyici iyi olursa, müzikle uğraşan kişiler de daha çok çabalar. En önemlisi İzmir’in markalaşmasında da bu türküler önemli bir rol üstlenebilir.

İzmir Türküleri albümünü dinleyeciler nereden alabilir? Albümde hangi türküler var?
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü İzmir Devlet Türk Dünyası Dans ve Müzik Topluluğu’nun İzmir Türküleri adlı albümü konserlerde ücretsiz dağıtılacak. Bu albüm, bir kültür hizmeti. Albüm için bütün koro arkadaşlarım, Nurcan Başol ve Gökhan Sağlam çok çaba sarf etti. Hem klibi çeken Dağhan Aslangen hem de aranjeleriyle bizimle olan Ercan Taşdemir ile gece gündüz çalıştık. Albümde yer alan türküler; Şu İzmir’den Çekirdeksiz Nar Gelir, Fayton, Gerizler Başı, Mendilimin Ucuna Sakız Bağladım Sakız, Muhabbatler Kuruldu, İzmir’in Kavakları, Darıldın Mı Gülüm Bana, Harmandalı, Uçun Kuşlar İzmir’e Doğru, Süslü, Kordon Zeybeği, Al Basmadan Donu Var.

Günümüzde İzmir’e yönelik beste yapılıyor mu?
Şimdi üretme diye bir şey kalmadı. İnsanlar kendinin farkında değil. Bir şekilde dünya dönüyor ve biz de üzerinde dönüyoruz. Genel müdürlüğümüzün çalışmaları var. Çanakkale için beste yarışması var. Bu güzel bir çalışma. İzmir için de bir beste yarışması yapılabilir. Bu geleneksellişirse İzmir şarkıları artar.

Müzik yaşamınız doğrultusunda hayalinizdeki İzmir nasıl?
Türkülerden önce bir konuda İzmir’e dair hayalimi söylemek istiyorum; kıyı şeridindeki binalardan önceki halini görmek ve yaşamak isterdim. Arka taraftakiler nefes alamıyor. Kemeraltı’nın gece yaşamasını isterdim. Karşıyaka, eski güzel haline keşke dönebilse… İzmirli yöneticiler halk ve Türk müziğine karşı biraz ilgisiz. Daha çok Batı müziğine ilgi var. Tabi ki Batı müziğine de ilgi olmalı ama yapılan her salon Batı müziği düşünülerek yapılıyor. Türk müziği için de bir konser salonu yapılmalı. Ege Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi bize yetmiyor ve otoparkı yok. Her konserden 200 kişi yer bulamadığı için geri dönüyor. Bize bir salon yapılırsa, biz teknik yapısı konusunda yardımcı oluruz. Bu salonun da merkezde olması lazım. Gelen dinleyicimiz, izleyicimiz çok masrafı kaldıramaz. Konserlerimiz ücretsiz. Ayrıca çalışma yerimiz de dar. Geniş bir alana ihtiyacımız var. Konser salonunda porvalarımızı yapmamız lazım. Bu provalara okullardan öğrencileri getiriyoruz. İzmir Devlet Türk Dünyası Dans ve Müzik Topluluğu’na layık bir salon, İzmir’in tanıtımı ve markalaşmasında da çok etkili olacaktır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here