Türk dış politikası uluslararası alanda irtifa kaybetmeyi sürdürüyor. Son olarak geçen hafta Tuna 1 adlı gemimiz Libya sahillerine 13 mil mesafede Libya’nın Tobruk Hükümetinin uçakları tarafından vuruldu. Geminin üçüncü kaptanı hayatını kaybetti. O Libya ki daha bundan beş yıl önce o günkü Başbakanımız Sayın Erdoğan’a “insan hakları ödülü” vermişti .Ancak Suriye politikalarında olduğu gibi Libya’daki ABD ve Batılı Emperyal devletlerin güdümündeki ayaklanma haraketlerinde, yine olayların nedenleri ve muhtemel sonuçlarını “yanlış” okuyup sonradan IŞİD’e biat edecek kökten dinci gruplara bavullarla dolar yolladık. Türk iş insanlarının 5.5 milyar dolar alacakları ve makine parkları havaya gitti. Türk vatandaşları sınır dışı edildi. Türk uçaklarına Libya hava sahasına girmeleri halinde “vurulacakları” bildirildi.
Suriye sınırımızda artık IŞİD ile komşu olduk. Mısır ile yaşanan son olay ve gelişmeleri hepimiz izliyoruz. Gazze’yi çoktan unuttuk. Tüm uyarı ve ikazlara rağmen Türkiye’nin Orta Doğu ve Arap Alemine yönelik sürdürdüğü “mezhepçi” yanlış politikalar; ayrıca “söylemleriyle eylemleri” arasındaki tutarsızlık… Bu gün bu dış politikaların yol açtığı “caydırıcılığı ve saygınlığı “kalmamış bir ülke Türkiye… Nerdeyse hiçbir ülke artık Türkiye’nin “hamaset” yüklü tepkilerini umursamıyor, ciddiye almıyor…
Geçenlerde yaşadığım bir olay bunun somut kanıtı. İzmir Kent Konseyi’nde oluşturmaya çalıştığımız bir sosyal sorumluluk projesi için konseydeki arkadaşlarım “Senin AB’de yakinen tanıdıkların var. Bu proje için AB Hibe Fonlarından yararlanabilirmiyiz?” diyerek girişimde bulunmamı istediler. Projenin içeriğini vererek AB’de görevli ve çokça Türkiye’ye gelip gitmiş bir dostuma durumu ilettim. Aldığım cevabı hala saklıyorum. Konseydeki arkadaşlarım savsakladığımı zannetmeyip ikna olsunlar diye onlara da gösterdim. Cevap aynen şöyleydi.
“Değerli Dostum.
Türkiye’nin AB nezdindeki “imaj ve itibarı” maalesef eskisi gibi değil ve son derece olumsuz. AB yetkililerinin Türkiye’den gelecek böyle bir talebe olumlu yaklaşmalarını mümkün görmüyorum. Selam ve sevgiler….”
Türk Dış Politikasına yön veren devlet ve hükümet yetkililerimizin AB ve Arap dünyasındaki olay ve gelişmelere karşı takındıkları “ölçüsüz kibir ve öfke yüklü” tepkiler hala sürüp gitmekte. Sonuçlarını endişeyle ve üzülerek izliyoruz .Biz izliyoruz da bu Sayın devlet ve hükümet yetkililerimiz Türkiye’yi dış dünyada nereye götürdüklerini görmüyorlar mı? Hani ne demişler “aşırı kibir ve öfke insanın gözünü kör eder ”
Doğru söze ne denir?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here