Dün 21 Aralık itibariyle kış mevsimine resmen girmiş bulunmaktayız.
Ben yaşlandıkça giderek daha fanatik bir kışçı olmaya başladım.
Çocukluk, ergenlik ve ilk gençlik döneminde yaz mevsimine duyduğum fanatik bağım, 30’lardan sonra giderek azalmaya başladı.
Artık biraz baharcı ve ama en çok da kışçıyım.
Galiba bu kış sevdam biraz da İzmir’den Çeşme’ye taşınmamla başladı.
Yazın o hengamesini, kaosunu yaşadıktan sonra el ayak çekilince mağarasından çıkmış bahar ayısı gibi oluyorum çünkü. Biraz uyku sersemi ama gayet enerjik bir ayıcık!

***

Mesela resmen kışı yaşamaya başladığımız tarihten yani dünden beri kendimi çok iyi hissediyorum.
Kendimi iyi hissedince de güzel haberleri kendime çekiyorum.
Sonra güzel haberler alınca da bana şöyle bir şey oluyor, hemen dışarı çıkıp birilerine yardım etme ihtiyacı hissediyorum. Bu birilerine hayvanlar da dahil tabii.
Etim budum neyse, elimden gelen ne varsa, ben de bir başkasını sevindirmek istiyorum.
Yani iyilik kredisi çekmişim, gidip taksidini yatırmam lazımmış gibi.
Kısaca şükür karşılığı galiba.
Ve bu da insana kendisini çok güzel hissettiyor.
Yani bir iyilik çarkının parçasıymışsın gibi.
Evren sana, sen evrene sürekli bereket, güzellik yayan bir çark…

***

Bir de kışın en sevdiğim ayı bu Aralık ayı.
Bir kere ayın yarısından itibaren şu yılbaşı renkleri ve süsleri insanı ister istemez pozitif bir moda sokuyor. İçime adeta bir gökkuşağı kaçıyor.
Böyle olunca da frekansın da o kadar yükseliyor. Bir mıknatıs gibi hayrına gelişecek olayları kendine çekiyorsun.
Yani o hediyeleri Noel Baba getirmiyor aslında. Sen kendin yaratıyorsun.
İşte olabildiğince modumuzu pozitif pozisyonda tutup, bu yıl geçen yıldan daha hayırlı bir evlat olmaya çalışalım.
Doğa ananın evlatları olarak yani…
Hep bana hep bana yapmayalım.
“Bölüşürsek tok oluruz, bölünürsek yok oluruz” diyen Yunus Emre’ye kulak verelim.
Ah çok sevgi yumağıyım bugün, çok içimden geldi, yanaşın hepinize şöyle bir sarılayım 🙂

***

Anlamak işinize gelmiyor

Bu ülkenin “aklını kullanmadan yaşayanı” bitmiyor arkadaş, bitmiyor.
Tartışmaya bile giremiyorsunuz çünkü her konuda o kadar baştan savma, kulaktan dolma bilgiyle fikir sahibi olduğunu zanneden insanlar ki, ne anlatsan inanmayacak, boş boş bakacak gibi geliyor.
Yıllardır anlatıyoruz; Yılbaşı ağacı süslemenin ya da yılbaşı gecesi kutlama yapmanın dinle, imanla, kitapla alakası yok. Yooook!
Bu kadar mı bilgiye küssünüz.
Almışlar ellerine pankartları avaz avaz bağırıyorlar: “Müslüman Noel kutlamaz.”
Eee? Tersini söyleyen mi var?
Senin Noel dediğin 24 Aralık gecesi, 25 Aralık günü.
Hristiyan alemi İsa peygamberin doğumunu kutluyor. Onların en büyük bayramı.
Gerçi biz insana, hayvana, doğaya, kendinden olmayan ne varsa ona düşman vahşiler olmadığımız için Hristiyan dostlarımızın Noel bayramlarını da kutluyor, gözlerinden öpüyoruz tabii.
O da Allah’ın dini değil mi sonuçta, ha güzel kardeşim?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here