Sütten kesilmiş bebeydiler. Kimi Fenerli. Kimi Cimbomlu. Kimisi de Çarşı’lıydı. Yakışıklıydılar. Yürekleri, beyinleri gibi!

Hepsi de birbirlerinin kulaklarına o güzel Fransız sözünü fısıldardı:

La vie est belle.’’ Yani; “Hayat Güzeldir!’’ Gülmek çok yakışıyordu hepsine de. Gülümsedikçe bakışlarından güneş mi doğardı ne?

***

Memleket kere memleket sevdalısıydılar. Çağdaşlığın. Özgürlüğün.

Cumhuriyet ilke ve kazanımlarının ardında durmak. Muhalif duruş.

Baş eğmemek. Hırsızlık, yolsuzluk, rüşvet, kumpas, adaletsizlikle,

hukuksuzlukla mücadele; ortak eksenleriydi. Tek düşünceleriydi, “Sabahlara güneş olmaya gitmek!’’ Çünkü, “Kimsenin karanlığa kalkmasını’’

istemezlerdi. İlhan Berk gibi! Birer birer hain pusularla direnişte kopartıldılar yaşamdan. Hepsinin de katili, katilleri belliydi ama

Yeni Türkiye (!) seyirciydi işte. İyi hal bile verebiliyordu (!) eli kanlılara…

***

Adamı Adam Eden Anacıkların’’ kuzusuydular. Bugün, yarın, daima; hep ağlayan, ağlayacak. Onlar… Gidenler… Yerin altında da/üzerinde yaşayanlar ! Hep Ataol Behramoğlu’nun unutulmaz dizesini mırıldanır:

İki şey var ancak ölümle unutulur, analarımızın yüzüyle şehrimizin yüzü.’’ Tabii omuzuna dayanacak “dağ’’; babalarını da unutmadan…

***

Ali İsmail Korkmaz.

Çakal sürüsünün bir ceylana saldırmasını çalışmış (!) sivil faşist destekli polislerce katledildi. Sopalarla, tekmelerle. 38 gün sonra da seslendi veda ederken: “Ben Ali İsmail Korkmaz. Polis düşürdü. Fırıncı vurdu.

Doktor salladı. Vali akladı. Ben Ali İsmail Korkmaz.

Kanım(ız) hepinizin elinde!’’

Abdocan. Ethem. Berkin Elvan. Diğer soldurulan güller. Polis kurşunlarıyla, fişekleriyle yitti. Kolay kolay öldürülemeyen düşünceler gibiydi her biri. Fransız Devrimi’nin unutulmazı Madam Rolland’ın

sehpaya götürülürken bile; “Ey Özgürlük! Senin adına ne cinayetler işleniyor’’ diyebildiği kadar “yürektiler…”

***

İnsan denizin olmadığı yerde martı adına umut olmalı’’ demiş Nazım Baba. Haziran Yiğitleri, kurşunun erişemediği bir Martı’dır..

Ve o martılar çoğalarak, zalimleri korkutmaktadır. Yine ozanın dizelerindeki gibi; “Cellat uyandı yatağında bir gece ‘Tanrım’ dedi

Bu ne zor bilmece… Öldürdükçe çoğalıyor adamlar.

Ben tükenmekteyim öldürdükçe…’’

O Martıları Unutursak, Kalbimiz Kurusun !

atila-kopruluoglu-kose-resim

1 Yorum

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here