Onbeş yıldır aynı şeyi söylüyoruz. Her gelen yıl bir önceki yılı aratıyor. Bu ülke ne zaman ‘Oh’ diyecek? Ne zaman ‘Ne güzel bir yıldı’ diyecek?
Hatırlayalım 2017’ye nasıl girdik? İstanbul’u, daha doğrusu ülkeyi yol geçen hanına çeviren dinci teröristlerden biri, bir gece kulübünü basarak 39 kişiyi öldürmüştü. Böyle uğursuz bir olayla başlamıştı yeni yıl…
Sonrasını ne siz sorun ne ben söyleyeyim. 365 günde şehit vermediğimiz gün yok gibi. Yalnızca ülke içinde değil, Irak’da, Suriye’de onlarca şehit… 4 milyon Suriyeli ekmeğimize ortak olurken, onların topraklarında 50’den fazla vatan evladını kaybettik…
365 günde ülkede başka neler mi oldu? Ne olacak OHAL yasası hayatımızı kararttı. Ülke gazeteciler için bir cezaevi haline getirildi. Onlarca gazeteci tutuklandı. Medyaya yapılan baskılar had safhaya ulaştı. Milletvekilleri hapse atıldı. Ağır baskıdan eğitimciler, akademisyenler de nasibini aldı.
Adil olmayan bir referandum yapıldı 2017’de. YSK’nin yardımıyla hayır oyları Evet’e çevrildi. Ülkenin alnında kapkara bir leke kaldı. Atatürk düşmanlığı da hız kesmedi bu yıl. Şerefsiz tarihçi müsveddeleri, bu düşmanlığı Ulu Önder’in ailesine kadar yaymak alçaklığını gösterdiler.
Milli Eğitim yine yerlerde süründü. Orta öğretimi imam-hatipleştirme, üniversiteleri medreseleştirme çabaları yıl boyunca sürdü. Müfredatta Atatürk azaltılırken, ‘Cihad’ı ekleme cüreti gösterdiler.
Ekonomi bir önceki yıldan daha berbattı. 6 buçuk milyon işsiz, umutsuzca sokaklarda dolaştı 2017’de. Enflasyon saklanan rakamlarla yüzde 12’lere ulaşırken milyonlarca işçi, köylü, memur, emekli, esnaf açlık sınırının altına itildi.
Malta Adası, Man Adası belgeleri havada uçuşurken, bizim yüzlerimiz kızardı, onlar pişkinliklerinden hiç vazgeçmediler.
Dış politikaya ne diyelim? Kitap yazılır, kitap… Ortadoğu’da yapayalnız, Batı’da itilip-katılan bir ülkeydik bu yıl. Hollanda’ya zorla girmek isteyen bir bakanın polis zoruyla ülkeden çıkarıldığını gördük içimiz acıyarak. Eyy Hollanda, Eyy Almanya, Eyy Avusturya söylemleri rüzgarda savruldu yıl boyunca.
Uğursuz Reina baskınıyla başlayan yıl, sivillere insan öldürme yetkisi veren kararnameyle sona eriyor. Ne diyebilirzi ki böyle bir yıla. En iyi temennimiz,(bir daha gelme) olabilir.
Umudumuzu yitirmiyoruz. 2018’in bölünmenin yerini barış ve kardeşliğin aldığı, düşünce ve ifade özgürlüklerinin sağlandığı, hukuk ve adaletin egemen olduğu, halkın ekonomik baskı altında ezilmediği bir yıl olması en büyük dileğimiz…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here