atilla-kopruluoglu

Johan Cruyff, efsaneydi;
futbolcuğu, teknik adamlığı ve filozofluğuyla!
“Yüzyılın Futbolcusu” seçilmişti.
Ünlü Fransız dergisi France Football’a göre
tüm zamanların en iyi üçüncü futbolcusuydu.
(Bir’de Pele, iki’de Maradona vardı!)
Teknik direktörlük kariyerine ise 1 Avrupa
Süper Kupası, 1 Avrupa Şampiyon Kulüpler
Kupası şampiyonluğu, 2 Avrupa
Kupa Galipleri Kupası, 4 La Liga şampiyonluğu,
1 İspanya Kral Kupası ve 2 Hollanda Kupası
şampiyonluğu yazılmıştı.
Futbolun şairiydi de şiiriydi de!

***

Cantürk Manav onu şöyle anlatır CNN Türk için
hazırladığı programda;
“Rinus Michels’in mucidi olduğu
‘total futbol’un en iyi yorumcularındandı.
Savunmayla hücum hattı arasındaki
mesafeyi daraltmayı amaçlayan ve
futbol takımının oyuncularının
her mevkide oynayabilmesini öngören futbol sistemini
hem futbolculuğu, hem de teknik direktörlüğünde uyguladı.
Futbolu hücum yönlü gösteri sanatı olarak gördü.
Barça’nın son yıllardaki ‘tiki-taka’
futbolunun kurucusuydu!”

***

Peki; Barça’ya nasıl gelmişti?
1973’te Barcelona’ya transfer olduğunda
İspanya’nın başında diktatör Franco vardı.
Neden Real Madrid değil de Barcelona’yı
seçtiği sorulunca “Hiçbir zaman Franco ile
bağlantılı bir kulüpte oynamam” yanıtını vermişti.
Medyaya o transferi anlatırken,
“Ajax, beni Real Madrid’e satmak istiyordu.
Barcelona Real Madrid ile aynı seviyede değildi
o dönemde, bir Katalan ekibinde yer almak da
bir meydan okumaydı.
Ama Barcelona bir kulüpten fazlasıydı!”

***

İspanya Futbolcular Birliği-AFE’nin
kurulmasının öncülerindendi.
Filozofluğu da futbol literatüründe yer edinmişti. Hem de iyi bir yer!;
“Futbol basittir. Ama basit futbol oynamak kadar zor bir şey yoktur!”.
“Kazanamıyorsan, kaybetmeyeceksin!”,
“Sadece bir top var. Bu yüzden ona sahip olman lazım!”,
“Beni anlamanızı isteseydim, daha açık anlatırdım!”
Futbolu bir felsefe olarak görüyordu Hollandalı!..

***

Bir Cruyff’lu anekdot…
Arjantinli Jorge Valdano anlatıyor;
“19 yaşında Deportivo’da oynuyordum. Cruyff’lu Barça ile karşılaşmıştık. Takımını maestro gibi yönetiyor , sağa sola bağırıp, emirler yağdırıyordu. Hakemi bile azarlıyordu. Dayanamadım, bir pozisyonda yanına gittim ve ‘Herşeyi yapıyorsun, düdüğü de al, maçı sen yönet bari’ dedim. Döndü ‘Kaç yaşındasın’ diye sordu. ’19’ dedim. Şöyle bir durdu ve ‘İnsan 19 yaşındayken Cruyff’a siz der’ dedi. Kaskatı kaldım ve maç sonrasında hakikaten siz diye hitap ettim istem dışı olarak!’’

***

Futbolun en iyileri iki yıl önce onu kaybettiğimizde bakın neler demişti;
“İstese sahadaki her pozisyonun en iyi oyuncusu olabilirdi- Eric Cantona’’
“Cruyff ‘ü tanımadan önce futbol hakkında hiçbir şey bilmiyordum-Pep Guardiola’’
“Cruyff güzel oyunu daha da güzelleştirmek için herkesten daha fazlasını yaptı-Gary Lineker’’
“Top her ayağına geldiğinde heyecanlandığınız o muhteşem futbolculardan biriydi-Bobby Charlton’’
(Benim Oyunum, J.Cruyff, Türkçesi: A.Sezgintüredi)

***

Nobelli yazar Camilo Jose Cela “On Bir Futbol Öyküsü’’ kitabında futbolu şöyle tarif eder;
“Evrensel bir bayram ve bulaşıcı çılgınlık nöbeti!”
Bizler; futbol sevdalıları da “bayram/nöbet tanımı” noktasında hayranlıkla izleme olanağı bulduğumuz “futbol tarihinin en önemli adamı” Johan Cruyff’u; “futbolun çehresini değiştiren adam” olarak analım her dem!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here