NESET
Türküleriyle Kırşehir'den Türkiye'nin her köşesinde yüreklere dokunan Neşet Ertaş, ölümünün 6'ncı yıl dönümünde anılıyor.

Türküleriyle Kırşehir’den Türkiye’nin her köşesinde yüreklere dokunan Neşet Ertaş, ölümünün 6’ncı yıl dönümünde anılıyor. Günümüzün Karacaoğlan’ı Musa Eroğlu, 40 yıllık dostu Neşet Usta’yı anlattı. Musa Eroğlu, Neşet Ertaş gibi sanatçıların yarattığı değerlerin ülkenin ‘nüfus kağıdı’ gibi olduğunu söyledi.

Sadece şanı, şöhreti değil yeri geldi yoksulluğu paylaştılar. Yeri geldi birbirlerinin evlatlarını evlat bilip baktılar, yeri geldi heybelerine nevaleyi doldurup memleket havası çektiler. Birine ‘Günümüzün Dadaloğlu’ dendi, diğerine ‘Karacaoğlan‘ı. Bozkırın Tezenesi, Abdal müziğinin son temsilcisi Neşet Ertaş’ı kaybetmenin üzerinden 6 yıl geçerken, Musa Eroğlu’nun sazındaki sızı sürüyor. Bu güne kadar dillere pelesenk olmuş pek çok türküye can veren, sayısız derlemesi bulunan, türküyü sadece yüreğiyle değil, etimolojisinden sosyolojisine bilimle anlayan Musa Eroğlu, DHA’ya memleketi Mersin Mut’ta iken telefonla konuştu.

Sadece Anadolu’da edinilebilecek bir mütevazılıkla “Belki kimine göre bir sanat ustası değilim, ama altında soluklanılacak nice ağaçlar bıraktım” diyerek memleketinde kurduğu 900 dönümlük devasa ormanın sevincini paylaştı. Neşet Ertaş’ın geldiği geleneğin belli olduğunu, babası Muharrem Ertaş, Hacı Taşan, Çekiç Ali gibi isimleri de anmak gerektiğine işaret eden Eroğlu, “Ben çok yakın tanıyorum Neşet Ertaş’ı. 40 seneliğini bir kere yan yana tanıyorum. Benim bir de araştırmacı kimliğim var. Ben ona sadece sanatçı olarak değil, sosyolojik olarak da bakıyorum. Onun için ona bir ‘şehirli’ diyebiliriz. Bazıları ‘otantik’ diyor ama otantizm başka bir şey. Otantik olan Muharrem Ertaş, Hacı Taşan. Ona ise profesyonel sanatçı olarak bakmak lazım. Ancak bir daha örneği olmadığı için bir ekol olarak Türkiye’nin gündemine oturdu. Ama bir şeyi de unutmamak lazım. Türkiye’de bu göçerlerin, Yörüklerin taşıyıcıların menşeileri var. Yani Teber müziğinin temsilcisi oldu bunlar. Türkiye’de bir Teber müziği, Abdal müziği var. Bunu kabul etmek lazım. Onun tartışılmaz temsilcisi” diye konuştu.

‘ŞEHİRLİ OZAN’

Neşet Ertaş gibi sanatçıların yarattığı değerlerin ülkenin ‘nüfus kağıdı’ gibi olduğunu vurgulayan Musa Eroğlu, “Onunla (Neşet Ertaş) bağlama bir haysiyet kazandı. Bir onur, kimlik kazandı. Bu çok önemli. Çünkü toplumun sosyolojik yapısı onu hep çalgıcı görmeye alışmıştı ama şu anda bu yaklaşımın değiştiğini görüyoruz” dedi. Bir tespitini de ‘şehirli ozan’ üzerine yapan Musa Eroğlu, “Bana göre bir şehirli ozan tipi vardır. Yani kravatlı, güzel giyinen bir ozan. Ama hep köylü türküleri söyleyip köy edebiyatı yapmayan. Bu çok önemli. Onun için onlar yeteri kadar algılanamamıştır. Sadece dinlenmiş. Hâlbuki yüzlerce onun gibi çalıp söyleyen var. İnsanın birebir öğrenci yetiştirmesi şart değil ki. Dinleye dinleye onun gibi yetişmiş yüzlerce insan var. Bunları da göz ardı etmeyeceğiz. Onun gibi çalıp söyleyen yok mu? Usta belirlemiş kendine. Bu çok önemli. O pencerelerden bakmalıyız Neşet Ertaş’a” dedi.

GÜLÜMSETEN ANILAR

Büyük ustayla anıları üzerine soruyu da yanıtlayan Musa Eroğlu, şöyle konuştu:

“Çok var da… Şimdi haftanın belli günlerinde biz Ankara’dan Yerköprü’ye giderdik onunla. Giderdik ama boş gidemezdik, geceye yetecek kadar malzeme almamız gerekiyor. Arabanın bagajını doldurur öyle giderdik. O gün bir şey bulamadık. Biraz vakit de geçmişti. Kupkuru gittik. ‘Ağam,’ dedi, ‘heybende’ bir şey yok mu?’ Sonra devam etti, ‘Heybeyi Angara’da unutmuşuz.’ O gün epey güldük. Heybe olmayınca yemek de yok. Ne diyelim, sevenleri sağ olsun. Onu demek lazım sevenlerine. Unutturmamaları lazım. Herkes elinden geldiği kadar tabii.” DHA

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here