ozge-gunerken

Klişe bir başlık oldu biliyorum ama bir sözün klişeleşmesi o sözün doğruluğunu ve geçerliliğini eksiltmiyor. Hayatın her alanında eğitim şart. Eğitimle kastım illa okullar, üniversiteler, yüksek lisanslar, doktoralar değil aslında… Onlar da önemli elbette ama benim kastım insanın kendisini eğitebilmesi… Çünkü okul biter, eğitim bitmez. Öğrenme süreci bu dünyadan göçüp gidene kadar sürer. Tabii biz öğrenme hevesimizi kaybetmedikçe, kendimizi geliştirmek istediğimiz müddetçe ve en önemlisi de her şeyin en iyisini bildiğimiz gibi bir illüzyona kapılmadığımız sürece… Bu dünyayı paylaştığımız hayvanlar ve özellikle kentlerde bir arada yaşadığımız sokak hayvanları konusunda da eğitim şart. Mesela en temelinden, “hayvanların yaşam hakkı” ne demektir, neleri kapsar? Sokaktaki hayvanlara nasıl yaklaşmalıyız? Çocuklarımızı vicdan ve sorumluluk sahibi bireyler olarak yetiştirmek istiyorsak, hayvanlarla olan iletişimlerinin nasıl olması gerekir? Ebeveynlerin öğrenmesi, kendilerini eğitmesi gereken konular arasında bana göre “hayvanlara bakış açısı” ilk üçte olmalı. Çocukların hayvan haklarını öğrenmeleri çok önemli ama asıl, çocukların rol modeli olan anne babaların hayvan haklarını öğrenmeleri önemli. Geçtiğimiz günlerde, 3.5 yaşında kızı olan bir arkadaşım tanık olduğu bir olayı anlattı. Biraz özetleyerek paylaşayım: Oturdukları sitenin bahçesinde akşamüstü çocuklar oyun oynamak için toplanıyor. Tabii çocukları küçük olan anneler de kenardan seyrediyor. Çocuklardan biri bahçedeki yavru kedinin peşinden koşturuyor, sonra kuyruğundan yakalayıp çekiştiriyor. Hayvan kaçmaya kendini kurtarmaya çalışıyor ama ne mümkün, küçük çocuk oralı olmuyor. Arkadaşım anlatırken şöyle dedi; “Çocuğun annesine bakıyorum bir şeyler söylesin çocuğuna, hayvanlara bu şekilde davranmanın yanlış olduğunu anlatsın diye ama, kadının umurunda değil. Üstelik bir hafta önce aynı çocuk yine bir kedinin kuyruğundan bu şekilde çekince kedi de doğal olarak tırmaladı, çocuk kuduz aşısı bile oldu. Ama ne çocuk akıllandı ne de annesi.” Sonunda dayanamayıp arkadaşım dahil olmuş olaya. “Böyle yaparsan kedinin canı çok acır, yapma” demiş. Peki çocuğun annesi ne dese beğenirsiniz? “Hep şu hayvanseverler yüzünden. Mama verip besliyorlar sonra bütün mahallenin kedileri bahçeye toplanıyor.” Haydi buyrun buradan yakın! Fatura yine hayvan seven insanlara kesildi iyi mi? Suç, senin benim gibi bu dünyada var olmuş kedide köpekte değil. Suç, yaşam mücadelesi veren canlara yardım eli uzatanda değil. Suç kediyi kuyruğundan kavrayan çocukta da değil aslında. Suçluyu öyle uzaklarda aramaya gerek yok. Suç kendini eğitmeyende, anlayıp öğrenmeye çalışmayanda ve çocuğunu yanlış yönlendirende. İzmir’de Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP) gönüllüleri yaz kış yorulmadan, okulları gezip çocuklara hayvan sevgisini, hayvanlara nasıl davranılması gerektiğini anlatıyor. Çok önemli, hatta hayati bir iş yapıyorlar. Hani diyorum; bu eğitimlere anne babalar da katılsa… Onlar da öğrense, eğitse kendini biraz… fena mı olur? Sonuçta erken yaşlarda anne ve babanın rol modelliğinde şekilleniyor çocuğun hayata ve tüm canlılara bakışı. Anne ve baba, hayvanların yaşam hakkına saygı göstermenin ne demek olduğunu tam olarak bilmezse, çocuk bunu nasıl öğrenecek? Eğitim şart. Gücenmeden, kırılmadan, “ben bilirim” demeden, “senin yanlışın yok, yanlış olan hep başkaları” diye kulağımıza fısıldayan egomuza kapılmadan geliştirmeliyiz kendimizi. Kendimiz için, çevremiz için, sorumluluğumuz altındaki çocuklarımız için yapmalıyız bunu..

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here