Veda sahnelerine, veda sözlerine karşı duyarlıyımdır…

Daha doğrusu, dayanamam; gözlerim hemen yaşarıverir…

Sulu gözlülerden değilim; ama bazen de göstermediğim o yaşlar içime damla damla akar, beni bir yerlere alıp götürür!

Veda üzerine söylenen bazı sözlere de “bir liman” gibi sığınır, orada havanın sakinleşmesini beklerim. Tabi bu arada “Veda” üzerine toplumun benimsediği sözleri de bir teşbihin taneleri gibi çektiğim de olur…

İşte peygamberimiz Hz. Muhammed tarafından 8 Mart 632 yılında kendisinin “ilk ve son haccı” olan “veda haccında” 124.000 müslümana karşı yaptığı “Veda hutbesi” gibi…

Ve yine “Her son bir başlangıçtır” gibi…

Sonsuzluk olsaydı; hayat bu kadar tatlı olur muydu? Onu da bir kenara not etmek lazım!..

Dün bizim Türkiye Spor Yazarları Derneği’nin (TSYD) İstanbul Levent’teki tesislerinde düzenlenen genel kurulunda eski-yeni yöneticilerin “veda sahneleri” de beni etkiledi…

O anda içimden Nilüfer’in okuduğu meşhur şarkı sözü “Her Sevda Bir Veda” yı mırıldanarak “Her sevda bir veda bin ceza… O son bakıştaki dumanlı gözler, Mahkum olan o son bir kaç damla Hesap sorar sana sana.” diye tutturdum…

* * *

Lakin, 50 yıllık dostum Dr. Oktay Dikmen‘ in sessiz sedasız, mesleği olan Uzman Çocuk doktorluğuna veda edişini ve de gönderdiği “Bütün bitişler sona erişler erkendir.” başlıklı şu veda mektubu inanın beni bir daha tatlı ve de hüzünlü bir havaya soktu:

“Ancak! bir gün bitmesi gerekiyordu. İzleyicisi olduğum bebekler, bebeğini birlikte büyütmemizi isteyen bebek bekleyen genç anneler. Sizlere vefasızlık yapacakmışım duygusu bu bitişi hep engelledi. Elimde büyüyen; erişkinler, torun bekleyen büyükanne ve dedeler, genç anne adayları, yeni anne olmuşlar bilmenizi isterim ki; Yeni bir nesli yine birlikte büyütelim istiyordum. Bu benim için büyük bir zevk ve de onur olurdu. Ancak; bir gün bitecekti. Doğaldır ki, bitmesi de gerekirdi. Sizden anlayış bekliyorum. Zamanım kaldı ise dinleneceğim.”

* * *

Dr. Oktay Dikmen‘le 1950’ li yılların başlarında İzmir Namık Kemal (o gün İnönü Lisesi idi) ile tanıştım. İyi bir edebiyatçı, iyi bir hatipti. O Tıbbı, ben de Gazeteciliği seçtim. Ben Dr. Oktay gibi 1990 da “vedayı” denedim, ama olmadı; işte hala yazıyorum. İnanıyorum ki, o da bu sütunlardan ya da sosyal medyadan canı kadar sevdiği hastalarına, dünyaya getirttiği bebeklere şimdi “Dr. Dedelik” yapacaktır.

Kendisine sağlıklı, mutlu ve de huzurlu yıllar diliyorum. Bizim ÜTÜCÜ bakalım bugün hangi fıkrası ile bize katılacak!

ÜTÜCÜ

Adam göz ameliyatı geçirdi. Ameliyat çok başarılı oldu. Bu nedenle de, o kadar mutlu oldu ki, göz kliniğinin bahçesine kocaman bir heykel yaptırdı. Heykel göz biçimindeydi. Göz bebeği yerinde de göz doktorunun bir resmi bulunuyordu. Heykelin açılış töreninde mutlu hasta sevgili doktoruna sordu:

”Memnun musunuz? Neler hissediyorsunuz?”

O da derin nefes alarak yanıtladı:

”Şu anda memnunum. İyi ki kadın doğum doktoru değilmişim!”

1 Yorum

  1. 12.8.2017

    SEVGİLİ ARKADAŞIM TUMİN

    BU YAZINI BU GÜN GÖRDÜM.
    LÜTFEN AFFET
    BANA SÜTUNUNU AYIRMAN VE BU GÜZEL YAZIN İÇİN ÇOK TEŞEKKÜRLER.
    SEVGİLER.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here