kemeralti
Kaybolmak insanın kafasında negatif çağrışım yapsa da, Kemeraltı’nda kaybolmak keyifli bir şeydir.

Kaybolmak insanın kafasında negatif çağrışım yapsa da, Kemeraltı’nda kaybolmak keyifli bir şeydir. Düşünsenize dünyanın en eski ve en büyük çarşısındasınız. Bir anda kendinizi kaybediyorsunuz. Bilerek ve isteyerek…

Gerçekle hayal arasında bir yerdesiniz. Adeta bir masal denizinde yüzüyorsunuz. Etrafınızı rengarenk bir dünya çevirmiş. Başınızı sağa çeviriyorsunuz, bir tenekeci plastik dünyasına karşı savaş veriyor. Sol yanınızda mis gibi dibek kahvesi kokuları. Bir insan seline kapılmış gidiyorsunuz Kemeraltı’nın rengarenk dünyasında.

İzmir’in tarihi kadar eski bu çarşıda, başlangıcından günümüze kadar kesintisiz bir ticaret süregelmiş. İzmir’in tarihi Kemeraltı Çarşısı, kapsadığı 270 hektarlık alanda, 230 değişik iş kolunda, 800 bini aşkın ürün çeşidinin sunulduğu 14.500 işyeri sadece ülkemizin değil, dünyanın en eski tarihi çarşısı olma ünvanını koruyor. Adeta bir şehir Kemeraltı. Her gün çalışmak için 85 bin kişinin geldiği bir şehir. Bir de buna alışveriş için gelen 100 bin kişiyi ekleyin.

Nüfus olarak birçok ilimizden büyük olan Kemeraltı’nda sadece çalışanların bile pek çok ihtiyacının giderilmesi gerekiyor. Tabii bunların başında yeme-içme geliyor. Müşterisi gelip geçici olmayan bir lokantanın lezzetsiz bir yemeği sunması mümkün mü sizce? Hal böyle olunca, aynı anda bir lezzet deryasında buluyorsunuz kendinizi. Üç dört kuşaktan beri işletilen bazı lokantaların ayakta kalabilmelerinin nedeni de bu olsa gerek.


Eh, sadece esnaflar doyacak değil elbet. Her gün Kemeraltı’na gelen yüzbinlerce müşteri de bu lezzetlerden nasibini alıyor. Ege Gastronomi Turizmi Derneği’nin çıkarttığı Kemeraltı Lezzet Haritası’nda bunların bir kısmı işaretlendi. Ücretsiz olan bu haritalar İl Turizm Müdürlüğü’nden temin edilebilir.
Satıcılarla alıcıların hala sıcak bir ilişki içinde alış veriş yaptığı Kemeraltı Çarşısında, yapılan ticaretten öte adeta bir terapi söz konusudur. Düğün ve sünnetler için topluca gidilip alış veriş yapılan, ama mutlaka bunun lezzetli bir yemekle taçlandırıldığı bir yerdir.

TARİH VE LEZZET TURU

Camileri ayrı güzeldir, hanları ayrı. Yahudi cemaatinin aktif ibadet edilen havraları da buradadır, içinde huzur bulacağınız camiler de. Velhasıl ayrı bir dünyadır Kemeraltı.
Evde televizyon izleyeceğinize, gelin birlikte bir Kemeraltı turu yapalım. Kemeraltı labirentinde gezerken hem 600 yıldan eskiye giden tarihini soluyalım, hem de muhteşem esnaf lokantalarında lezzet avına çıkalım.
İzmir’in sembolü Saat Kulesi’nin de bulunduğu Konak (resmi adı Atatürk) Meydanı’ndan turumuza başlayalım. Tarihi Vilayet Konağı, Saat Kulesi, Yalı (Ayşe Hatun) Camisi Konak Meydanı’nın süsleri. 2. Abdülhamit’in tahta çıkışının 25. yılı olan 1901 yılında yapılan Saat Kulesi’nin saatleri altı günde bir mekanik olarak kurulmak zorunda.
Artık Kemeraltı’nın arka sokaklarında kaybolma ve eşsiz lezzetlerini tatma zamanı.
Bir yandan özel yiyeceklerin tadına bakarken, diğer yandan da onun neden meşhur olduğunu, nasıl yapıldıklarını öğrenmek, gizemlerini keşfetmek gerek.


İlk durağımız badem, ceviz ve Antep fıstığı ezmesi yapan Elgani. Bu tek kişilik fabrikada saf tatların nasıl imal edildiklerini öğreniyoruz. Birkaç adım sonra, serpme börek yapımını ustasından izlerken, otlu-peynirli, kıymalı tül gibi ince açılmış böreklerin pişmesini sabırsızca bekliyoruz. Diğer lezzet durakları da bizi bekliyor. Söğüş İzmir’e has bir yiyecek. Adı büyük olan değil, tadı büyük olan Değer Söğüşçüsü bizim tadım yapacağımız yer.
Beyler Sokağı’ndaki keşfimiz bizi Salepçioğlu Camisi’ne götürüyor. Barok tarzında yüzyılın başında yapılmış bu cami kalem işleri ile ünlü. Bu camiye aşık olacaksınız. Yola devam. İzmir’in ilk fotoğrafçısı Hamza Rüstem’in aynı adlı pasajdaki fotoğrafçı dükkanını ziyaret ediyor ve tarihini öğreniyoruz. Kendilerinden üst kattaki müze-odalarını açmalarını rica edip, yüzlerce fotoğraf makinası ve malzemeyi görme olanağını buluyoruz.
Biraz susadık galiba. Başdurak’ta köşebaşında gerçek meyvelerden sıkılmış meşhur Karadut şerbetinin tadına varıp, Kestane Pazarı’na devam ediyoruz. Önünden geçerken insanların ağzı sulanan meşhur Kemeraltı Turşucusu Tahsin’in önünde durmadan yürümek imkansız. Her türlü meyve ve sebzeden oluşan turşular önümüzde adeta bir tablo gibi duruyor.

Fotoğrafçılar iş başına!

Kardeşler Köftecisi etin kalitesinden ödün vermeden sunuyor leziz köftelerini. Tabii ki tadına bakacağız. Birkaç adım ötede Numan Pide, sipariş verdiğimiz otlu-peynirli ve kavurmalı kapalı pidelerimizi odun ateşinde pişirmeye başladı bile. Tadına doyamadınız değil mi? Ama daha başka lezzetler var sırada.


Abacıoğlu Han bir sonraki durağımız. Burada size bir süprizimiz olacak. 250 yıllık bu handa Ayşa Boşnak Börekçisi’nin nefis Boşnak Mantısı’nı tadacağız. Tarihi ve pırıl pırıl bu mekanın üst katını da gezerek tarihi hissediyoruz. Yola Cafe, Lesmire Abacıoğlu’nun diğer keyifli mekanları. Kemeraltı bir derya, bir hazine. Gezdikçe daha derinlere inersiniz.
Artık cıvıl cıvıl kaynayan Hisarönü’ne doğru yola çıkma zamanı. Ama her türlü yiyeceğin en tazesinin satıldığı tarihi Havra Sokağı’na da uğramadan olmaz. Fotoğrafçılar için adeta bir cennet. Kemeraltı dünyanın en büyük AVM’si ise, Havra Sokağı da onun yiyecek içecek departmanı. Sebzenin, meyvanın, balığın en tazesi, en hesaplısı hep burada oldu.
Yavaş yavaş yönümüzü Hisarönü’ne çeviriyoruz. Hisarönü yaklaşık 2.400 yıl önce İzmir’in limanının, dolayısı ile merkezinin olduğu yer. Günümüzden 250 yıl öncesine kadar da bu konumunu korumuş. Anadolu’dan gelen malların depolandığı ve gemilere yüklendiği Kızlarağası Hanı, bitişiğindeki Hisar Camisi gezi göreceğimiz son iki nokta. Eskiden hemen deniz kenarında olan bu hanın bir yanında liman, bir yanında da İzmir’in meşhur Ok Kalesi bulunuyordu.
Ama Abbas Usta’nın kurufasulya ve pilavını tatmadan, önünde kuyruk eksik olmayan Hisarönü Şambalicisi’ne uğramadan turumuzu bitirmiyoruz. Hemen iki adım ötede de sütlü tatlıları ile nam salmış Süt Çiçeği sizi bekliyor.


Tarihi hanlar, camilerin güzelliklerini görme olanağı bulacağımız gezinizi, Kızlarağası Hanı’nın üst katına çıkmadan tamamlamayın. Saatlerin nasıl geçtiğini anlamazsınız burada. Bana göre bir terapi merkezi burası. Tüm dertlerinizi, tasalarınızı unuttuğunuz.
Kemeraltı’nı gerçekten gezdiğinizde ise, bu yazıdan çok daha fazlasını bulacaksınız. Kemeraltı’nı keşfe çıktığınızda gözünüz de, gönlünüz de, karnınız da doyacak.
Şimdi siz karar verin; İnsanları para harcamaya özendirmek için bin bir takla atan AVM’lere mi gideceksiniz, yoksa kendi öz değerlerinizi bağrında barındıran, gerçek lezzetlerle kendinize ziyafet çekeceğiniz Kemeraltı’nda keşfe mi çıkacaksınız?
Karar sizin!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here