sadik-ucar

Pazarda, markette gördüğümüz kırmızı kırmızı gösterişli sebzeler var ya; hani her şeye salça olan salçaya da dönüşen…
Hani 6 lira ile 12 lira arasında oynak fiyatı olan…
İşte o domateslerin tarla çıkış fiyatı 75 kuruş… Evet 75 kuruş…
İster “yuh” deyin, ister “bu da olmaz” deyin, ister daha ağır sözlerle aracılara gönderme yapın. Durum bu…
Şimdi gelelim işin başka tarafına…
Sebzeleri alıp pazarcı ve marketlere ulaştıran aracı kurum adına birisi televizyon muhabirine anlatıyordu; “Bizim de maliyetlerimiz çok arttı. Benzine mazota zam bizi de etkiliyor. Depoların kirası elektriği, suyu, ciddi oranda yekun tutuyor.
Yok aslında biz fazla zam yapmıyoruz. Fiyat artışımız mecburiyetten.”
Pazarcıların yaklaşımı da hemen hemen aynı…
Mecburiyetten…
Zam furyası başladığında aracı kurumlar zam yaparak kendilerini koruma altına alabiliyor. Pazarcı da artan zammı alıcıya yükleyerek kendini korumayı, durumu idare etmeyi beceriyor. Geriye kim kaldı?
Üretici ve nihai tüketici…
Üretici aldığı kredileri ödeyebilmek, evine ekmek götürebilmek için zarar etme pahasına bir yıl önce anlaştığı fiyattan ürününü satıyor.
Aldığı para belki de bir sonraki yılın üretim masraflarını bile karşılayamayacak.
Yani birinci derecede mağdur…
İkinci mağdur ise biz, yani nihai tüketici…
75 kuruştan yola çıkan domatesin 12 liraya ulaşıncaya kadar süren yolculuğuna biz son veriyoruz.
Çünkü ocağımızın tütmesi lazım, çocuklarımızın önüne yemek koymamız lazım.
Adalet sisteminde bir aksaklık yaşandığında, herkesin kendi adaletini kendisi aramaya kalkması, nasıl bir kaosa sebep oluyorsa ekonomide de durum aynı…
Bugün kızdığımız aracı kurumlar piyasada bir istikrar göremedikleri için zam oranını artırıp birkaç seferde kazanacağı parayı tek seferde kazanma yolunu seçiyor.
Pazarcı sürümden kazanma yerine az satayım çok kazanayım derdinde…
Büyük marketler zaten fiyatı kendileri belirlediği için temel girdilerini de hesaba katıp fiyat belirliyor.
Bu kaosun temel nedeni de güven eksikliği…
Ne küçük esnaf, ne sanayici, ne pazarcı…
Hiç kimse istikrar göremiyor, geleceğini göremiyor.
Aslolan güven…
Çiftçi zarar edeceğini bile bile üretim yapmaz.
Kimse onlardan bu fedakarlığı beklemesin.
Eğer bu konuda bir çözüm bulunamazsa şimdi az üretiyoruz diye şikayet ettiğimiz ortamları bile arar duruma geliriz.
Uyarmadı demeyin…

1 Yorum

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here