HABER: Umut KARAKOYUN

Diyanet İşleri Başkanlığı, Karabağlar’da dört bir yanı cami ve mescitlerle dolu olan iki mahalle için kamulaştırma kararı aldı. Bölgede yaşayan vatandaşlar duruma isyan ederek konuyu yargıya taşıdı

DİYANET İşleri Başkanlığı, Karabağlar’da cami ile eğitim ve sosyal tesis yapılması için çalışma başlattı. İçerisinde yaygın eğitim kompleksi, kütüphane, çok amaçlı toplantı salonu, müftülük sitesi, diyanet evi ve okuma salonlarının da bulunacağı tesisin, ilçedeki Vatan ve Maliyeciler Mahallesi’nde bulunan 7 bin 100 metrekare arsa üzerine inşa edilmesine karar verildi. Ancak Diyanet İşleri Başkanlığı, gözüne kestirdiği arsanın sahiplerine kamulaştırma için oldukça düşük bedeller teklif etti. 7 bin 100 metre kare arsanın bir bölümü, acele kamulaştırma kapsamına alınırken, hak sahipleri yürütmenin durdurulmasını isteyerek kamulaştırma bedellerinin artırılması için yargıya başvurdu.

4 CAMİ 3 MESCİT VAR
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın cami ile eğitim ve sosyal tesis alanı olarak belirlediği mahallelerin dört bir yanında cami ve mescit var. Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ne 250 metre uzaklıkta bulunan her iki mahallenin çevresinde, 200 ile 400 metre uzaklıkta 4 tane cami, 3 tane de mescit bulunuyor. Ayrıca kamulaştırılmak istenen arazinin yanında, Akevler bloklarının hepsinin üst kısımlarında da mecsit var. Tanınmış (200 metre), Güven (300 metre), Tatari (250 metre) ve Yadigar Camileri’ne (400 metre) sahip olan bölgede, Öktem (150 metre), Nurosmaniye (50 metre), Aksaray Mescitleri (200 metre) de mevcut. Dini tesislerin bu kadar yoğun olduğu yerde camiye ihtiyaç olmadığını düşünen mahalleli isyanda. Camiye, ibadete karşı olmadıklarını vurgulayan vatandaşlar, kendilerini mağdur ederek dini bir tesis yapılması karşısında haklarını helal etmeyeceklerini belirtti.

BANA ÇADIR KURSUNLAR
Vatandaşlar, yıllarca ödedikleri arsa vergilerinden daha düşük kamulaştırma ücreti teklif edildiğini belirterek adaletsizlik yapıldığını savundu. Kamulaştırma mağdurlarından biri olan Mehmet Ali Eceli (73), 40 yıldır aynı mahallede yaşadığını ve biçilen değerle hiçbir yerde ev alamayacağını belirterek şunları söyledi: “Benim burada 128 metrekare arsanın üzerinde 77 metrekare evim var. Evim için verilen kamulaştırma bedeli 75 bin lira. Dava açıp karara itiraz ettik ve miktar 154 bin liraya çıkarıldı. Buradaki daire fiyatları 450 bin lira civarında. Ben buradan çıkarsam gidebilecek hiçbir yerim yok. Ya bana caminin yanına bir çadır kursunlar ya da en azından bir daire alabileceğim miktarda para versinler.”

HAKKIMIZI HELAL ETMEYİZ
Mustafa Eceli (63): “Benim dairem için ilk önce 90 bin lira fiyat biçtiler. İtiraz edince bu miktar 160 bin liraya yükseltildi. Bu parayı kendilerine versek ne alabilirler, ne yapabilirler? Bizler camiye karşı olan insanlar değiliz. İbadete, diyanete karşı olan insanlar değiliz ancak biz buradan çıkarıldığımızda nerede ne yapabiliriz? Cami yapılacak yerin helalleşilerek alınması gerekiyor. Fakat ‘biz bu kadar parayı bankaya yatırıp sizi buradan istediğimiz gibi çıkarırız’ demek bize biraz ters geldi. Bize verilen bu miktarlarla sokakta kalırız. Bu nedenle cami de yapılsa, kabe de yapılsa hakkımızı ne bu dünyada ne de ahirette helal etmeyiz. Hakkımızı helal edebilmemiz için bizim hakkımızın verilmesi gerekiyor. Hazreti Ömer’in adaletini unutuyorlar. Ben buradan çıkarsam ne yaparım? Bağkur’dan 850 lira aylık alıyorum. Bana bu şartlarda bir yol göstersinler.”

EDERİNDEN ÇOK VERGİ ÖDEDİM
İsmail Sezer (67): “179 metrekare arsam var. Arsam imara açılsaydı kat karşılığı müteahhitlere verecektim. Arsamı müteahhite vermiş olsaydım en az 3 daire sahibi olurdum. Fakat arsam için biçilen değer 80 bin lira. 35 yıldır arsa vergisini ödüyorum. Verilen kamulaştırma bedeli 35 yıl boyunca ödediğim paranın karşılığı bile değil. Benim ödediğim paranın daha altını bana teklif ediyorlar. Mümkün mü? En azından bir daire parası istiyorum.”

BÖYLE DİN ANLAYIŞI OLMAZ
Bünyamin Dönmez (75): “Burada büyük bir rant var. Bu rantı da buradaki dernek yöneticileri din adına, cami yapacağız diyerek milletin rantını yok etmeye çalışıyorlar. Burası 7 bin 100 metrekare bir alan. Yapmak istedikleri 4 bin metrekareye rahatlıkla sığar. Geri kalan 3 bin metrekaresini TOKİ ile veya bir müteahhitle anlaşıp buradaki hissedarlara daire vermeli. Herkesle helalleşip bu projeyi hayata geçirseler daha güzel olur. Bizim dinimiz bunu emrediyor. Yapmak istedikleri bu çalışmayı din adına yapıyorlarsa bunlar dinsiz. Böyle din anlayışı olmaz. Ben de Müslüman’ım ama yazıktır buradaki insanlara. 50 arsa sahibinin hakkını vermeden buradan çıkarmaya çalışıyorlar. Böyle din de olmaz vicdansızlık da…”

Orhan Eceli (68): “Evimizin yıkılmasını istemiyoruz. Yıkılırsa çok mağdur olacağız, gidebileceğimiz hiç biryer yok. Artık bundan sonra çadırda yaşarız. Evlerimizin bedelinin verilmesini istiyoruz. 40 yıl düşünsem Diyanet İşleri Başkanlığı’nın böyle bir şey yapacağı aklıma gelmezdi.”

Nusret Kiracı: “Madem böyle dini bir şey yapılacak, neden insanların hakları verilmiyor? Burada 180 metrekare yerimiz var ve müteahhit 4 daire veriyor. Ama kamulaştırma bedeli bir daire parası bile değil. Yapacak hiçbir şey yok. Benim 2 çocuğum var. Bu arsa üzerinde onlara birer daire yapıp geleceklerini garanti altına almayı planlıyordum. Biz bunları düşünürken bir anda kamulaştırma yapılacağını öğrendik. İzmir’de başka yer mi kalmadı. İnsanların yerlerini gasp etmenin bir anlamı yok. Ya da değerini verin mülklerin. Bu durumda yapılacak dini tesisin de hayrı olmaz. Burada 750 bin liraya satılan daireler var, bana verdikleri para, arsanın emlak parası. Yerel yönetimleri de suçlu buluyorum. Neden 18 uygulamasını kaldırmadı, inşaat yapmamıza izin vermedi de şimdi devletin eline verdi?”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here