cephe
Feray Ünal, "10 Kasım günlerinde Cumhuriyet'in kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü anarken öğrencilerime, 'Susun, konuşmayın, dinleyin' demek zorunda kalmayacağım günleri yaşamak istiyorum"

Bayraklı Osman Çınar Ortaokulu Türkçe Öğretmeni Feray Ünal‘ın çabasıyla ülkemizin farklı illerinden öğretmenlerin yazdığı kahramanlık mektupları “Cepheden Mektuplar” kitabında bir araya geldi.

14 Zilkade 1330
25 Ekim 1912

“Gençlerimiz, eli silah tutan erlerimiz savaşa katıldılar. Köyde yalnızca çocuklar, yaşlılar ve kadınlar kaldık. Hepimiz aynı umutla yardım gönderilmesini bekliyorduk ama cephelerden kötü haberler gelmeye başlamıştı.Bir vakit daha geçtikten sonra artık şehri terk etmemiz gerektiğini anladık.”

Yukarıdaki satırlar Bayraklı Osman Çınar Ortaokulu‘nun Türkçe Öğretmeni Feray Ünal ve üç sınıftan öğrencilerinin, Milli Mücadele sırasında önemli görevler üstlenmiş farklı illerden öğretmenlerle el ele vererek yazdığı mektuplardan oluşan, “Cepheden Mektuplar” isimli kitaptan bir bölüm…

Bu kitabı oluştururken, Çanakkale’den, Kahramanmaş’tan, Erzurum’dan, Gaziantep’den şimdiye kadar hiç tanımadığı öğretmen arkadaşlarıyla el ele veren Feray Ünal ve öğrencilerinden oluşan ekibi ile Gazete 9 Eylül için görüştük.

Öğrencileriniz her ay başka şehirden öğrencilerle mektuplaştığını öğrendik, bize anlatır mısınız?

Bayraklı Osman Çınar Ortaokulu’nun Türkçe öğretmeniyim. Bu mesleği 20 yıldır sürdürüyorum.Tarihe, özellikle Türk tarihine çok meraklıyım. Lisede okurken bir tarih öğretmenimiz vardı. Behiç Galip Yavuz’du adı. O bize tarihi konuları hiçbir zaman kuru kuru anlatmadı. Öylesine canlı anlatırdı ki, O’nu dinlerken devletler kurar, devletler yıkardım hayal dünyamda. Öğretmenimin Kurtuluş Savaşı’nı anlattığı dersleri hiç unutmuyorum. O anlattıkça, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e, bu vatanı bağımsızlığına kavuşturan diğer kahramanlarımıza her seferinde daha çok hayran kalıyor, bu ülkenin bireyi olmaktan gurur duyuyordum.

Anlamıştım ki, vatansever, toprağını ve bayrağını seven bir nesil yetiştirebilmek için öğrencilerime geçmişlerini ve atalarını iyi anlatmak gerekiyordu.Ders kitaplarında bu konular her zaman yer alır ama önemli olan öğrencilerde iz bırakabilmek, anlatılanları unutulmaz kılmaktır.
Üç sınıfa Türkçe öğretmenliği yapıyorum.Öğrencilerimle birlikte hayatla iç içe olan birçok düşüncemizi gerçeğe dönüştürüyoruz. Neredeyse unutulmak üzere olan geleneksel haberleşme geleneğimiz mektuplaşma da bunlardan biriydi. Mektuplaşarak her yıl farklı bir şehirden kendilerine yeni arkadaşlar ediniyorlar. Bu yılki kardeş okulumuz ve mektup arkadaşlarımızı Çanakkale’den seçtik. Her ay farklı bir mektuplaşma konumuz vardı. Bu ayın mektuplaşma konusu ise “Şehrimizin Kurtuluş Savaşı’ndaki yerini ve kahramanlıkları”nı anlatmaktı.Biz Hasan Tahsin’i anlattık, onlar Seyit Onbaşı’yı, biz İzmir’in işgalini anlattık, onlar Çanakkale cephesini. Öğrencilerim kendilerine ulaşan mektuplarda yazılanları heyecanla benimle paylaşıyor, başka okullarla da yazışmak istediklerini söylüyorlardı.
Kurtuluş Savaşı’nda iz bırakan Seyit Onbaşı, Sütçü İmam, Kazım Karabekir gibi kahramanlar farklı farklı kitaplarda yer alıyordu. Aklıma hepsini bir kitapta toplama düşüncesi geldi.Bütün kahramanlarımız aynı kitapta olayların içinde yer almalıydı. Böylece öğrencilerim onları olayların içinde daha yakından tanıyabilir ve sevebilirlerdi.

“Cepheden Mektuplar” kitabı nasıl oluştu?

Bu düşünceden yola çıkarak milli mücadele sırasında önemli görevler üstlenmiş diğer illerdeki okullarla iletişime geçtim, yardım istedim.Hiçbir okul bu isteğimi geri çevirmedi, seve seve destek verdiler.
Cepheden Mektuplar güzel bir amaç çevresinde toplanan öğretmenlerin özverili çabasıyla ortaya çıktı. Kahramanlarımızı bir tek kitaba sığdırmak tabii ki zor. Milyonlarca kitap yazılsa yine yetersiz kalır. Ama bu küçücük kitap öğrencilerin kahramanlarımızı tanımalarına küçücük de olsa bir katkı yapacaksa, vatan sevgilerini pekiştirecekse bir Türk vatandaşı olarak ben bundan gurur duyarım. Beni hiç tanımadıkları halde konu “Vatanseverlik” olunca bu projeye Anadolu’nun dörtbir köşesinden gönüllü olarak ve istekle destek veren öğretmen arkadaşlarıma bir teşekkür borcumdur. Kitabın kapağında kullandığımız tabloyu yapan Şehit Fehmi Bey Ortaokulu öğretmeni Emine Kılçıktigin’e de teşekkür ediyorum.

Kitabı hazırlarken nasıl bir yol izlediniz?

Kitap 1912’de Balkan Savaşı sırasında önce Selanik’e oradan İzmir’e göç etmek zorunda kalan Emine ana, üç oğlu ve kızının yaşadıklarından yola çıkarak başlıyor. İzmir’de iki yıl yaşıyorlar. Daha sonra büyük oğlu Salih’i Çanakkale‘ye, cepheye gönderiyor. Salih annesine mektuplar göndermeye başlıyor,Bitişik komşusu Elvan Samsun’a gidiyor, oradan sık sık mektup gönderiyor. Salih’in Çanakkale’den silah arkadaşı Yusuf Kahraman Maraş’a gönderiliyor, oradan Salih’e yazıyor. Doğu ve Batı cephelerinde durumu anlatan mektupları da oradaki illerden öğretmen arkadaşlarımız yazdı. Yaşanan olayları ve kahramanlıkları dile getiren mektupları bir araya getirdiğimiz zaman işte bu kitap ortaya çıktı.

Kitabınızı nasıl tanıtıyorsunuz?

Cepheden Mektuplar‘ın ilk baskısı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından okullarda karne hediyesi olarak dağıtıldı. İkinci baskıyı kendi olanaklarımla yaptırdım. Ancak bununla yetinmedim. Bu projede bana başından itibaren destek veren öğrencilerim Evrim Köse, Haktan Telli, İsmail Kaşıkçı, İrem Timur, Berat Ülger, Emrecan Taşdemir ve Hatice Mürsel ile birlikte davet edildiğimiz okulları tek tek ziyaret ederek Milli Mücadele’yi anlatmaya başladık. Görseller ve şiirlerle desteklediğimiz etkinliklerimizde tek amacımız öğrencilerimizde Atatürk ve vatan sevgisini artırmak. Hem Kurtuluş Savaşı’nı hem de kahramanlarımızı anlatarak farklı bir şekilde öğrencilere ulaşmaya çalışıyoruz. Farkındalık yarattığımızı ve iz bıraktığımızı hissediyoruz. Tek hayalim var; 10 Kasım’da ülkemizin kurtarıcısı Gazi Mustafa Kemal’i anarken, öğrencilerime “Susun, durun, konuşmayın” demediğim günleri yaşayabilmek.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here