Ortak acılarla geçen takvimsel bir yılı geride bıraktık.
Zorluklar, sıkıntılarla!
FETÖ, PKK, IŞİD ile amansız mücadele sürüyor.
Canların yittiği cehennem gibi Ortadoğu bataklığına dönük dış politikamız…
Hep sorduk; “Neden hala rotamız orası?” diye.
Her gün şehit haberleriyle dağlanan yürekler.
Ay-Yıldızlı tabutlarda yitirdiğimiz genç canlar!
Geride gözüyaşlı bebeleri, eşleri, anneleri, babaları!

***

“Fikirleriyle hala canlı”
Türkiye’nin “En Büyük Değeri”
“Akıl-Özgürlük-Bilim” demek Mustafa Kemâl Atatürk belleklerden silinmeye/ unutturulmaya çalışılıyor…
“En Büyük Eseri” Cumhuriyet “reklam arası” yapılıyor, felsefesiyle, kurucu değerleriyle.
O; “Büyük Önder” bir türlü ölmüyor! (Tarihçi-Yazar Sinan Meydan ne doğru sorduydu tweetinde; 10 Kasım 1938’de gerçekten ölmüş olsa, 79 yıl sonrabile öldürülmek istenir miydi?)
Düşünceleriyle yaşıyor, toplumda Mustafa Kemâl coşkusu -gittikçe- artıyor!

***

Siyaset kadar sanat kültürde yozlaşma, körelme derinleşiyor…
UNESCO verilerine göre Türkiye kitap okuma oranında dünyada 86.sırada.Yoksul Afrika ülkeleriyle aynı kategorideyiz.
Hukuk ve adalete inanç sarsılıyor!
“Dindarlık kindarlık” söylemi ile kutuplaşma toplumu esir almış!
Sansür… Otosansür had safhada…
İktidar karşıtı kim olursa olsun; “Hain, darbeci, FETÖ’cü, terörist” yaftalı!
Gazetecilikten başka işi olmamış gazeteciler zindanda.
Türkiye’de özgür gazetecilik suç!
Hem de çok büyük suç!

***
Artık saklanamaz durumda yolsuzluklar. Amerikalarda mahkemelere düştü! Ekonomi dibe vurmuş, kriz had safhada! Bir yanda hayali büyüme oranları, bir yanda geçinemeyen milyonlar… İnmiş kepenkler yarışta…
“Bir karton sigara parası” zamlı.
Asgari ücret=Asgari Hüsran=Sefalet Ücreti!..
Bir Başbakan Yardımcısı’nın “42 asgari ücretle sıfır otomobil almak
mümkün” dediği ülkedeyiz.

***

2017’da kaygılarımız, gerilim; tavandı! Buruktu. Kapkaranlıktı geçen yıl.
Hiç sevmedik, sevemedik bir türlü. “Yeni, yenilik heyecan verir” derler…
Beklentimiz; huzur ve barışlı, yılgınlıktan uzak 2018…
Geçmiş yıla benzememesini arzuladığımız, umutlandığımız!

***

Şadan Gökovalı Hocam;
“İnsana en yakışan şiirdir!
Bir de yaşamdaki renklerin
içimizde açmasının simgesi
Umut” der hep bizlere!
O zaman Nâzım Baba dizeleriyle
bütünleştirelim yazıyı:
“Umut, binbir ayaklı/Umut, güneşte saklı…
Umut edenler haklı/Umut, insanın hakkı!..”

***

Ölümleri, acıyı, şiddeti, gözyaşlarını yenecek yolun olduğuna mutlak inançla…
“Ayakta Tutmalı Umudu”
Yani;!
“Düm spiro spero” (Soluk aldığın sürece umudunu yitirme)
Gelecek; umutla akıl, bilim ve Büyük İnsanlık onuru için savaşım verenlerindir!
2018, Demokrasi, Hukuk, Adalet, Barış, Sevgi, Umut Yılı olsun…
Zor da olsa -haklıdır- bu dileğimiz!
Bütün umutlarınızı yeşertsin, büyütsün Yeni Yıl!
İyi seneler…

***

Yazıyı bitirdikten sonra Ayşe Emel Mesci’nin dün Cumhuriyet’te köşesinde yer verdiği Paul Eluard dizeleri
“Hiçbir vakit tam karanlık değil gece/
Kendimde denemişim ben/ Kulak ver dinle/
Her acının sonunda/ Açık bir pencere vardır/
Aydınlık bir pencere!” dizelerini okudum.
Eluard, Nazi direnişçisi bir yazardı.
Uçaklardan atılmış şiirleri, Fransız direnişçileri umutlandıran şairdi!
Alıntılamadan yapamadım “Aydınlık”ı…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.