Trafik cezaları ve biraz ciddiyet

The following two tabs change content below.

Tayfur Göçmenoğlu

Tüm Yazıları

Son Yazıları - Tayfur Göçmenoğlu (Tümünü Gör)


Pin It

trafikMeslektaşımız sevgili Haluk Narbay’a Karşıyaka’da park yasağı nedeniyle bir trafik cezası kesilmiş.
Ceza zaptını şöyle bir inceleyin lütfen.
Ciddiyetle, devlet ciddiyetiyle hiç ilgisi var mı?
Bakkal defterinin bir sayfası sanki.
Cezaya neyin sebep olduğu yazılmamış. Sadece kargacık burgacık bir rakamlar yazılmış .
Okuyabil ki anlayasın.
Cezayı kimin kestiğinin kimliğinin belirtilmesine ilişkin bir bölüm var; doldurulmamış.
Tarih bölümü 22/11 diye belirtilmiş. Ne demekse.
Suç mahalli yok.
Plaka yok
Cezayı kesen polisin adı soyadı yok.
İmzası yok.
Yok oğlu yok…
Baştan savma bir iş.
Tamam, cezai bir durum olabilir ve elbet polis, eğer böyle bir durum varsa cezasını kesecektir.
Çünkü karşı taraf bir şeyi yanlış ya da eksik yapmıştır.
Bunun için cezayı hak etmiştir.
Ama hey trafik polisi; böyle bir saçma, eksiklerle dolu, ciddiyetten uzak ceza tutanağı ile sen de suç işlemiş olmuyor musun?
Böyle laubalilikleri, maalesef devletin pek çok kesiminde görüyoruz.
Ve üzülüyoruz.
Haluk Narbay’ın gerçekten böyle bir cezayı hak edip etmediği konusu da bu durumda tartışılır hale geliyor doğrusu.
Aslında sözlü olarak anons yoluyla üç kere uyarı yapılması, sonra da fotoğraf çekilmesi gerekiyor diye biliyorduk.
Bu uygulama, belli ki terkedilmiş. Balıklama dalınıyor, ceza kesiliyor.
Haklı, haksız.
Hak getire.

***

Esnafın seçim heyecanı

esnafEsnafta kongre günleri yaklaşıyor.
Aralık’ta oda ve birlik seçimleri yapılacak .Kısacası heyecan büyük.
İzmir Esnaf Birlikleri içinde Şoförler ve Otomobilciler Meslek Odası, üye sayısı itibariyle ayrı bir yer işgal eder.
İzmir’de şoförlerin örgütlenmesi, 1945’lere uzanır ama Seyfi Özgizler, ilk resmi başkan olarak anılır.
Özellikle 1960’lı yıllarda Özgizler, renkli kişiliği ile hep öne çıkmıştı. Ölmeden mezarını yaptıran, başkasının taksisine binse de parasını ödeyen bambaşka bir başkandı o dönemde.
Odanın şimdiki başkanı Celil Anık da tam tamına 12 yıldır görevde. O da meslekten gelme bir örgütçü. Bu 12 yıllık süre içinde pek çok hizmeti gerçekleştirdi.. Sarı teknolojiyi hayata geçirdi. Bu sayede hangi taksinin nerede olduğunu izleyen, bir sorunla karşılaştığında en hızlı şekilde yardım ulaştıran bir sistemi uygulamaya soktu.
Taksi yazıhanelerini tek tip olarak düzenledi. Şoför eğitimine büyük önem verdi.
Oda hizmetlerini tek binada topladı. Hatay’daki binayı satarak yerine Karabağlar’da modern bir hizmet binası yaptırdı. ÖTV’nin azaltılması için meşaleyi yaktı. Korsan taksilerle mücadeleyi artırdı.
Ve şimdi Celil Anık, 2833 üyeli odanın oy kullanacak 2750 üyesinin karşısına çıkacak.
Rakibi de Perpa’nın yöneticisi Mustafa Polat.
Onun da söyleyecekleri olacak elbet.
Kısacası 7 Ocak 2018’de İzmir şoförü ciddi bir sınav verecek.
İstikrar ya da macera..
Oyunu ona göre kullanacak.

***

Bu fotoğrafa dikkatli bakın

Ekran-Resmi-2017-12-04-13.57Evet, bu fotoğrafa dikkatli bakın.
Her tarafı sit olsa ne yazar.
Ama ne yazık ki, İzmir böyle örneklerle dolu.
Yıksa yıkılmaz, onarılsa onarılmaz.
Sahibini iki arada bir derede bırakan garip bir durum.
Sit uygulamaları, elbette önemli. Ama tarihi yaşatmak, gelecek kuşaklara taşımak için. Harap olmuş böyle bir evin, yeniden yapılmasının maliyetini biliyor musunuz?
Sahibi belli ki gariban. Onarsa önce röleve lazım, onu nasıl sağlayacak. Denetimli bir inşaat ruhsatı lazım. Hangi parayla temin edecek.
Ve aslına uygun bir yapıyı yeniden kuracak.
Hangi parayla?
Bu anlayış ve aşırı disiplinci politikalar yüzünden Mithatpaşa Caddesi üzerinde cumbalı ev kalmadı. Pek çok ev yakıldı, sitlik durumdan çıkarıldı ve yerine apartmanlar dikildi.
Eski eserleri korumanın önemine kimsenin bir dediği yok ama sonu hapis cezasına kadar ulaşan bir koyu uygulamanın da kimseye faydası yok.
Böyle biline.

***

Kumar özlemi

Bu kentte bir zamanlar kumarhane işletmek serbestti.
Hatırlarım; kulüpler vardı, kapısında “Aza olmayan giremez” yazılı.
Resmen kumar oynanırdı.
Nice yuvalar yıkılırdı o yüzden.
Sonra modern kumarhaneler açıldı. Lüks otellerin bünyesinde. Çeşme’de, Balçova’da , İzmir’in göbeğinde.
Kollu makinalar çıktığında kumar oynayanın sayısı da arttı. Bu mekanlarda öylesine büyük paralar döndü ki, buraları işletenler kentin en zengin, en varlıklı kişileri arasına girdi.
Kumar, bir illet.
Kumar, bir iyileşmez hastalık.
Yuvalar yıkıyor, toplumu sarsıyor, emeği değersizleştiriyor ve tabii mutlaka kumar sürecinde oynayan kaybediyor.
Işılay Saygın, Kültür ve Turizm Bakanlığı döneminde, kumarın yasaklanması için çok çaba sarf etti. Kısmet, halefineymiş, onun sayesinde yasaklandı ve bütün kumarhaneler kapatıldı. Kıbrıs , Yunan adaları ve Gürcistan ,kumar oynamaya can atan Türklerin yeni adresleri oldu. İstanbul’dan Ercan Havaalanı’na sırf kumar oynamayacak yolcularla dolu uçaklar kalkıyor.
Bu insanlar, Ada’da en lüks otellerde ağırlanıyor, yeniliyor, içiliyor ve cepler boşaltıldıktan sonra geriye gönderiliyorlar. Bu defa da tarifeli seferlerde ekonomik biletler satın alınarak.
2017’in ilk 9 ayında Gürcistan’ın Batum kentine sırf kumar oynamak için 4 milyon 750 bin Türk gitmiş. Çoğu Karadeniz’li. Tütün, fındık, çay hasadından sonra Karadeniz’liyi tutamazsınız.
Kumardan başka ekonomisi olmayan Gürcistan, her yıl zenginleşirken, Karadeniz halkı her geçen gün fakirleşiyor.
Bir zamanlar “Nataşa” akını vardı ki, ciddi bir sorun oluşturmuştu.
Şimdi Nataşa’ları aratacak bir tehlike var :Kumar.
Kimse bunun farkında değil.
Kimileri denetimli kumarı teklif ediyor. Yani yabancılar ve gelir seviyesi belli bir çıtanın üzerindekiler oynasın, dar gelirliler oynamasın.
Takibi o kadar zor ki.
Kumar bir illet dedik ya. Bizden uzak dursun.
Çünkü zaten oynamayı aklına koyan, bir şekilde yolunu yordamını buluyor. Önemli olan bu sayıya yenilerinin eklenmesini önlemek, kumarla savaşmayı sürdürmek.

***

Otopark karlı iş

Hep dedik: İzmir’in ihmal edilmiş temel sorunlarından biri otopark.
Mevcut otoparklar yetmiyor. Trafik allak bullak oluyor.
Oysa yeni bina satın alanlar, bir zamanlar otopark için önemli paralar ödediler yerel yönetimlere.
O paralarla otoparklar yapılacak, sorun hafifletilecekti.
Olmadı.
Bu günlere gelindi.
Şimdi gözlemliyorum ki, otoparkçılık rantı yüksek bir sektör haline gelmiş. Adam, binasını yıkmış, yenisini dikeceğine otopark olarak çalıştırıyor, daha çok kazanıyor.
İzmir’in her yeri böyle.
Özellikle Alsancak, Çankaya, Basmane, Konak, Mezarlıkbaşı gibi her birinde katlı otopark bulunmasına rağmen yaşanan büyük sorun nedeniyle otoparkçılığı tercih edenlerin sayısı her geçen gün artıyor.
Her gün yüzlerce aracın trafiğe sürüldüğü böyle bir kentte sorunun boyutu ne zaman ciddi olarak farkedilecek, bilemiyoruz.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*