Atatürk ve çevre bilinci

The following two tabs change content below.

Vildan GÜNDOĞDU

Tüm Yazıları

Son Yazıları - Vildan GÜNDOĞDU (Tümünü Gör)


Pin It

Ölümünün 79. yılında aynı sevgi, özlem ve şükran ile anılan kaç tane dünya lideri vardır? Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, başarılı komutanlığı, devlet adamlığı ve askeri dehası yanı sıra; doğaya, ağaca, yeşile gösterdiği hassasiyet ve çevre bilinci ile de örnek olan bir liderdi. Onun çevre bilinci yalnızca söylemlerden ibaret olmayıp, yaşam tarzı, hayat felsefesiydi.
Kimilerimiz için varlığından bile haberdar olmadığımız bir ağacı; gölgesinin ve soluduğu havanın kaynağı olarak gördüğü için önünden her geçişinde selamlayan, bir gün önünden geçerken yol genişletmek için kendisine sorulmadan kesilen bir ağacı kurtaramadığı için hüngür hüngür ağlayan bir yeşil sevdalısıydı O…

Ata’mız öyle öngörülü bir dünya lideri idi ki, bozkır bir kasaba olan, kurak ve çorak Ankara’yı daha 1920’li yıllarda, yurt dışından şehircilik uzmanları getirerek imar planları üzerinde değişiklikler yaptırmış, önderliğinde Ankara caddelerinin ağaçlandırma ve yeşillendirilmesi çalışmaları ile; Atatürk Orman Çiftliği, Gençlik Parkı, Hipodrom gibi alanları yaratarak, Ankara’nın tabiat anlamında da “Başkent” haline gelmesini, imrenilecek yeşil bir şehir olmasını sağlamıştır; Hem de “Çevre bilinci ve doğa” daha hiçbir devletin gündeminde bile değilken!
Atatürk Orman Çiftliği yapılmadan önce Mustafa Kemal Atatürk, fikirlerini almak üzere ziraat mühendislerinden resmi bir yazı istemiştir. Yazıda; “Burada hiç bir şey yetişmez” yazan ziraatçilerin imzalarının bulunduğu resmi evrakın altına “Burası vatan toprağıdır, kaderine terk edemeyiz” yazmıştır. Ve terk etmeyip, aklına koyduğunu da yapmıştır…
Gazi hazretlerinin kurmakta olduğu örnek çiftliğin planındaki gaye şudur;
1- Bu arazide bulunan ve Ankara’nın havasını bozan bataklığı kurutarak burada orman yetiştirip havayı güzelleştirmek.
2-Ankara ikliminde yetiştirmek imkânı olduğu halde göreneksizlikten ekilmeyen bazı ziraat bitkilerini bu çiftlikte tecrübe ederek yetiştirip halka, çiftçiye gösterip yaymak.
3- Çiftçinin elinde bulunan tohumları ıslah etmek.
4- Çıplak ve ağaçsız olan Ankara ilinin her yerini ağaçlandırmak için burada meyveli ve meyvesiz fidan yetiştirerek halka dağıtmak.
5- O zamana kadar o muhitte bulunmayan bazı verimli iyi cins hayvanları ve tavukları yetiştirip çoğaltarak köylüye damızlık olarak vermek.6 – Geniş ve fennî bir ziraat yapabilmek için makineli ziraatın nasıl yapıldığını köylüye göstermek, makineli ziraatın faydalarını anlatarak köylüyü makineli ziraata teşvik etmek ve her sahada kurslar açarak köylüye bilgi vermek.7- Çiftlikte ziraatın, arıcılık, sütçülük, tavukçuluk, sebzecilik, meyvacılık ve bağcılık gibi her şubesinin kurularak üretilen çeşitli mahsulün şehirde açılacak mağazalarda satılıp halka ucuz ve temiz en iyi vasıflı gıda sağlamak.
8- Ankara halkının temiz hava alma ihtiyaçlarını karşılamak üzere mesire, piknik ve eğlence yeri olarak geniş bir koruluk ve orman alanı yapmak.
9- Ankara’da açılan Yüksek Ziraat Okulu’na girecek lise mezunu gençlerin bir sene bu çiftlikte fiilen çalışarak staj görmeleriydi.
Atatürk’ün doğa sevgisi ve çevre bilinci küçük yaşlarda, henüz babası yeni ölmüşken annesi ve kardeşi ile yerleştikleri Hüseyin Ağa’nın Çiftliği’nde doğa ile iç içe hayvanlar ve bitkiler ile haşır neşir olarak çiftçilik işleri ile uğraşmasıyla başlamıştır. Atatürk Orman Çiftliği ile atamız çiftçilikte bir devrim yaratmıştır.
Yıl 1929. Ata’mız Yalova ziyaretinde kaldığı Millet Köşk’üne gitmekteyken bir çınar ağacının kesilmekte olduğunu ve ağacın köklerinin binanın temelini kaldırdığını, yapraklarının da köşkün pencerelerine müdahale ettiği yanıtını alır ve ağaç kesilmezse köşkün kaybedileceği yanıtını almıştır. Bunun üzerine “Hayır, gerekirse köşkü ağaçtan uzaklaştırırız. Ağaç kesilmeyecek, bina kaydırılacak” diyerek, tarihe geçen bir söz söylemiştir. Ray sistemiyle ağaçtan 4 metre 80 cm kenara çekilen ulu çınar ağacı bugün hala tüm ihtişamıyla Millet Köşkü bahçesinde yaşamaktadır.
Atatürk son günlerinde ise yeşile duyduğu özlemi ve sevgiyi şu şekilde dile getirmiştir: “Yurt toprağı sana her şey feda olsun. Kutlu olan sensin. Hepimiz senin için fedaiyiz. Fakat sen Türk ulusunu sonsuza dek yaşatmak için verimli kalacaksın. Türk toprağı sen, seni seven Türk ulusunun mezarı değilsin. Türk ulusu için verimli kalacaksın.”
Sen de sonsuza dek Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu lideri olarak kalbimizde yaşayacaksın ATAM.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*