Hareket, bereket ve hakaret

The following two tabs change content below.

Son Yazıları - Ünal TÜMİN (Tümünü Gör)


Pin It

Hareket; “Bir cismin, durağan bir noktaya göre durumunun ya da yerinin değişmesine verilen ad” diye bilinir… Ve ardından da şu atasözü söylenir: “Nerede hareket, orada bereket”
Yani, hareketin çok olduğu yerde “bolluk, bereket vardır” demek istenir!
Ancak, aşırı hareketlilikte zaman zaman deprem misali büyük can ve mal kayıplarına, hatta milli değerlerin, ahlak ve terbiyenin de yok olmasına yol açar!.. Evet, tıpkı bizim tanık olduğumuz iç ve dış siyasetimizdeki gibi…
Bizde nedense siyasi üslubun bittiği, daha doğrusu “sözün bittiği” yerde, “sayıp, sövme ve hakaret dönemi” başlar!

***

Partili Cumhurbaşkanımızın 2019’a dayalı plan, programları doğrultusunda teşhis ettiği “metal yorgunluğu” sonrası tedaviye güç kaybeden, başta İstanbul, Ankara ve diğer Belediye Başkanlarını istifaya davet etmesinin ardından işte bahsettiğim “hareketin bereket”in “hakaret” boyutlarına ulaşması hepimizi endişelendirmeye başlamadı mı!
Allah aşkına söyleyin; bu düello, bu polemik ve de bu “racon kesmeler” neyin işareti! Bakın! ben bunları o parti, bu parti ya da şunun, bunun adamı olarak söylemiyorum; aksine, bizim siyasi liderlerimizin şu başlıklar altında bizlere basın yoluyla servis edip sundukları gündelik hareketliği hatırlatıyorum: işte o düello,atışma ve tartışmalar:
Liderlerin “Başörtüsü” düellosu… “IŞİD” düellosu… AK Parti’nin “Rabia” düellosu… Cumhurbaşkanının “atlet” polemiği… CHP’nin “Saray” düellosu… “Liderleri “tutuklatma” raconu… Erdoğan’ın, Kılıçdaroğu ile “Sen kimsin ya!” raconu… “Dersim” tartışması.. “Yüce Divan” düellosu… Meclis’te düello… “Psikoloğa görünsün!” tavsiyeleri…
Ve hem yurt dışına, hem de iç siyasete “Bir gece ansızın gelebiliriz” göndermeleri…

***

Aslında Alex Kanevsky’ye ait “İnsanoğlu bir gün; Virgülü kaybetti: Söyledikleri birbirine karıştı… Soru işaretini kaybetti… bir başka gün: Soru sormayı unuttu. Her şeyi olduğu gibi kabul eder oldu.” sözü ile yazıma noktayı koyacaktım ki, tarihçi dostum Umur Sönmezdağ ile karşılaştım. Siyasetimizdeki tek adamlık, racon kesmeler üzerine tarihten bir örnek var mı diye sordum. O da, “Olmaz olur mu, haklı haksız pek çok iftiraya maruz kalan iki hükümdar Timur (Müslüman), Cengiz Han (eski gök tanrı dinine inanan) var” dedi. Ve Timur’ un söylediği en güzel sözlerden birisinin şöyle başladığını hatırlattı: “Dünya iki hükümdarın sahip olacağı kadar değerli değildir….”

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*