Hatıraya hakaret

The following two tabs change content below.

Son Yazıları - Serdar ÖZTÜRK (Tümünü Gör)


Pin It

Cumhuriyet Gazetesi’nin internet sitesi Genel Yayın Yönetmeni Oğuz Güven hakkında, 10 Mayıs’ta geçirdiği kaza sonucu yaşamını yitiren Denizli Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Alper’in ölümüyle ilgili habere ilişkin, kısa süre sonra değiştirilen anons tweeti nedeniyle, “terör örgütü propagandası yapmak” ve “kişinin hatırasına hakaret” suçlarından soruşturma açılmıştı.
Önce gözaltı süresi 7 güne çıkarıldı.
Gözaltının 4. günü önce savcı, ardından da hakim karşısına çıkarılarak tutuklandı…
Tutuklama gerekçeleri arasındaki “kişinin hatırasına hakaret” suçlaması başsavcının ölümünden sonra internet sitesine konan haber başlığında “biçildi” denmesine dayandırılıyor.
İkinci suçlamaya konu olan “terör örgütü propagandası yapmak” suçuna ait olarak da Suriye’nin Rakka kentinde IŞİD’le çatışmada hayatını kaybeden Ulaş Bayraktaroğlu’nun haberi gösteriliyor.
Terör örgütü propagandası yapmak suçu artık o kadar genişledi ki, yanına eklenen “örgüt üyesi olmamakla birlikte” ve “iltisaklı” gibi kavramlarla hiç kimseye hukuk güvencesini bırakmıyor.

***

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu “şerefe karşı suçlar” bölümü madde 130’da “Kişinin Hatırasına Hakaret” suçunu düzenlemiştir.
Maddeye göre;
“1) Bir kimsenin öldükten sonra hatırasına “en az üç kişiyle ihtilat” ederek hakaret eden kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Ceza, hakaretin alenen işlenmesi halinde, altıda biri oranında artırılır” denilmektedir.
Bu halde tek başına “kişinin hatırasına hakaret” suçundan tutuklama olmayacağı için, (son KHK’lar ile adli kontrol kapsamına alınan suç sınırı 3 yıla çıkarıldı) yanına bir de “terör örgütü propagandası yapmak” suçu eklenmiş görülüyor.

***

Maddenin 1. fıkrasında yer alan “en az üç kişiyle ihtilat” etmesi konusudur asıl tartışma konusu olan. Türk Dil Kurumu’na göre ihtilat, “karşılaşıp görüşme” anlamına gelmektedir.
Bir örnek vermek gerekirse;
Bir kişi hakkında, en az (kendisi hariç) iki kişiye hakaret içeren mektup yazarak yollayan kişi, mektupların o iki kişiye ulaşmasından sonra bu suçu işlemiş sayılır.
Elbette burada hakaret ettiği kişinin “yaşamıyor” olması koşulu vardır.
Çünkü yaşayan kişinin “hatırası” olmaz.
Ayrıca bu suçu işlemek için “üç kişi” olmak gerekir.
İddia makamı da muhtemelen, internet sitesinde yayınlanan haberin başlığı ile “üç kişi” gerekçesinin oluştuğunu düşünmüş ki, bu maddeden soruşturma açmış.
Peki ya hakaret…
“Biçti” kelimesinin hakaret olup olmadığına nasıl karar vereceğiz?
Orası bilinmeyen, karanlık bir dünya…
Çünkü aynı haber bir başka gazetede “kâğıt gibi ezdi” olarak değerlendirilmiş
Sadece “biçti” kelimesine takılıp, haberin içeriğini gözardı ederseniz, hakaret bulabilirsiniz. Ama “biçti” kelimesini sadece “başlık” olarak değerlendirip, içeriği önemserseniz o zaman “hakaret” bulamazsınız.
Bulacaksanız, “ezdi” kelimesi de hakaret içermez mi?
O zaman Mustafa Kemal Atatürk’e bulduğu her fırsatta “saldıran” güruha ne demeli?
Anlaşılan, kurt kuzuyu yemeye karar vermiş…

***

Hukuk sistemi “adalet dağıtmaktan” çok, yandaş ve trollerin “cadı avı” sonucu “iktidarın sopası” haline gelmiş ise, bu en çok adalet dağıtıcıları için tehlikelidir.
Çünkü adalete inancın bittiği yerde, ülkenin “omurgası” sarsılır.
Sarsılan omurga kırılırsa, hepimizin içinde bulunduğu gemiyi “batmaktan alıkoyacak” hiçbir güç kalmamış demektir.
Hukukun üstünlüğü yerine, güçlünün hukuku egemen olursa, emperyalizm “parça pinçik ettiği ekonomiyle” ülkeyi afiyetle yutar.
O zaman adalet dağıtanlar, kendilerini “müstemleke valisinin kâhyası” olarak bulurlar.

***

Gazeteci Oğuz Güven’in tutuklanması, “hukuki” açıdan olduğu kadar “gazetecilik” açısından da zorlama ve gözdağı vermenin son halkasıdır.
Ağır eleştiri ve hakaret arasındaki çizgi, hukuk tarafından “yeni bir tanıma doğru” götürülmektedir.
Bunun sakıncalarını pek çok hukukçu görmekte ve uyarmaktadır.
Hukukun içine düştüğü bu karmaşık ve belirsiz durum, mutlaka yine “hukukçular tarafından” düzeltilmelidir, düzeltilecektir.
Aksini düşünmek bile felakettir…

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*