Tasarı

The following two tabs change content below.

Özge GÜNERKEN

ozge.gun@gmail.com
Tüm Yazıları

Son Yazıları - Özge GÜNERKEN (Tümünü Gör)


Pin It

Devletin kurumu TÜİK verilerine göre ülkemizde 50 bine yakın kişi resmen aç, 1 milyon 250 bin kişi ise açlık sınırı altında yaşıyor. Yardıma muhtaç olan kişi sayısı 30 milyonun üzerinde.
Türkiye’de en az 133 bin çocuk işçi, 30 bine yakın çocuk gelin var, deniliyor ama gerçek sayı kim bilir kaç?
7 milyon insan okuma yazma bilmiyor ülkemizde.
Türkiye’de havası temiz tek il Çankırı. AB kriterlerine göre ise temiz il sayımız sadece 18. Yine de nükleer santraller kurmaya, kömüre yüklenmeye, ağaca cephe alıp ormanları yok etmeye, doğa harikası neresi varsa orayı betonlaştırmaya devam ediyoruz.
Siyasetteki yozlaşmaya ve bu durumun topluma olan etkilerine hiç girmiyorum.
Türkiye’de nelerin ters gittiği ile ilgili bir liste hazırlamaya kalksak herhalde bırakın bu köşeyi, gazetenin tamamı bile yetersiz kalır.
Bu vaziyetteki ülkemizde, kavga dövüş hayvanların hakları için bir kanun yapıldı. Hayvan Hakları Kanunu 2004 yılında çıktı.
Mükemmellikten uzak da olsa, daha önce ülkemizde hayvanların haklarının hiçbir şekilde hukuki olarak korunmadığı düşünüldüğünde, önemli bir adımdı.
Ancak maalesef 5199 sayılı kanunda özellikle sokak hayvanlarına şiddetin önüne geçecek, sokaklarda sürekli artan popülasyonu durduracak, hatta yerel yönetimleri kısırlaştırma ve bakımevi kurmaya zorlayabilecek net maddeler yer almıyordu.
Yeniden mücadele başladı.
Bu kez kanunun revize edilmesi, iyileştirilmesi için STK’ların da dahil olduğu toplantılar Başkent’te yapıldı.
2012’de bir tasarı hazırlandı. Tasarıda bazı maddeler yeniden düzenlendi. Kolay olmadı.
Sonunda tasarı son halini aldığında aradan 2 yıl daha geçmişti. Hala da yasalaşmadı.
Tasarı şu an Başbakanlık’ta.
Mükemmel bir tasarı mı? Değil.
Peki önemli kazanımlar içeriyor mu? Kesinlikle.
Öncelikle bu tasarı hayata geçerse, hayvanları öldüren, işkence eden, taciz/tecavüz edenler artık kabahatler kanununa göre değil, ceza kanuna göre yargılanacak. 3 yıla kadar hapis cezası alabilecek. Bazı durumlarda hapis cezası 6 yıla kadar çıkabilecek. Hayvana şiddet nedeniyle ceza alanların artık siciline işlenecek bu suçları.
Belki bu, kimileri için önemli bir kazanım sayılmayabilir ama onlarca, yüzlerce olay geçiyor gözlerimin önünden…. Türkiye’nin dört bir yanından unutmadığım, korkunç hayvana şiddet haberlerini anımsıyorum. Bu olaylarda yakalanabilen suçluların 300-500 lira ödeyip, kurtulduğu geliyor aklıma. Bu maddeyi çok önemsiyorum. Bence hayvanseverim diyen herkesin de önemsemesi gerekir diye düşünüyorum.
Sonra petshop’lardan hayvan satışı yasaklanıyor tasarıya göre. Bugün sokaklarda gördüğünüz köpeklere dikkatlice bakın; çoğunun cins veya kırma olduğunu fark edeceksiniz. Bu hayvanların büyük çoğunluğu ya sokağa terk edilen canlar veya onların çocukları, torunları… O yüzden önemli bir adımdır petshop’tan hayvan yasağı.
Yunus parkları kapatılacak mesela… İmzaladığımız onlarca kampanyayı, katıldığımız eylemleri, izlediğimiz videoları, okuduğumuz makaleleri hatırlayın. Birçok yunus yeniden özgür olabilecek.
Önemli kazanımlardır bunlar. Ve elbette yetmez.
Mesela nüfusu 100 binin altındaki belediyeler kısırlaştırma merkezi kurmak durumunda değil. Gönül isterdi ki, her belediye nüfusu ne olursa olsun kendi kısırlaştırma merkezini kursun. İlçesindeki sokak hayvanlarını düzenli kısırlaştırsın; bakımlarını yapsın. Ama Türkiye gerçeği başka bir hikaye anlatıyor. Yoksulluktan kırılan belediyeler var mesela doğuda. Nüfusu 100 binin altında. O belediyeler çöp toplayamazken, kısırlaştırma merkezi istenebilir mi? Yani istenir tabii ama bu talep gerçekçi olur mu?
Sokak hayvanlarının çocuk parkı, cami, hastane gibi nüfusun yoğun olduğu yerlere bırakılamayacağı meselesi var bir de. Maddeyi ilk okuduğumda “olur mu böyle iş” dedim. HAYTAP Başkanı, aynı zamanda bir avukat biliyorsunuz. Ahmet Kemal Şenpolat ile maddeyi tartıştık. Maddenin şu şekilde okunması gerektiğini bir avukat olarak söyledi: “Bir sokak hayvanı kazara çocuk parkı, cami avlusundan alındıysa tedavisi veya kısırlaştırması yapıldıktan sonra aynı yere bırakılmaz.”
Şenpolat’a göre bu madde otomatikman “o hayvan ormana atılır” şeklinde okunmamalı. Yine o semte bırakılır ama direkt olarak alındığı noktaya bırakılmaz, yani.
Umalım ki bu madde bize ilerde sorun çıkarmaz. Bunu gönülden istiyorum. Bu madde nedeniyle canların canı yansın hiçbirimiz istemeyiz.
Bu tasarı geçtiğinde; daha iyisi için yeniden mücadele başlayacak. Kısır tartışmalarla yerimizde saymaktansa, adım adım yolumuza devam edeceğiz. İnat edeceğiz ve daha iyisini elbet kazanacağız.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*