Huzurevleri

The following two tabs change content below.

Tayfur Göçmenoğlu

Tüm Yazıları

Son Yazıları - Tayfur Göçmenoğlu (Tümünü Gör)


Pin It

Huzurevlerine duyulan ihtiyaç, taa Osmanlı’dan beri var. Darülaceze, bunlardan en önemlisi.
1863 yılında kurulan Şefkat yuvası anlamına gelen Darüşşafaka da annesi ve babası olmayan zeki çocukları barındırıp eğiten bir kurum olarak öne geçer. Darüşşafaka, daha sonra; bu hizmetine kaynak oluşturmak amacıyla huzurevleri kurdu ve sürekli gelir sağlayan bir düzen oluşturdu.
Günümüzde huzurevleri, devletin, belediyelerin ve özel sektörün sunduğu örneklerle dolu. Devlet huzurevleri içinde kaliteli olan var, kaliteyi yakalayamayan var. Kendisini yenileyen var, geleneksel kalmayı tercih eden var.
Aynı örnekler belediye huzurevleri için de geçerli. Ancak özel sektörün; genelde bu kaliteyi yakalayamadığı gözleniyor.
Gürçeşme’deki İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait huzurevine sıkça gidip gelirdik. Gazeteci dostu Dr. Rüknettin Halulu, İl Fakirlerine Yardım Cemiyeti’nin de himayesinde olan bu huzurevine halkın dikkatini çekmek için ne gerekirse yapmıştı.
Ancak Gürçeşme’deki şu an İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait huzurevinin; fiziksel iyileştirme imkanları kısıtlı idi ve zaten Evka-1’deki Yaşam Merkezi, bu ihtiyaçtan yola çıkılarak oluşturulmuştu.

Devlete ait huzurevlerindeki bu iyileştirme ne yazık ki hızlı biçimde yapılamıyor.
Huzurevleriyle ilgili bir sıkıntı da buraya önemli sağlık sorunu olmayanların kabulü zorunluluğu. Örneğin Alzheimer ve demans hastalarının; en çok ihtiyaç duydukları bu kurumlara kabul edilmemeleri, bu tabloyu yaşayanların ailelerine de büyük sıkıntı yaşatıyordu. Devlet, sonunda bu gerçeği gördü ve sadece Demans ve Alzheimer hastalarını kabul eden huzurevlerini açarak ilk adımı atmış oldu. Bunlardan bir tanesi de Menderes ilçesinde geçen yıl faaliyete başladı ve hayli de başarılı. Keza İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Evka-1’e taşıyarak Yaşam Merkezi adıyla faaliyetine başladığı Gürçeşme Huzurevi bünyesinde de bu hastalara hizmet veren bölümler kuruldu.
Bu arada; Emekli Sandığı’nın Narlıdere’de açtığı ve sunduğu kaliteli hizmetle kendinden çokça söz ettiren huzureviyle ilgili statüyü de irdelemek gerekir. Sosyal güvenlik kurumlarının tek çatı altında toplanmasına rağmen; bu huzurevinden hala sadece Emekli Sandığı mensupları yararlanabiliyor. Narlıdere Huzurevi de Demans ve Alzheimer hastalarına hizmet vermiyor. Özel servisler kurularak bu kapıyı açmaya yönelik çalışmaların hızlandırılmasını beklemek elbette herkesin hakkı.
Ülkemizin en köklü kurumlarından biri olan Darüşşafaka da huzurevi hizmetleri sunuyor. Ancak son derece kaliteleştirilen bu hizmetin, sadece aristokrat bir çevreye hizmet sunduğunu zikretmek zorundayım. Darüşşafaka’nın İstanbul’da olduğu gibi İzmir’in Urla ilçesinde, Özbek’te de bir rezidansı var. Ancak buraya iki yol kullanılarak giriliyor. Ya yüklü bir bağış yaparak, ya da aylık bir bedel ödeyerek. O zaman, size bir oda tahsis ediliyor ve ölümünüze kadar burada kalıyorsunuz, her türlü bakımınız buradan sağlanıyor.
Ama sıkı durun, bunun karşılığında en az 1 milyon liralık nakit ya da gayrimenkul bağışlamanız şartıyla. Önceleri bu rakam üçte biri kadardı. Kendisi de anasız babasız kaldığı için Darüşşafaka okullarında yetişen Başkan Talha Çamaş, ödeme çıtasını hayli yükseltti ve tabir caizse ödenemez noktasına çıkardı. Darüşşafaka’nın Özel Bakım Ünitelerindeki bağış miktarı ise 3 milyon TL’den başlıyor. Yani tam üç katı.
Özel huzurevleri ile ilgili söylenebilecek ilk şey, kaliteleri. Uğur Dündar, artık Arena programını eski formatında sunmadığı için bu huzurevlerinde neler yaşandığını bilmiyoruz ama İzmir’in yakın ilçelerinden birinde faaliyet gösterirken, hafta sonu hastalara mutluluk ilacı zerk edip, ziyaretçi yakınlarına “Her şey yolunda” mesajı verenleri de biliyoruz. “İşler yolunda gitmedi” deyip hastalarını kapı önüne koyanları da. Çok şükür bunlar artık çalışmıyor. Ama Darüşşafaka ve resmi huzurevlerinde böyle olumsuzluklara tanık olmak diye bir şey yok.
Huzurevi, insana gerçekten huzur veriyorsa değer ifade eder.
Türkiye’de bu konuda yeni bir anlayışın uyanmakta olduğuna tanığız. Bundan dolayı da mutluyuz.
Çocukları, artık annelerini babalarını böyle yerlere vererek “vefa” inadıyla evde bakmaktan daha hayırlı bir iş yapıyorlar. Kaliteli huzurevleri, ana babayı sokağa atma algısını da yok etti.

***

Referandum, ilk meyvesini Çeşme’de verdi.
MDP ve ANAP’tan uzun yıllar Çeşme Belediye Başkanlığı yapan Nuri Ertan Kemalistlere soruyor:
-600 yıllık Osmanlı Devleti’ni kaldırırken referandum yaptı mı?
-Sultan ve ailesini ülkemizden kovarken referandum yaptı mı?
-Hilafeti kaldırırken referandum yaptı mı?
-1400 yıllık Kur’an-ı Kerim harflerimizi kaldırırken referandum yaptı mı?
-Kılık kıyafetimizi kaldırırken referandum yaptı mı?
-Ezanlarımızı aslından uzaklaştırırken referandum yaptı mı?
-Hafta tatilimiz Cuma günümüzü kaldırırken referandum yaptı mı?
-1400 yıllık ezanımızı kaldırırken referandum yaptı mı?
-İnkılaplar adı altında bizi, düşmanlarımız olan Avrupalılara benzetmeye çalışırken; referandum yaptı mı?
-Binlerce Müslüman alimi İstiklal Mahkemeleri marifetiyle ve sudan bahanelerle idam edilirken referandum yaptı mı?
Nuri Ertan, sonra mevcut düzene karşı çıkanlara “Kuduz köpek” diye hitap eden manifestosuyla sadece kendi düşüncelerini değil, artık alışmak zorunda bırakıldığımız bir intikam sürecinin de işaretini veriyor.
Ki o Nuri Ertan, modern bir kentin, Çeşme’nin belediye başkanı idi. Çeşme’ye “düşman” diye isimlendirdiği Avrupalı turist yağardı.
Bu hezeyanın, ülkenin yarısını ne hale getirdiği ortada.
Bir gün Kubilay hain ilan edilirse şaşmayın.
Bir gün dervişler, yobazlar baş tacı edilirse ona da şaşmayın.
Çünkü Nuri Ertan gibi kafalar, bunda direteceklerdir.
Gün gelir; Cuma’lar tatil günü ilan edilirse, Atatürk’ün devrimlerinde yer alan kılık ve kıyafetler, tu kaka sayılırsa, kıyıda köşede sığınmış sultan kalıntıları, ülkeye çağrılır, yine saraylara yerleştirilirse, şaşmayın.
Çünkü Nuri Ertan’lar, bunu da isteyeceklerdir.
….
Gitmek zorunda bırakıldığımız yıl, hayli dikenli görünüyor.

***

Atatürk Lisesi
mezunlarına müjde

atatürk-lisesi-2Atatürk Lisesi Eğitim Vakfı Başkanı İhsan Tutum, Araştırmacı arkadaşımız Nail Esmer, Avukat Onur Güven’le; Atatürk Lisesi’nin tarihi müdür lojmanında zaman zaman bir araya geliyoruz. Bu lojman, şimdi lisenin müzesi olarak hizmet veriyor.
Müzenin oluşmasında İhsan Tutum’un çabalarını anlatmak için kelimeler az kalır. Ama ona büyük destek veren Nail Esmer’in gayretlerini de es geçmeyelim. Esmer, aslen sahaf. Edebiyat Fakültesi’nde okumuş. Osmanlıcanın bütün versiyonlarını yazıp okuyor. O yüzden müzede öylesine derin araştırmalar yapmış ki.
Son buluşmamızda; bize Hareket Ordusu’yla İstanbul’a giren Atatürk Lisesi mezunu bir teğmenin o günlere ait tuttuğu notların orijinalini gösterdi. Mükemmel Türkçesiyle bunu okumuş ve kaleme almış. Hem bu belge, hem de liseden aldığı tasdikname yani diploma, elinin altında.
Nail Esmer, önümüzdeki hafta düzenlenecek olan Pilav Günü’nde 129 yıllık Atatürk Lisesi’nin mezunlarına bir müjde sunmaya hazırlanıyor. O da şu: Esmer, Atatürk Lisesi’nin donanımlı tarihini yazmaya başlamış. Bilgilerle, belgelerle dolu, inanılmaz bir eser olacak bu.
Fotoğrafta Esmer, Tutum ve Güven var. Ama soldaki belgeler ilginç. 1930’lu yıllara ait bu ilk, orta ve lise diplomalarında hep dönemin Valisi Kazım Dirik’in imzası var. Hem de tebrik dileklerini ekleyerek.
Ben de Atatürk Lisesi mezunu olarak dostlarımın bu çalışmalarıyla gurur duyuyorum.

***

çam-sakızııı Çam sakızı
çoban armağanı

Atatürkçü Düşünce Derneği Buca Şubesi, 23 Nisan Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda Bucalılara güzel bir sürpriz sundu. Kutlamalarda yaşanan şartları zorlayarak Dernek, içinde Atatürk resimlerinin yer aldığı boyama kitapçığını, Forbes girişinde çocuklara dağıttı. Başkan Nuri Yüce, bu kitapçığın yanı sıra çocuklara birer elma ve biraz da çerez dağıttıklarını, amaçlarının 23 Nisan’ın kutlanmasındaki heyecana katkı olduğunu ifade etti. Yüce, “Gelecek yıl daha kapsamlı bir kutlama paketi hazırlayacağız. Heyecanımız, her geçen yıl artarak büyüyecek” diye konuştu.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*