Sandık ve tramvay

The following two tabs change content below.

Son Yazıları - Ünal TÜMİN (Tümünü Gör)


Pin It

“Ölüm gelmiş cihane, baş ağrısı bahane” diye anlamlı bir atasözümüz vardır…
Sandığa gitmeye iki gün kaldı ya!
Bizim köşeye de “sandık yasağı kokusu” sindi ya!
Eh ne yapayım; ben de “emir demiri kesmesin” diye gardımı aldım! Dolayısıyla muhtemel seçim yasaklarının gadrine uğramamak için İzmir’in sesi- gözü, kulağı olan Gazete9eylül’e korku imparatorlarının el uzatmamasını istedim!
Daha da önemlisi, sizlerin beğenisini kazanan, mail yağmuruna tutulan bu köşenin tadını korumaya çalıştım…
Hoş yasaklar hakkında sevgili Serdar Öztürk’le de başım ağrımasın diye aspirin niteliğinde görüştükten sonra, size de iyi gelir diye bu yazıya başladım…
Hadi gelin; bir fikir jimnastiği yapalım.
Bizim insanımızın bayram, düğün, karşılama, kutlama günlerinde, hatta devlet büyüklerimizin birbirini “sıcak temas” ile kucaklayıp kutlamasını anlatırken bazıları sipere yatıp, “öküz altında buzağı aramadı mı?” Yani, sıcak teması, “cinsel temas”la karıştırıp beni sorgulayanlar olmadı mı!
Gelin bu demokrasi şölenimizi “evet-hayır” türküleri eşliğinde kazasız belasız atlatalım…
Yukarıda söylediklerime iki günlüğüne boş verin!
Ama, ne olur halk oylamasında sandık başına koşup geleceğimizi, çocuklarımızın geleceğini tayin etmek için oy verin. Evet, “Boş verme, oy ver” diyenlere kulak verin…
Öyle ya; analarımız nasıl bizim “dokunulmazımız” ise yasalarımızın da anası olan “Anayasamızın” can alıcı maddelerinin değişip, değişmeyeceğine, “evet veya hayır” diyerek 80 milyon birlikte karar verelim…
Boş vermişliğin insanların, toplumların başına ne felaketler getirdiği malum!
Çocuklarımızın geleceği için pazar günü mutlaka sandığa gidip, o kutsal oyumuzu kullanalım. Aksi halde, baş ağrısını ölüme bahane göstermiş oluruz…

* * *

İki gün sonra hepimiz, 7′ den 70’e okulluyuz, okullu!
Çünkü, ülkemizin gelecekteki rejimin adının tescil edileceği bu önemli halk oylamasında sandıklar çoğu yine çevremizdeki okulların dersliklerinde kurulacak. Bizler de pazar sabahı bu okullarda, belkide çocuğumuzun ya da torunumuzun okuduğu dersliğine gireceğiz. Onların duvarlarına astıkları Atatürk, Kurtuluş Savaşı resimlerinin, hürriyet, demokrasi, insan hakları, basın özgürlüğü ile ilgili özlü sözlerin altında oyumuzu vicdan terazisinde tartarak sandığa atacağız…
Örneğin, biz ailece böyle bir ortamda tercihimizi yapacağız.
Affınıza sığınıp tekrarlayalım; boş verme oy ver! Ne olur oyunu sınıfın köşesindeki çöp sepetine değil, sandığa at ki, ilan edilecek “evet veya hayır” oylarının yaratacağı mutlulukta senin de hissen bulunsun…
Ha bakın; şu dakikaya kadar siyasilerin etkisiyle “yanlış kalbe misafir olduysan, kalmayı değil, kalkmayı becereceksin!” şeklindeki sosyal medyada dolaşan bu sözü çok tuttum…

* * *

Evet mi, Hayır mı?
Bir zamanlar Erkan Yolaç, karşısına aldığı vatandaşlara bu iki kelimeyi söyletebilmek için büyük çaba sarf ederdi… Günlerdir siyasi liderler ve kadroları Parlamenter ve de Başkanlık sistemi için bu iki kelimeyi önce beyinlere kazıyıp sonra da sandığa taşımaya çalıştılar.
İzmirliler her zamanki gibi dik duruşunu sergileyip iki fikri tartıp biçtiler. Amiyane tabirle gaza gelip, dolmuşa binmediler!
Ya ne yaptılar? “İhtiras tramvayı” yerine, Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun hizmete soktuğu “Karşıyaka tramvayının” yanı sıra modern elektrikli otobüslere, deniz otobüslerine ve metrosuna binip İzmir in dağlarında çiçeklerin açıp açmadığını kontrol ettiler.
Bu halk oylamasının ülkemize hayırlar getirmesi sanırım hepimizin tek dileği oldu.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*