Ali: Sanatçı muhalif olmaya mecburdur


Pin It

Türkiye’nin önde gelen edebiyatçı ve aydınlarından Sabahattin Ali’nin kızı Prof. Dr. Filiz Ali ile babasının ölümüne, sanatçının duruşuna, yozlaşmaya ve gençlere olan umuda dair söyleştik

Orhan BAYKAL/ Prof. Dr. Filiz Ali… Piyanist, müzik bilimci, müzik eleştirmeni. 1990-2005 yılları Mimar Sinan Üniversitesi Müzikoloji Bölüm Başkanı. Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi. Ayvalık Müzik Akademisi kurucusu. Uluslararası Müzik Konseyi ve Avrupa Müzik Konseyi üyesi.
Ancak kamuoyu Filiz Ali’yi daha çok 1948 yılında hunharca ve alçakça öldürülen şair, yazar Sabahattin Ali’nin kızı olarak tanıyor. Filiz Ali, akademik çalışmalarının yanında yıllardır babasının katillerini ortaya çıkarma mücadelesi veriyor. Profesör Filiz Ali’yle babasının 110. doğum günü dolayısıyla Kuşadası’nda düzenlenen bir etkinlikte söyleştik…
– Sayın Filiz Ali sanat, sanatçılar ve aydınlar her dönemde siyasetin hedefi olmuşlar ülkemizde. Bugünkü durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Son zamanlarda da yaşadığımız gibi… Bizim gibi ülkelerde sanatla veya kültürün herhangi bir dalı ile ilgilenmek durumunda olan insanların toplumdan farklılık gösterdiğine inanan yönetimler, onları mümkün olduğunca susturmaya çalışıyor. Bu, sanatçının daima değişik ve farklı fikirleri olmasından, yaratıcı dürtülerinin önde olmasından yöneticilerin rahatsız olduğunu gösteriyor.

ÖZÜR BEKLEMİYORUM

Sanatçıdaki muhalif duruş da bu tutumu etkiliyor mu?
Tabii. O muhalif duruş mecburdur zaten. Sanatçı eleştirmeye, toplumu daha ileriye götürmeye, toplumun mutluluğu için daima yeni fikirler üretmeye mecburdur. Ve onun kendinde hissettiği görev budur. Ama tabii bu da yöneticilerin hoşuna gitmez.
Babanızın öldürülmesiyle ilgili gelişmeler zaman aman gündeme geliyor, zaman zaman gündemden kalkıyor. Siz bu konuda devletten özür bekliyor musunuz?
Şimdiye kadar çok özür bekledim. Çeşitli dönemlerde babamla ilgili Meclis’te önerge veren milletvekilleri oldu. Mustafa Gazalcı gibi, Kemal Anadol gibi isimler özellikle bu cinayetin faillerinin veya arkasındaki gücün veya fikrin ortaya çıkarılması, aydınlığa kavuşturulması için önergeler verdi. Bütün bu önergeler kabul edilmedi şimdiye kadar. Artık özür beklemiyorum. Çünkü şimdiye kadarki hükumetlerin hiçbirisinin Sabahattin Ali’yi anlayabilecek bir kültüre erişmiş olduklarını sanmıyorum. Onun için bunu anlamayan insanlardan tabii ki özür beklemiyorum.
Bir söyleşinizde ‘kendi yaşımdakilerle pek görüşmüyorum. Gençlerden çok umutluyum’ demiştiniz. Umudunuz artıyor mu?
Tabii, tabii ki… Kendi kuşağımdakilerle de elbette görüşüyorum. Ama gençlerin beyinleri henüz çok taze. Dünyayı tanımaya çok hazırlar. Meraklılar. Onlardan da çok şey öğreniyorum. Onlarla mümkün olduğu kadar bilgilerimi paylaşmaya çalışıyorum. O alışveriş beni çok mutlu ediyor.

Televizyon cehaleti özendirici hale getirdi

Babanızın ‘Kürk Mantolu Madonna’ kitabı 1990’lı yıllardan bu yana 1 buçuk milyon sattı. Bir süre önce ulusal bir kanalın sunucusu kitaptaki Madonna’yı, şarkıcı Madonna zannetti. Bu konuda bir şeyler söyler misiniz?
Toplumumuzda büyük bir cehalet var. Bu tabii ki hem eğitim sisteminden kaynaklanıyor, hem de televizyonun bu cehaleti neredeyse özendirici bir hale getirmesinden. Bu hanım gibi bilmediği konularda fikir beyan eden çok televizyon ünlüsü ortaya çıkarıldı. Yaratıldı yani. Maalesef bu cehalet artık utanılacak olmaktan çıkarıldı.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*