Kendini bilmek

The following two tabs change content below.

Gökmen Küçüktaşdemir

Tüm Yazıları

Son Yazıları - Gökmen Küçüktaşdemir (Tümünü Gör)


Pin It

gokmen--ilk-bolumeGeçirdiğim göz ameliyatından sonra, “Acaba tek gözümü kaybetsem dünyaya adapte olmakta zorlanır mıyım?” diye düşünürken internette bir videoya takıldı sağlam olanı. Başkalarına örnek olmak için; iyi eğitim almış, dünyayı gezip tanıma şansına sahip olmuş genç bir kadın kendi hikayesini anlatıyordu. Göğüs kanseri olmuştu, iki göğsünde de kitle vardı ve biri hızla büyüyordu… Tedavi sürecine başlamaya karar verince neler yaşadığını bir günlük tutar gibi anlatmaya ve paylaşmaya karar vermişti. O anlatıyor, ben gözyaşlarımı zor tutuyordum. Sanki kendisini izleyenleri görüyormuş gibi bir de teselli ediyor, sürecin nasıl gerçekleşeceği hakkında bilgi veriyor ve yeni videolar çekerek olanı biteni YouTube’da aktarıyordu. Anladığım kadarıyla başta ailesi olmak üzere, çok sayıda seveninin de ona desteği tamdı.

***

Meme kanseri ülkemizde en çok görünen kanser türü. Erken teşhisin önemi çok büyük. Aynı zamanda moralinizi yüksek tutup sağlığınıza her zamankinden daha fazla dikkat etmeniz gerekiyor. Tüm bunları düşününce İlke Su yaşadığı kent Viyana’da, çektiği videolarla başkalarına ışık tutuyor, destek oluyor. Kemoterapi süreci oldukça meşakkatli olmasına rağmen çevremdeki birçok insanın bu tedavinin ardından sağlığına yeniden kavuştuğunu gördüm. Güçlü olmak gerekiyor. Ki kendisi de öyle… Bunu benim gibi eminim sevenleri de hissetmiştir.
Yaşadığı süreç için İlke Su, “Bu durum kendinizi sevmekle alakalı değil. Kendinizi dinlemekle de alakalı değil. Kendinizi bilmekle alakalı bir durum. Kendinizi bilin, kansere izin vermeyin” diyor.

***

İnsanın kendisini bilmesi kolay mı? Kolay mı zor mu bilmem ama sanırım bilmezsek de bunu bize yaşam bir şekilde öğretiyor. Bu yüzleşmeyi başrolünde Matthew McConaughey’in yer aldığı Sonsuzluk Ormanı adı filmde görmek mümkün. Karısının beynindeki tümörü yendiği gün bir kazada hayatını kaybetmesinin ardından, kendi yaşamına son vermek isteyen bir bilim adamının iç dünyasındaki yolculukla karşılaştığınızda bunu görebiliyorsunuz. Çünkü eminim benzer durumları siz de kendi ilişkilerinizde gözlemlediniz. Size en yakın insanları kırdığınız, üzdüğünüz ve belki de görmezden geldiğiniz zamanlar oldu. Yokluklarını hissettiğiniz andaki suçluluk duygusuyla baş etmek çok kolay değil, öyle değil mi? Varken kıymetini bilmediklerimiz, elimizden gidince değerleniyor. An geliyor ruhunuz arafta kalıyor ve bir çıkış arıyor. Bir aydınlık geçit…
Bu yoksunluk ve kaybediş duygusunu; kimi zaman eşinize kimi zaman dostunuza kimi zaman sağlığınıza kimi zaman doğaya ve kimi zaman da vatanınıza karşı hissedebilirsiniz.
İlke Su’nun dediği gibi: Kendinizi bilin, olmasını istemediğiniz şeylere izin vermeyin.

—————

Ruhların Kaçışı

Bir bilim adamının ruhunu rahatlatmanın yollarını aradığı Sonsuzluk Ormanı sevgili dostum Ebru Dön Keskin’in bana tavsiyesiyken İlke Su da bana bir film önerisinde bulundu. Benim için seçtiği Ruhların Kaçışı adlı film, Japon animasyon üstadı Hayao Miyazaki’nin en değerli yapıtlarından biriydi. Filmin almadığı ödül kalmadıysa da başta izlemekte zorlandığımı itiraf etmeliyim. Ta ki kendimi çocukluğuma sürükleyip büyülü bir dünyada yaşıyormuş gibi hissettiğim günlere dönene kadar. Sonra filmin nasıl bittiğini anlamadım. Küçük Chihiro ve ailesinin yeni taşındıkları kasabaya giderken başlarına gelen fantastik hikaye beni etkilemeyi başardı. Film bittiğinde kendi kendime “çocuk gibi düşünmek ve hissetmek” ne güzelmiş dedim… Miyazaki, ruhumu çocukluğuma kaçırmayı başarmıştı.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*