Şahane hatalar

The following two tabs change content below.

Son Yazıları - Ünal TÜMİN (Tümünü Gör)


Pin It

İçinde bulunduğumuz 2107, galiba Avrupa’da “seçimlerle” anılacak bir yıl olacak…
İşte Hollanda’da iki gün önce gerçekleşen seçim ile tam 30 gün sonra da bizim kapımızı çalacak olan “Evet-Hayır” tercihi…
Sayılı günler tez geçermiş…
Ama, nasıl gelir, nasıl geçer? Onu da yaşayıp göreceğiz…
Hollanda bu seçimini “Türkiye krizinin gölgesinde” ve de “ırkçı taktiklerle” noktalarken bizde de Hollanda krizinin yanı sıra “ABD ile Rusya’nın Ortadoğu politikaları” eşliğindeki “Gel- git”leriyle sanıyorum, çok sancılı bir dönem yaşayacağız!..

* * *

Türk siyasetinde önemli bir yeri olan rahmetli Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in “Siyasette bir günün bile çok büyük önemi var” sözünü unutmadan ve de “kayıkçı kavgalarına” girmeden, önümüzde çok uzun gibi görünen bu 30 günü “kılı kırk yararak” değerlendirmemiz gerekecek! Çünkü, birçok tarihi hatalarımız bize göstermiştir ki, bunun bedelini gelecekte çocuklarımız ödeyebilir! Allah şaşırtmasın; aksi halde bugünkü siyasetçilerimiz hayli intizar alacaktır!..

* * *

Tarafsız bir gözle bakıyorum da; son zamanlarda “siyasi adımlarımızı ters atıyormuşuz gibi” geliyor bana!..
Bir zamanlar “Komünistler Moskova’ya”, “ABD bizim dostumuz” derken, şimdilerde Nasrettin Hoca misali eşeğe ters binmeye mi başladık dersiniz!
Öyle ya, siyasi müttefikimiz ABD’ye “Go home Yanki!” diyecek noktaya gelirken, Rusya’da da Putin’le, RTE’nin sarmaş dolaş dostluk şarkıları eşliğinde S-400 füzeleri alıyoruz! Niye? Ortadoğu bataklığında “bir gece ansızın sizi de vurabilirim!” diye mırıldanan ABD’li müttefik askerlere (!) karşı kendimizi savunmak için!..
Üstelik Avrupa’da, Hollanda misali Almanya, Avusturya’da olduğu gibi kapılar birer ikişer yüzümüze kapanmaya, diplomatlarımız, bakanlarımız da sınır dışı ediliyor! Gördüğümüz insanlık dışı muameleler içimizi yakıyor…
Millet olarak bunu kabul etmemiz mümkün mü? Asla!..
Evet, bu şartlarda sağı-solu unutmuş, unutturulmuş olarak 16 Nisan’da referanduma gideceğiz değil mi?
Ne için!
“Parlamenter sistemi atıp, tek adamlı Başkanlık sistemine geçmek için” değil mi?
Haydi inşallah hayırlı seçimler olsun…
Yeter ki, bu sistemde Ortadoğu bataklığından, sınırlarımızdan şehit haberleri gelmesin. Ülkem bir barış ülkesi olsun. İnsanlar yarınlarını düşünmesin; işsize iş, aşsıza aş, evsize ev, üniversite sınavlarına bir dakika geç kalan evlatlarımızın üzerine kapılar kapanmasın, gazeteciler hapislerde ölüme terk edilmesin…
Evet, gazeteciler hapislerde ömür tüketmesin! Çünkü bizim meslekte zaten ömürler çabuk tükenir. Çünkü, bizler yıllardır 7/24 çalıştık. Çalışmaya da devam ediyoruz…
Pek tabii ki, tüm insanlar “kazanmak için” doğarlar… Dolayısı ile bizler de kazanmak için bir esnaf, bir madenci, bir ziraatçi gibi 7/24 çalışır, paramızı alınteri ile kazanırız. Hepimizin amacı, müşteriye göre hizmet etmektir. Doğru haber, en süratli iletişim, müşterinin isteğine göre hilesiz-hurdasız, yalansız, yansız hizmettir şiarımız…
Keşke, siyasetçilerimizin tümü bizim gibi çalışıp “tarihi hatalar, şahane hatalar” yapmasalar!
İşte o zaman Türkiyemiz, hepimizin kutsal Türkiyesi ve de yerküre üzerinde huzur için aranılan bir buluşma noktası olur…
* * *
Bakın! Bu arada gündemimizi işgal eden canımızı dolaylı yoldan sıkan şu kelimelere; Popülizm, politika, provokasyon, propaganda, paranoya, Putin, Peskov, portakal, proje, plan, performans, park, piyasa…
Siyasilerimiz maalesef, yalan yanlış olay ve rakamları bu kelimeler üzerinden bizlere ekranlardan servis yapıyorlar. Tabii yersen!
İşte ben de alfabemizin yirminci sırasındaki “P” harfini takibe aldım.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*