Birbirimizi biliriz

The following two tabs change content below.

Son Yazıları - Serdar ÖZTÜRK (Tümünü Gör)


Pin It

Libya, Tunus, Mısır, İsrail, Suriye, Irak, Ermenistan, Rusya derken, Avrupa ülkeleri ile de “kapışmaya” başladık.
Daha önceki “tecrübelerimize” dayanarak, bundan sonra olabilecekleri de kestirmek “imkansız” değil. Bir süre “kavgacı” tavrımız sürdürülür, sonra düşük profilli görüşmeler gizlice yürütülür ve sonunda “özür diliyor” gibi yapılarak Türkçe ve İngilizce metinler farklı farklı kaleme alınarak kamuoyunda unutulur…

***

Hiç aklıma gelmezdi, referandumda yapılacak değişiklikleri anlatmak yerine, iktidarın yurt dışında kavgaya tutuşacağı.
Kadınlara, genç kızlara, çocuklara tecavüz ve taciz olayları yaşanırken, kafayı kuma gömmüş deve kuşu misali ortalıkta görünmeyen “aile” bakanının kavganın tam da ortasında yer alacağı. Almanın da ötesinde kavgayı olanca hızıyla artırması, tahrik etmesi, mağdur olabilmek için “elinden geleni” yapması.
Kime yarar sağladı, kimse bilmiyor…

***

Her kavga sonrasında, yandaşlara verilen gazla yapılan ilginç “protesto” yöntemlerini de unutmamam gerekli.
Dantelli çarşafları kefen yaparak İsrail’e kafa tutanların, aradan geçen üç yıl sonrasında “tazminat” bile denemeyen üç kuruşa kefil olmalarını unuttuk mu?
Unutmadık elbette…
Sadece ulusal forma rengi “orange” olan Hollanda’yı, portakal sıkarak/bıçaklayarak protesto yöntemi tam da bize göre o yüzden…

***

Ülkenin “sistemini” değiştirecek referandum öncesinde, “evet demenin” ne anlama geleceğini açıklamaktan çok, siyasi söylemlerle ortalığı bulandırmanın tek anlamı, zorda olduklarıdır.
Hem de öyle böyle değil.
Hayır diyecek olanları sürekli ötekileştirmenin, terörle, hainlikle, vatana ihanetle suçlamalarının temel nedeni de bu aslında.
Evet’i savunamamak…

***

Türkiye’nin içinde çıkaramadıkları “kavgayı” Türkiye’nin dışına taşımalarının asıl nedeni, dışarıda elde etmeyi düşündükleri “başarı” değil, Türkiye’nin içinde ellerinin altından “kaydığını” gördükleri tabanlarıdır aslında.
Çünkü insanlar makul ve mantıklı düşündükçe, tek adamlığa giden böyle bir yola onay vermemekte daha kararlılar.
İşte bu kararlılığının “yükselmesi” en büyük endişeleri…

***

Bakmayın, demokrasi ve özgürlük havarisi kesildiklerine. Sadece kendileri için istedikleri demokrasi ve özgürlük en çok nefret ettikleri konuların başında gelir.
Ülkenin seçilmiş milletvekillerini, belediye başkanlarını, belediye meclis üyelerini, sivil toplum temsilcilerini, gazetecilerini içeri tıkarken akıllarına hiç gelmeyen “özgürlük ve demokrasi” şimdi kurtarıcıları oluyor.
Oysa düne kadar ne diyorlardı.
Onlar terörden tutuklu…”

***

Joost Lagendijk’i tanımayanınız yoktur.
Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu eski Eş Başkanı.
Türk bir gazeteci ile evli.
Görüşlerine katılırsınız, katılmazsınız…
Geçtiğimiz yıl Eylül ayında kalktı Hollanda’dan Türkiye’ye geldi.
Türkiye’ye girişine izin verilmedi. Sabiha Gökçen Havaalanı’nda bekletildi. Gerekçe olarak Hollanda’daki Türk Büyükelçiliği’nden vize almaması gösterildi.
Ertesi gün de geri postalandı… Henüz Türkiye’ye girebilmiş değil…

***

Demem odur ki, kanmayın “kurgulanmış” kavgalara.
Biz 80 milyonuz, birbirimizi iyi biliriz…

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*