Bilmezkişiler heyeti

The following two tabs change content below.

Özge GÜNERKEN

ozge.gun@gmail.com
Tüm Yazıları

Son Yazıları - Özge GÜNERKEN (Tümünü Gör)


Pin It

Apartmanınızda, sitenizde kaç kişi yaşıyor?

30? 40? 50?

Tabii bir sitede yaşıyorsanız bu sayı yüzleri aşıyordur.

Türkiye’de sadece 100 tane Akdeniz foku kaldı. Yani bir sitede yaşayan insan sayısından az. İki apartmanda yaşayan insan sayısı kadar. Topu topu 100 tanecik Akdeniz foku “evim” diyor Türkiye kıyılarına.

Dünyada ise 650-700 civarında kaldıkları tahmin ediliyor. Yani tüm dünyadaki Akdeniz foku sayısı anca o koca koca blokları olan geniş bir sitede yaşayan insan sayısı kadar edebiliyor.

Türk halkının aklına Akdeniz foku denince Badem gelir. Hani merhum işadamı Mustafa Koç’un vakti zamanında koruma altına aldığı meşhur fok.

İşte Badem ve ailesinin nesli tükenmenin eşiğinde.

Aşırı avlanma, yaşam alanlarının azalması ve deniz ekosisteminin bozulması gibi nedenlerle bu sevimli canlının dünya dağılımı daraldı ve nüfusu hızla azaldı.

Konunun uzmanları Akdeniz foku giderse diğer deniz canlılarının da peşinden sürükleneceği uyarısını yapıyor. Çünkü Akdeniz foku, deniz ekosisteminde en tepedeki predator canlısı. Onun olduğu denizler sağlık göstergesi. Akdeniz foku yok olursa, deniz ekosisteminde birbirini takip eden zincirleme ekolojik bozukluklar olacak.

Bu nedenle korunması hayati önem taşıyor.

Biz de ülke olarak uluslararası birçok sözleşmeye imza atmışız. Başta Akdeniz foku, caretta caretta gibi nesli tükenme tehdidi altındakiler olmak üzere “canlıları ve bitkileri koruyacağız” demişiz. Söz vermişiz. Altına da imzamızı atmışız.

Ama gel gör ki; o sözler kağıt üzerinde kaldı.

Mersin Akkuyu’da devasa bir nükleer santral yapılıyor biliyorsunuz. Çevreciler bu tesise karşı.

Karşı olmakta da haklılar. Doğa harikası bir yerde yapılacak bir nükleer santral çevre açısından geri dönüşü olmayacak olumsuz sonuçlar doğuracak.

Bu nedenle proje davalık. Ama tabii inşaatı da tüm hızıyla sürüyor. Çünkü bizim ülkede işler böyle yürüyor.

Özel ve tüzel kişilerden oluşan 82 kurumun, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na ve Mersin Akkuyu Nükleer Santrali’ne karşı açtığı davada son olarak bilirkişi heyeti skandal niteliğinde bir rapora imza attı.

Uzmanlıklarına başvurulan bu heyet incelemelerini yaptı. Ve raporunda şu ifadelere yer verdi:

Santral sahası etki alanında bulunan nesli kritik derecede tehdit altında olan Akdeniz fokunun 1. derece sit alanı olan Beşparmak adasındaki yaşam alanlarının korunması konusunda gerekli hassasiyet gösterilmelidir. Akkuyu nükleer enerji santralinin inşaat dönemindeki deniz trafiği ve işletme aşamasındaki soğutma suyu nedeniyle özellikle Beşparmak adası mevkiinde yer alan üreme mağarası ve çevresine tehdit oluşturması kaçınılmazdır. Bu bölgede yapılacak olan her türlü faaliyet Akdeniz fokunun bulunduğu bölgeyi terk etmesine neden olacaktır.”

Skandal kısmı bu değil tabii. Rapor gayet açık bir şekilde bu bölgede yapılacak nükleer santralin Akdeniz foku açısından ciddi bir tehdit oluşturacağını; fokların bir yaşam alanının daha yok olacağını söylüyor. Söylüyor da asıl skandal raporun sonuç bölümünde patlıyor.

Tespitlerin ardından önlemlerin alınması gerektiğine dikkat çeken bilirkişi heyeti, bu durumun nükleer santral projesinin gerçekleştirilmesine engel olmayacağını ve ÇED raporunu sakatlamayacağını savundu. Santralin yapılmaması dışında nasıl bir önlem bu hayvanları ve genel olarak bölgenin doğasını koruyabilir ki?

Yani aslında şöyle diyorlar; “Evet bu nükleer santral uluslararası sözleşmelerle korumaya söz verdiğimiz Akdeniz fokları için tehdit, bu projeyi yaparsanız zaten bu canlıların az sayıdaki yaşam alanlarından birini daha ortadan kaldırmış olursunuz. Aman neyse ya, foklar da giderse gitsin yeter ki santrale bir şey olmasın!”

Akıl alır gibi değil. Giriş tamam, gelişme tamam, sonuç sıfır.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*