Günah keçisi

The following two tabs change content below.

Neslihan PERŞEMBE

neslihanpersembe@gmail.com
Tüm Yazıları

Son Yazıları - Neslihan PERŞEMBE (Tümünü Gör)


Pin It

Sel, deprem gibi felaketler uyuyan bir dev. Bu dev bir bakarsınız yıllarca uyur, uyuduğu yerde yaşayanları da uyutur. Dev uyandığındaysa üstünde yaşayanların gördüğü rüya bir kabusa dönüşür. Çünkü başlarını soktukları evlerin zemininin çürük olduğunu hiç düşünmemişlerdir. Onların çürük bir zeminde ev yapmalarına izin veren yetkililer kimlerdir? Bu insanlar, verdikleri oy karşılığında canlarını mı yok sayarlar?
1995 yılının 4 Kasım’ı 5 Kasım’a bağlayan gecede İzmir’de yağan yağmur kadar şiddetlisini hayatımda hiç görmedim. Sokakta uçan ve düşen nesnelerin sesleri de ürkütücüydü. Sabah uyandığımda duyduğum haberle dehşete düştüm. Yamanlar, Örnekköy ve Çiğli’de birçok evin yıkılması ve suyun altında kalması sonucu 61 kişi hayatını kaybetmişti. Bu insanlar niye ölmüştü? Evleri dere yatağının iki yanına yapılmıştı. Aynı yılın temmuz ayında Isparta’nın Senirkent ilçesinde önce sel ve sonrasında meydana gelen heyelan felaketi sonucunda 74 kişi yaşamını yitirdi. Sonrasında da ülkemizde sel felaketleri yaşandı, yaşanıyor. Vizyona giren Derviş Zaim’in yazıp yönettiği Rüya adlı film de, dere yatağı kenarına yapılan toplu konutlarla ilgili. Böylesi bir yerde oturanlardan, konutlarını yapan inşaat firmasına, inşaat firmasından belediyeye, belediyeden bakanlığa, bakanlıktan devlete yaşanan ölümlerde suçun yükleneceği günah keçileri filmin baş karakterleri.
Bile bile lades diyen bir ülkede, dere yatağının kenarında, fay hattı üzerinde insanların yaşadıkları yer kimi zaman 10 katı geçen mezarlıklardır. Ölenler ve mezarlarını da yitirenlerden kimi zaman bir azınlık, kendilerine yapılan zulümden dolayı halkına yüz çevirir. Derviş Zaim’in Rüya adlı filminde de genç mimar Sine, vicdanı ve yaşadığı ülkenin çarpık sistemi arasında gelgitler yaşarken başını yastığa koyduğunda uyuyamaz. Uyku hastalıkları tedavi merkezine gider. Tedavisinde farklı Sine’ler görür izleyici. Sine ise gördüğü rüyalarda Yedi Uyuyanlar olarak bilinen kişilerin köpeği Kıtmir’in peşinden giderek kendisini ve yaşamını sorgular. Bu sorgulamada Yedi Uyuyanlar’ın sığındıkları mağaradan yola çıkarak tasarladığı alışılagelmedik caminin içinde sorumluluk ve boşvermişlik cephesinde ikiye ayrılmış ruhunu birleştirmek için uğraşır. Vicdanın sesini dinlemeye karar veren Sine, yine de başaramaz. Çünkü yasal yollarla kamufle edilen bir katliama ortak edilir. En kötüsü bu ortaklıkta günah keçisi seçilir. İhalesini amcasının inşaat şirketinin aldığı toplu konutlara yeri gösterenler tereyağından kıl çeker gibi suçlarından arınırlar.
Derviş Zaim, bir röportajında Rüya filminin çıkış noktasının İstanbul’da yer alan Mimar Sinan’ın Süleymaniye Camii’si olduğunu belirterek, “Sinan’ın yapısına bakınca tekrar ve varyasyon gibi iki temel kavram ortaya çıktı. Bunları sinemada kullanmaya çalıştım” dedi. Filmin genç mimar karakteri Sine’nin yaptığı sıradışı cami ise yine İstanbul’da yer alan ve 2016’da ibadete açılan Sancaklar Camisi. Sancaklar bir cami olarak pek alışık olmadığımız mimariye sahip ve çok etkileyici. Bu anlamda filmde halkın yeniliklere olan bakışı da gözler önüne seriliyor. İnsanların çoğunluğunun inançlarını ısrarla değiştirmek istememeleri, iktidarlarını sırtlayan halkımızın en karakteristik özelliği. Bu özellik bazılarımızda ne zaman yıkılabiliyor? Başımıza felaket geldiğinde. Ancak ölümden öte en büyük felaket, günah keçisi seçilmek.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*