Göçlerin kanattığı yaralar

The following two tabs change content below.

Neslihan PERŞEMBE

neslihanpersembe@gmail.com
Tüm Yazıları

Son Yazıları - Neslihan PERŞEMBE (Tümünü Gör)


Pin It

İncelerek kopan hayatlarda anılar parçalanır. Düşler gerçekleşmez. Sevinçler ertelenir. Evler terk edilir. Kentler, köyler, ülkeler yıkılır. Kadınlar, erkekler, çocuklar, hayvanlar kısacası tüm canlılar yaşanmamış sayılır. Sadece yıkılan köylerinden, kentlerinden, ülkelerinden değil kendinden de uzaklaşır insanlar. Bir gün aynaya baktığında gördüğü bir yabancıdır. Böylesi bir yabancılığı özetler Albert Camus’un Yabancı adlı yapıtında geçen şu iki cümle: “Yani bu işin benim dışımda görülüyor gibi bir hali vardı. Her şey, ben karıştırılmaksızın olup bitiyordu, kaderim bana sorulmadan tayin olunuyordu.”

Evet en dayanılmaz göçler, kaderinin kişiye sorulmadan tayin olmasıdır. Bu tayin genelde savaşlar, yoksulluklarla olur. Hele de geride bıraktıklarınız sevdiklerinizse, insan iyice incelir… Bu incecik insanları gördüm Hatice Doğan’ın resimlerinde. Göçen ve göçe zorlanan, kökünden ayrıldığı için her an kuruyacağını, kırılacağını düşünen ancak yaşamak için dallarını uzatan bir ağaç gibi küskün, ürkek insanlar… Doğan’ın Bir Göç Hikayesi adlı sergisine gidip etkileyici resimlerine bakarsınız, bir yerlerde kendinizi de görebilirsiniz. Çünkü yaşanan bir iç göç de var. İnsanın kendine göçmesi, en zor olanı değil mi? Bir de bakarsınız, çevrenizde sizi tanıyan kimse kalmamış. Hele de siz kendinizi tanıyamadıktan sonra…

2004 yılından bu yana İzmir’de yaşayan Hatice Doğan Bir Göç Hikayesi adlı sergisine dair, “34 yaşındayım ve kendi yaşadığım her şeyi resmetmeyi çalıştım. Ben Gürcistan göçmeniyim. Çocukken dedemin anlattıklarıyla büyüdüm. Dedem, göçün bir travma olduğunu, nasıl bir sıkıntı verdiğini, savaşın her şeyi yıktığını anlatırdı. Yaşanan açlıkla insanların artık birbirlerini görmediğini, ruhsal olarak yok olduklarını söylerdi. Sergimdeyse iki türlü göçü işledim. Hem gerçek dünyada hem de ruhsal dünyada yaşanan göç. Ruhsal dünyada yaşanan göç nedir? Aşk, sevgi, mutluluğun kalpten gitmesidir. Tüm bu gidenler gidenler, bedene yansır” diyor.

Sergideki her resme uzun uzun bakmak gerekiyor. Çünkü her bakışta yakaladığınız bir ayrıntı oluyor. Bir kızın kirpiğinde, giysisinde, saçlarında, gözyaşında, bakışında, yüzünde, eşyasında, evinde olan ayrıntılar, kadınların, erkeklerin ve çocukların yaşamında da kocaman bir soru işareti olarak var. Soruları soran karakterleri resimlerinde yaratan Ressam Doğan, cevapları da sanatseverlerin vermesini bekliyor. Cevaplar, hikayeleri ortaya çıkarıyor. Hatice Doğan’ın sergisindeki her resmin yani hikayenin bir adı var: “gün doğmadan”, “yolculuk”, “yeniden başlamak”, “sarı gün”, “kuklacı”, “son baharda dans”, “12/A”, “bu benim”, “kimlik-sizler”, “mavi gün”, “kör makas”, “kırmızı gün”, “kayıp rüyalar”. Tüm bu adlar göçü anlatmıyor mu? Anlatıyor anlatmasına ama Hatice Doğan’ın kendine özgü üslubu büyüleyici. Doğan’ın İzmir Büyükşehir Belediyesi Çetin Emeç Sanat Galeri’sindeki sergisi 31 Ekim’de sona eriyor. Ekim bitmeden Bir Göç Hikayesi adlı sergiyi mutlaka görmenizi tavsiye ederim. Unutmayın, sıcak çatışmaların bitmediği dünyamızda bir gün siz de göç etmek zorunda kalabilirsiniz. Çünkü emperyalist ülkeler, dünya haritasıyla oynamaktan vazgeçmiyor. Eşyalarınız bir yana, yaşamınızdaki hangi anı ve hayal bir bavula sığar? Anıları ve hayalleri yaşatmanın tek yolu barışa yelken açmak. Zorunlu göçlerin kanattığı yaralar, Hatice Doğan’ın resimlerinde yorumladığı gibi zor dikiş tutar. Her an kanamaya hazırdır.

Bir yorum

  1. Gercekten sahaneydi. Buyulendim… her tabloda ayri bir benle karsilastim. Huznum bir an beni birakmadi. Bir tablo insani nasil etkiliyebilir diye dusundum tek bir cevabi olmaliydi “SANAT”bukadar guzel islenir.. yazinizda hatice hanimi ve resimlerini yansitmis ellerinize yureginize saglik neslihan hanim..

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*