70 yıllık çınar mücadelesini sürdürüyor

The following two tabs change content below.

Misket DİKMEN

Tüm Yazıları

Son Yazıları - Misket DİKMEN (Tümünü Gör)


Pin It

İzmir Gazeteciler Cemiyeti, 28 Temmuz 1946’da Türk Basın Birliği’nin kapatılmasının ardından başlayan arayışların bir sonucu olarak kuruldu.
O dönemde basın üzerindeki sansürün dayanılmaz boyutlara varması, süresiz olarak gazetelerin kapatılması yıllar boyunca kazanılmış hakları bir çırpıda silip süpürüyordu.
Öyle ki kuruluş günümüz olan 28 Temmuz 1946 günü bile bazı gazeteler kapatma cezası aldığı için cemiyetimizin kuruluş haberi yayınlanamadı.
İzmir Gazeteciler Cemiyeti, tıpkı aynı yıl kurulan Ankara ve İstanbul Gazeteciler Cemiyetleri’nde olduğu gibi, demokrasinin çok seslilik kuralını işletebilmek, halkın doğru, tarafsız, gerçek haber alabilmesini sağlayabilmek üzere mesleki bir dayanışma çatısı olarak hayata geçti.
70. yaşını kutlayan İzmir Gazeteciler Cemiyeti iki ormanı, sosyal tesisleri, Basın Merkezi, Basın Müzesi, İdari Binası, bugün 4. yaşına giren Gazetecilerin Gazetesi 9 Eylül ile giderek güçlenen bir kurumsal yapıyla önemli, örnek çalışmalara imza attı.
70 yıl içinde İzmir Gazeteciler Cemiyeti’ne 15 değerli isim başkanlık yaptı.
Haydar Rüştü Öktem, Şevket Bilgin, Burhan Belge, Mithat Perin, Nihat Kürşad, İlhan Esen, Orhan Rahmi Gökçe, Cezmi Zallak, Jerfi Yener, Sabri Süphandağlı, Süha Tekil, Güngör Mengi, İsmail Sivri, Erol Akıncılar ve Attila Sertel kurumumuzun 70 yıl içinde önemli ve saygın bir konuma gelmesi için mücadele etti.
Bugün İzmir Gazeteciler Cemiyeti dendiğinde cumhuriyetin temel ilkelerine bağlı, basın özgürlüğünden yana olan, sosyal dayanışma açısından güçlü, İzmir’in siluetinde simge olmuş, örnek alınan bir kurum akla geliyorsa bu bugüne kadar başkanlık yapmış ve yönetim kurullarında yer almış çok değerli meslek büyüklerimizin çalışma azmi sayesindedir. Hepsine minnet borçluyuz.

GÜNDEMİMİZ BASIN VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ
Aradan geçen 70 yıllık süre içinde Türk basını zor dönemler geçirdi zor sınavlar verdi ve bu zorluklarla mücadele etmeyi sürdürüyor.
Biz de, göreve geldiğimiz günden bu yana basın ve ifade özgürlüğünü birinci gündem maddemiz yaptık. Sansüre, yasaklara karşı olduk. Her türlü şiddete maruz kalan, saldırıya uğrayan basın emekçilerinin yanında yer alarak onlara güç vermek için mücadele ettik.
Yaptığımız açıklamalarla kamuoyu oluşmasını hedefledik.
Bugüne kadar yaptığımız yüzlerce basın açıklamasında sansür ve baskılar gündemimize en çok giren başlıklar oldu.
Dünya Basın Özgürlüğü sıralamasında her geçen gün daha da gerilere doğru giden Türkiye’nin basın ve ifade özgürlüğünün önündeki engelleri kaldırması için demokrasinin gereği için mücadele vermeyi sürdürüyoruz.
İzmir Gazeteciler Cemiyeti 70 yıl önce gazetelerin kapatılması, sansüre uğraması üzerine kuruldu. Aradan geçen yıllar yaşadıklarımızda bir değişiklik yaratmadı.
Şu anda bile gazeteler kapatılıyor, internet sitelerine sansür uygulanıyor, mizah dergilerinin yayınlanması engellenebiliyor. Gazeteciler şiddete maruz kalırken, halkın haber alma hakkı için kendine nöbet yazıyor.
Bu kadar sorunun yanında sektördeki küçülme beraberinde işsizliği de getirdi. İşsiz gazeteci sayısı o kadar çok ki… Düşük ücretler medyanın neredeyse kaderi haline geldi. Kontrolsüzce açılan iletişim fakültelerinden her yıl binlerce genç mezun oluyor. Ancak küçülen meslek alanımız nedeniyle iş bulamıyorlar. Gazeteciliğe yıllarını vermiş bir çok arkadaşımız kendilerine çalışacak bir alan dahi bulamıyor.
Bugünlerin geçeceğini biliyoruz, inanıyoruz. Umutluyuz.

DEMOKRASİ VE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ ETLE TIRNAK GİBİDİR
Türkiye ve Türk halkı çok yakın zamanda postal ve tank seslerinin yükseldiği bir anda demokrasiyi ne kadar önemsediğini gösterdi. Türk medyası da, darbe girişimi sırasında yaptığı yayınlarla darbenin önlenmesinde önemli rol oynadı. Yek vücut oldu. Sadece o gece bile, basın özgürlüğünün ne kadar önemli olduğunu hepimiz gördük.
Tek sesli bir medya düzeninin demokrasilerde yeri olmadığını her fırsatta dile getirdik. Farklı sesler her zaman önemlidir. Çok seslilik demokrasinin gereğidir. Bu nedenle medya hedef olmaktan çıkmalıdır. Özgürce yayın yapılması sağlanmalıdır. Bizden – onlardan ayrımı ortadan kalkmalıdır.
İçinde bulunduğumuz zorlu günlerde OHAL uygulamasıyla halkın temel hak ve özgürlüklerini kısıtlayıcı, düşünceyi, ifade özgürlüğünü yok edici, halkın haber alma, bilgilenme hakkını ortadan kaldıracak önlemlere başvurulmaması en büyük dileğimizdir.
Havuzlarda sıkışıp kalmak yerine özgürlük denizlerine açılmak umuduyla…
Nice yıllarda buluşmak dileği ile.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*