Yazar Arşivi: Şadan Gökovalı

Tiyatro

Koca Dünya bir tiyatro sahnesi ve bizler, kendimize verilen rolleri oynuyoruz… ** * Dionysos (Bakhos: Baküs) mitoloji tanrılarının en zevk ve sefaya düşkün olanı. İşi gücü, “Silenos” denilen yoldaşlarıyla Tmolos’ta (Bozdağ) vur patlasın çal oynasın gezip tozmak! Kimi zaman, yarenlerinden biri, Lydia şarabını fazla kaçırıp, bir çalı dibinde sızar kalır; onu bulan Phrygia (Frigya) Kralı Midas’ın “her tuttuğunun altın olması” ... Devamını Oku »

Tıp Bayramı mı?

“Hekim Apollon Asklepions, Hygia Panacea ve bütün tanrı ve tanrıçalar adına! Onları tanık ve şahit tutarak yemin ederim ki; bu andımı ve verdiğim sözü, gücüm ve kuvvetim yettiği kadar yerine getireceğim… Bu sanatta Hocamı, babam gibi tanıyacağım, rızkımı onunla paylaşacağım. Paraya ihtiyacı olursa, kesemi onunla bölüşeceğim. Öğrenmek isterlerse, onun çocuklarına bu sanatı, ücret veya senet almaksızın öğreteceğim…” “Hipokrat Andı” diye ... Devamını Oku »

Olağanüstü Kadın

“Kadın vardır Şeytan demek yakışır Türk’ün kadını Sırtında mermi taşır” (Arif KARAKOÇ) “Merhaba” deyip, bir anekdotla başlayalım: Moğol Komutan / Sultanı Cengiz Khan, adamlarını toplamış: -Ben sizin Han’ınımız, demiş; sonra da karısını gösterip: -Bu da benim Han’ım, demiş. Dilin acelesi, çekinmesi mi var: Cengiz’in bu sözü “Hanım” olarak, kadınlara takılakalmış. “Kadın Bu Meçhul” adlı romanı anımsayanınız çoktur. Belki de kadın ... Devamını Oku »

Bir Garip Ölmüş Diyeler…

“Her gün kazılır gönüllerde mezarı Otlarda, çiçeklerde ve gönüllerde mezarı Efsane mi gerçek mi bu insan nice insan Varlık sesidir kopmuş o Türk’ün kopuzundan.” (Bahtiyar Vahapzade) 1967 yılında, ABD’deki Uluslararası Şiir Formunca, “Yaşayan En Büyük Türk Şairi” seçilen Fazıl Hüsnü Dağlarca’yı “Salihli Şiir İkindileri”ne davet etmiştim: Geldi. 16-17 Nisan 1989 gecesi, O, Zafer Keskiner ve şiir dostları söyleşirken, büyük şair ... Devamını Oku »

Çerkez Prometheus’u SOSRİKUE (Sosırkua)

Yol yürümenin yakışığı kol sallamakla; türkü çığırıp şarkı söylemekle çıkar. Biz de bir Hicaz şarkıyla çıkalım yola: “Yüreğimde ince sızı Sen ol bahtımın yıldızı Deme sakın kalp hırsızı Seviyorum Çerkez kızı *** İnanmazsın belki aşka Gir gönlüme sen de yaşa Çalma beni taştan taşa Seviyorum Çerkez kızı *** Bir ateş düştü özüme Darılma sakın sözüme Dünya terstir artık gözüme Seviyorum ... Devamını Oku »

Kalk Düğüne Gidelim

İnsanlık tarihi üç bölüme ayrılabilir: Büyü Çağı, Din Çağı, Fen Çağı. Şimdi tutup, “Peki biz hangi çağı yaşıyoruz?” diye sorup, ayıbımızı yüzümüze vurmayacağım. Bugün, okumakta olduğunuz “Dört Köşeli” köşemde, on yıllardır yaşayageldiğim bir “Büyü Olayı”nı size açacağım: -Kalk düğüne gidelim! Ayağı uyuşan ya da oturduğu yerden kalkmak istemeyen kadınlara böyle denir bizim Ege’de. Anam Emine Dudu, bu sözün sık sık ... Devamını Oku »

“Tiyatrohane”: NUTKU’LAR

“Sanatkar, cemiyette uzun ceht ve gayretlerden sonra alnında ışığı ilk hisseden insandır.” ATATÜRK -Balıkçı öldü ama, İzmir’de sen varsın diye GSF Sahne ve Gösteri Sanatları Bölümü’ne “Mitoloji” dersi koydum, bunu sen okutacaksın! Gözleri, gözlük camlarından öne fırlayacak gibi çakmak çakmak, ağzında pipo, odası pipo tütünü kokusu ve kitap dolu adamdı bunu söyleyen. -Emrin olur Özdemir Hoca, dedim. Yıllardır rehber kurslarında, ... Devamını Oku »

Berin Taşan Sokağı

“Berin Taşan bay mıdır, bayan mıdır bilmiyorum ama, günün birinde bize çok güzel şiirler verirse şaşmam.” (Nurullah Ataç, Ulus, 15.07.1946) “Biliyorsun ben aşk için geldim  Biliyorsun, ne dediysem çıktı Sarıl, kır kemiklerimi yine kaynar.” (B.Taşan) “Karadeniz’in üç limanı vardır: Temmuz, Ağustos, Sinop.” Sinop’tayız. Kıstaktan sarkıverince, sağda yıkılası Sinope Kalesi, solda yapı ve liman kırıntıları. Osmanlı’dan kalma bir hapis yöntemi var: “Kalabentlik.” ... Devamını Oku »

Bulgurca’ya gelin mi gideceksin?

“Her söylence, biraz hakikat içerir.” (Melih Cevdet Anday) İdmon adında bir adam yaşamıştı Salihli dolaylarında. İplik boyamada, kumaş dokumada üstüne yoktu bu adamın. Kızı Arakhne ise, Menderes ilçemizin Bulgurca, Değirmendere yöresindeki işliğinde, eşi benzeri görülmemiş örgü örer, nakış işlerdi. Kızımızın el emeği göz nuru işleri öylesine nam salmıştı ki; prensesler, kraliçeler, dahası “Nympha” denilen su perileri bile bunları görmeye gelir, ... Devamını Oku »

Rüzgarın getirdiği şarkılar

“Sen bir şarkısın rüzgarların getirdiği Belki de bir rüzgarsın şarkı söyleyen.” Erdoğan Çokduru Önce tanıştırayım: Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde okuttuğum “Yazı Türleri” dersi için 500 sayfalık bir çoğaltma (teksir) hazırlamıştım. (Hala daha kapsamlısını görmedim.) O çalışmamda yazı türlerini 24’e ayırmıştım. “Tanıtma” bölümünde, “Tanıtma”yı şöyle tanımlamıştım: “Bir kişinin, bir yerin ya da bir şeyin belirgin özelliklerinin okura öğretilmesi amacıyla kaleme alınmış ... Devamını Oku »