Yazar Arşivi: Şadan Gökovalı

Doğa’nın gizemleri

“Baktım baktım da hayret ettim, baktım baktım da hayran oldum.” (Hz. Muhammed) “Modern Türk tiyatrosunun kurucuları arasında yer alan” Carl Ebert’in öğrencisi olmakla övünen aktörlerden Semih Sergen, sürpriz şekilde İzmir Devlet Tiyatrosu’na atanmıştı. Geldiği günlerde İzmirli basın mensuplarıyla yaptığı söyleşide, İzmir’i niçin tercih ettiği sorusuna şu cevabı vermişti: -Halikarnas Balıkçısı ve Şadan Gökovalı bu şehirde olduğu için… Kendisini Balıkçı’ya götürmemi ... Devamını Oku »

Türkülerimiz

“Şairim, Zifiri karanlıkta gelse şiirin hası, Ayak seslerinden tanırım. Ne zaman bir köy türküsü duysam, Şairliğimden utanırım. Ah bu türküler, Türkülerimiz, Ana südü gibi candan, Ana südü gibi temiz. Türkülerde tüter dağ dağ, yayla yayla Köyümüz, köylümüz, memleketimiz. Ah bu türküler, köy türküleri, Dilimizin tuzu biberi.” (Bedri Rahmi Eyuboğlu) *** Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde, Uluslararası Yayıncılık Seminerindeyiz. İlk akşam, resepsiyon var. ... Devamını Oku »

Kırk Dört Yıl Sonra

-Merhaba BALIKÇI: NE GÜZEL ŞEY HATIRLAMAK SENİ Yaz dönemi çalışmalarım için Gökova’da, yani senin Cova’ndayım. (ÖNSÖZ gibi haber vereyim; birkaç dergi ve gazeteye köşe yazısının yanı sıra-çoğu kişi gibi, senin de benden beklediğin “GÖKOVA”yı yazıyorum.) Yine hemen baştan yazayım: Buralar, senin bıraktığın gibi değil. Bodrum’u “Zepyria” (Bahar Yeli Memleketi) olarak değil “Bedroom” (Yatak odası), mavi yolculuğu sefahat seferi sayanlar çoğaldı. ... Devamını Oku »

Kara Balık

“Öykü, bir oturumluk romandır.” (Halikarnas Balıkçısı) Derslerimde, radyo-TV programlarımda, tur ve söyleşilerimde, söylencelerin yanı sıra öyküler anlattığım olur. Anlattıklarımı, yıllar sonra bana anımsatanlar çok olmuştur. Bu bağlamda bana sıkça sorulan bir soru vardır: -Bunca öyküyü nasıl aklında tutuyorsun? Hemen belirteyim: Moto mot (sözcük sözcük) diye ezberlemem söz konusu olamaz; şiir mi ki dize, sözcük şaşmasın? Okurken öykünün kurgusu, baş kahramanları ... Devamını Oku »

Agora Meyhanesi Onur’suz kaldı

Yokluğun, Cehennem’in öbür adıdır * * * Şiirin Ege harman yerlerinde harmandalı oynadığı yıllar. Geç 1950’ler, erken 1960’lar. Gençler, anı defterlerinde çiçek kurutup şiirler saklıyor. Bir kıza aşkını mı ilan edeceksin? Tek gerecin şiir: “Aşkın ile sabaha dek ağladım”, “Aşkın aldı benden beni”, “Sevgin hüküm sürüyor bütün kıtalarda”, “Aşkın var diye var yaşamak” daha ne inciler… İzmir’de cumartesi öğleden sonraları ... Devamını Oku »

Güme gitmiş klasikler

“Sen mi o gülleri takındın güzel, Yoksa o güller mi seni takındı?” (Oktay Rifat) * * * Gül gülüşlü bir güzel yolumu kesti; “Hoşbeş” demeden söyledi: -Şadan Hoca, etik -estetik dersimizde anlattığınız örnek öykülerden çoğu aklımda. Hele “Görünmeyen Yara”yı sevdiklerime hep anlatıyorum. -Öyle mi Başak? Senin gibi güzel işte bu. Anlatarak öğrenirsin. Aradan 24 yıl mı geçti? Neydi o öykünün ... Devamını Oku »

Öykümsüler

Deli gönlüm bugün, aklıma gelen öykücükleri yazıvermek istedi. Siz -muhakkak- biliyorsunuzdur ama; içinde bulunduğumuz Eylül ayının Süryanice ‘üzüm’ demek olduğunu bilmeyenler varmış… Öyleyse, bu aya adını veren ‘üzüm’ün anımsatıverdiklerini paylayım siz güzelim insanlarla: Biri Türk, biri Arap, biri İranlı üç gariban, sıcak bir yaz günü, aç bi-ilaç kıvranıyormuş. Derken oradan geçen bir hayırsever, bunlara makul miktar para vermiş. Verince de, ... Devamını Oku »

İnandığımız yalanlar

Yıl 1965. Milattan sonra. Kültür ve Turizm (o zamanki Turizm ve Tanıtma) Bakanlığınca İzmir’de düzenlenen (IV. Dönem ) Tercüman-Rehber Kursu’nda kursiyerim. Yurdu tanıma yolunda yeni bir şeyler öğrendikçe heyecanlanıyor, sevincimi Balıkçı ile paylaşmak istiyorum. Bir akşam kurs çıkışı Merhaba Apartmanı’na uğradım. Balıkçı ile kaş-göz işaretiyle merhabalaştıktan sonra sordu: -Anlat bakalım, bugün hangi yalanları öğrettiler size? Şaşdım da kaldım. -Solon’la Kroisos’un ... Devamını Oku »

Muzaffer İzgü’ler kolay yetişmiyor

“Balon satıcısının elindeki balonlardan üçü kurtulmuş, oradaki bir ağaca takılmıştı. Adam, “Kurtar balonlarımı, biri senin olsun’ dedi. Ben garip, güç bela ağaca çıktım…” Muzaffer Ağabey, (İzgü, 29 Ekim 1933, Adana) ile iş ilişkimiz, onun Aydın’da ortaokul Türkçe öğretmenliği yaptığı yıllara (1957-1978) denk düşer. Ben liseyi Aydın’da okuduğum için, Hüraydın Gazetesi’nde, bir süre sonra Akbaba Dergisi’nde çıkan yazılarından tanıyordum. Öyle sihirli ... Devamını Oku »

Yalın insan, örnek başkan Dr. Osman Gürün

“La dove piu lavore che arte” (Nerede fazla gösteriş varsa, orada az sanat vardır) Leonardo da Vinci *** 1990 yılı Haziran sonları, telefonum çaldı. Arayan kişi: -Merhaba Şadan Bey, dedi, “Ben Dr. Osman Gürün. Muğla Rotary Kulüp Dönem Başkanlığını yürütüyorum. Sizi bir söyleşi için Muğla’ya çağırıyoruz.” Cümle alem bilir, Muğla için bir şey isteniyorsa “hayır” demem olası değildir. 9 Temmuz ... Devamını Oku »