Yazar Arşivi: Oğuz Tümbaş

İzmir’in kültür emekçisi Gündüz Badak’ı yitirmek!

Tiyatro, şiir, öykü, desen, resim… Tutkuyla, özveriyle yapılan yazın, sanat dergiciliği… Kültüre, sanata adanmışlık… Sanata, yazına, kent kültürüne emek veren bir iyi insan sevgili Gündüz Badak’ı da yitirdik geçen hafta! Gerence’de İltur Sitesi’nde Badak’ın eski dostlarından, tiyatro sanatçısı, yazar Yaşar Ürük ve şair Güzin Oralkan’la onu andık. İzmir’de 22 yıldan bu yana yayımlanan “İZMİR-İZMİR Kent Kültürü ve Sanat Dergisi”yle özdeşleşen ... Devamını Oku »

Söylenceden, gizemden, şiirden…

Masal, öykü, söylence, efsane, mit, hayal gücü… Ah ne güzel; bunlar sanatı, yazını besleyen, yaratıcılık kavramına eş olgular diyorum Gerence Koyunda denizin dalgalarıyla oynaşırken. İnsanın var olduğu zamanlardan bu yana eskimeyen, düşle, imgesel bağlantılarla önemini koruduğu kavramlar… Eski çağlardan, ilkel yaşamlardan, inançlardan gelen mit, insanı dün olduğu gibi bugün de ilgilendiriyor. Mitos’un Yunancada söz, öykü, masal anlamına geldiğini biliyorsunuz. Çok ... Devamını Oku »

Şiirin imge sevdası

Şairin şiire getirdiği tanımlar, açılımlar, öngörüler vardır. Bir bakıma şiirin varsıllığıdır bu. Örneğin Cahit Sıtkı “sözcüklerle güzel biçimler kurma sanatı” diye bakar şiire. Ahmet Haşim “Söz ile musiki arasında olan fakat sözden çok musikiye yakın olan bir dil” olarak yaklaşır. Mallarmé “şiir, sözcükler dinidir” der. Şiir sözcük anlamı olarak “bilmeyi, tanımayı, anlamayı” içerdiğine göre, kişinin kendini, çevresini, dünyayı bilmesi, kavraması, ... Devamını Oku »

Dingin Sözler Avlusu’nda yaş günü kutlamak…

Adına ömür dediğimiz süreçte ne çok hüzün, sevinç, umut, acı, coşku, ayrılık, kavuşma, aşk, telaş, kaygı, mutluluk, çelişki yaşıyoruz. Duygunun renkleriyle günlerin aralıklarında buluşuyoruz. Çocukken, delikanlılıkta, gençlik yıllarımızda günler daha mı yavaş geçiyordu diye soruların da çoğaldığının ayrımındayız. Bunları sesli düşünürken, yalnızlığın külrengi köşelerinde dingin otururken, sayısal yaşın kalp atışlarını duyumsarken, daha çok düşünür olduk sanki! Koca kentlerin pençesine attık ... Devamını Oku »

Suskunluk eşiği

Bilgisunar (internet) üzerinden gazetelere bakıyorum arada; ne ki gazeteyi mürekkep kokusunu duyarak, sayfaları çevirerek, katlayarak haberleri, köşe yazılarını, yorumları okumak önemlidir benim için. Günümüzde nitelikli, içeriği varsıl, yazarları saygın, haberleri güvenilir yayın yapan gazete sayısının azaldığını görmek üzüyor insanı. Bu bağlamda gazetecilerin baskı altında tutulmalarını, gözaltına alınmalarını, tutuklanmalarını, hapsedilmelerini de içime sindiremiyorum; içim acıyor, yüreğim burkuluyor. Şairin, yazarın, gazetecinin, bilim, ... Devamını Oku »

Mozaik’ten Varlık’tan…

Bugün bir kitap, bir dergi var bilgisayarımın tuşlarına takılan. Sözüm biraz Mozaik’e düşecek, biraz Varlık Dergisi’ne. Sanırım parçaları birleştirme düşüncesinden yola çıkan gazeteci-yazar Nihan Ertem nostaljik, trajik, trajikomik, ütopik başlıklarıyla belirlediği konuları Mozaik adlı kitabında toplamış. (*) “Geçmiş değiştirilemez ama gelecek şekillendirilebilir” yan başlığıyla desteklenen Mozaik, Nihan Ertem’in yazarlık yolculuğundaki ilk adımı. “Ben çocukluğumu seksenli yıllarda yaşamış yetişkin bir birey ... Devamını Oku »

‘Üslup’tan ‘özanlatı’ya ‘biçem’e…

Şiirde, öyküde, romanda, sanatsal ve yazınsal ürünlerde sanatçıyı, yazarı, şairi düşünce biçiminden, olayları yorumlayışından adıyla, sanıyla hemen tanıyabiliyorsak, o yazar kişi, şair, eski biçimiyle söyleyelim “üslup sahibi”dir. Buradan da anlaşılır ki sanatçının düşüncelerine, duyuşlarına, imgelemlerine, heyecanlarına verdiği biçim biçemdir, üretilen yazıda, şiirde kişilik kazanmaktır. Demirci, marangoz, keçeci, bakırcı, aşçı, kahveci… Hangi mesleği anarsanız anın, emeğin ayrıcalığını duyumsarsınız. Ne var ki ... Devamını Oku »

İDA’nın sevdalı şairi Ahmet Uysal’ı anarken

Doğayı, tanrıları, perileri, doğaüstü yaratıkları, şölenleri, törenleri buluşturan mit’ler… Masalla beslenen, öyküyle varsıllaşan, söylenceyle anlamlaşan mitos dediğimiz söylence esintileri… İnsanlar sözcük anlamı “söylence bilimi”ne de denk gelen mitolojiyle çağları, uygarlıkları, yaşamları saptamışlar belleklerine. Şairler sanatın işlevsel ürünü şiirle renk, görüntü katmışlar mitoslara. Örneğin Olympos dağının tek sahibi, gökyüzünün, şimşek ve gök gürültülerinin tanrısı Zeus’u düşünürken, İda bir başka renkle, rüzgârla, ... Devamını Oku »

İki kitap

ERBARIŞTIRAN’DAN “CAMİDEN CEHENNEME” Son yıllarda Fethullah Gülen’i konu alan o denli çok kitap yayınlandı ki, sayısını akılda tutmanın olanağı yok. Gazeteci yazarların belgesel kitaplarının dışında, FETÖ’yle yolları ayrılanların da kaleme aldıkları kitaplara yenileri ekleniyor. Bu kitaplardan ilk anımsadıklarımı, not ettiklerimi paylaşayım: Hikmet Çetinkaya’nın Fethullah Gülen’in 40 Yıllık Serüveni, Faik Bulut’un “Kim Bu Fethullah Gülen”, Saygı Öztürk’ün “Okyanus Ötesindeki Vaiz”, Süleyman ... Devamını Oku »

“Ey depremdeki güzelim yeryüzü”

Kaç gündür sallanıyoruz Ege’de! Yanı başımız Karaburun. Hele bu yarımadanın ortasında Balıklıova’nın Ildırı’ya bakan yüzünde Gerence Koyu’nda eğleniyorsanız, yaz gölgesinde dinleniyorsanız, bu sarsıntıları, titremeleri duymamanız olanaksız. 6.3’le başlayan, değişik güçte artçılarla süren deprem elbette şaşkınlığı, tedirginliği, korkuyu, telaşı da getiriyor ardından. Sanki bu günleri beklermiş gibi, kitaplığımın bir kıyısında saklanmış duran “Zalim Titreme- Deprem Şiirleri Antolojisi” göz kırpıyor bana. Biraz ... Devamını Oku »