Yazar Arşivi: Gökmen Küçüktaşdemir

Sanatla nefes almak için biraz ‘Cesaret’

“Cesaretin dehası, kudreti ve büyüsü vardır” der Goethe. Düşünmek ve sorgulamak bile cesaret gerektirse de kimi zaman, sanat yapmaya soyunmak, ortaya konan özverinin paylaşılmasını yanında getiriyor. Bu paylaşım en güzel de festivallerde oluyor. Ne şanslıyız ki İzmir bu konuda pek çok ilden daha önde. Ama daha da iyi olmalı… Dün Radyo Ege’de tiyatro üzerine bolca sohbet ettiğimiz iki konuğumuz vardı. ... Devamını Oku »

Jüri

Dünyanın gözü ABD’de görülen davada. “Zarrab davası” olarak New York Güney Bölge Federal Mahkemesi’nde başlayan süreç, Reza Zarrab’ın savcılık ile anlaşmasından sonra “Mehmet Hakan Atilla” ve “Halkbank” davasına dönüşmüştü. Asıl konusu İran ambargosunun delinip delinmediği olan bu dava bana “Jüri” adında 2003 yapımı bir filmi anımsattı. Filmin kadrosu müthiş. Bir cinayet davası gibi başlayan sonunda ABD silah endüstrisini etkileyen filmde; ... Devamını Oku »

Nif’ten Spil’e

Yaşadığımız kentleri ne kadar tanıyoruz? Ne kadarını biliyoruz her gün önünden geçtiğimiz anıtların, camilerin, cumbalı evlerin, çarşıların, meydanların, tarihi yapıların hikayelerini? Caddelerin anlattıklarını, parkların söylediklerini, dev çınarların seslerini, yaşlı komşumuzun dillendirdiklerini ne kadar duyabiliyoruz? Yüksek binaların, dar sokakların, ışıltılı dükkanların arasından geçerken, Arnavut kaldırımlarında yürürken, şehrimizin bizlere sunduklarını ne kadar görebiliyoruz? Kentimizin dışında, yaşadığımız ülkenin, doğduğumuz toprakların, kültürümüzün, yani özümüzün ... Devamını Oku »

Kıbrıs’ta, aşk ve barış

Kıbrıs’tayım… Cumhuriyet Gazetesi’nden Hakan Dirik ile Girne sokaklarında geziyoruz. Dev bir ağacın gölgesinde balık satan küçük bir dükkana takılıyor gözümüz. İçine giriyoruz ama dükkanın sahibi Arif Amca, çoktan işleri bitirmiş mekanın kapısını kilitlemeye hazırlanıyor. Henüz saat 15.00… Kendisine “Kapatmak için çok erken değil mi?” diye sorarken aklımızda, bu mevsimde Kıbrıs’ta hangi balıkların yenmesi gerektiğinden barış sürecine kadar konuşmak istediğimiz pek ... Devamını Oku »

Yol arkadaşı

Hepimiz kendimizce bir yoldayız ama yol bizden ne kadar haberdar bilinmez. Bu yüzden midir ki, meçhule giderken insan yalnız olmak pek istemez. Bir yoldaş arar… Hele ki balta girmemiş ormanlardan, azgın nehirlerden, dik yamaçlardan geçiyorsa yol. Yine de siz bana bakmayın, yolun kolayı yok aslında… Sevmek ya da sevmemek, istemek ya da istememek var atılan adımlarda. Yossi, genç bir İsrailli… ... Devamını Oku »

Özdemir Nutku adına yakışır ödül

Üniversitede okuduğum yıllarda kişisel gelişimime katkısı olsun diye tiyatro ile daha fazla ilgilenmeye başladım. Bundan dolayı, sonradan bir spor salonuna dönüştürülen Evrensel Kültür Merkezi’nde tiyatro sınavlarına hazırlanan bir grup arkadaşımla bir süre ders aldım. Eğitimin sonuna doğru Shakespeare’in Hamlet oyununu sergileyeceğimiz söylendi ve hepimize roller verildi. Çok heyecanlandım. Hamlet’i oynayacaktım ama önce rolümü ezberlemeliydim. Oyunun kitaplarından alıp çalışmaya başladık. Verilen ... Devamını Oku »

Kitapla başlayan yolculuk

Annem arada bir çıkışır, “Ne olacak bu kadar kitap, verelim bunları gitsin” der. Tabii elletmem hiçbirini. Her birinin benim için ayrı önemi var. İnternetteki her bilgiye güvenmemem gerektiğini öğreneli uzun zaman oldu. Sayfalarının arasından açılan pencerelerden hayallerime çıkmayı öğreneli de epey zaman geçti. Sonunda ulaşmak istediğim yeni hedeflere, yazarlarımdan oluşan orkestranın dillendirdikleriyle varırım ben. Aslında sadece benim için değil, etrafımdaki ... Devamını Oku »

İzmir, neden daha yeşil olmasın?

Haftanın bazı günleri Göztepe sahilde koşuya çıkarım. Geçtiğimiz günlerde yine bir akşam koşuyorum, belediyenin insanlar rahat rahat oturup denizin tadını çıkarsınlar diye yaptığı seyir teraslarından birinden duman yükseliyor. Biraz yaklaşınca baktım bir çift oturmuş, mangal yapıyor. Her yer duman, mangaldan alevler yükseliyor ama gördüklerime inanmak istemiyorum. Biraz etrafımıza dikkatli baktığımızda çöpünü arabasından sokağa atanları, içtiği sigarayı söndürmeden savuranları görmek mümkün… ... Devamını Oku »

‘Yogayla mogayla olmaz’ mı?

Hayatı güzelleştiren insanın kendisi. Bizim gibi kaosu bol, gündemi yoğun, yarını ne olacağı belli olmayan ülkelerde verilen kavgalardan arada bir başımızı kaldırmak gerekiyor. Bireysel ya da toplum sorunlarla dövüşürken, bedenlerimiz güçsüz düşebiliyor, zihnimiz yorulabiliyor. Öyle ki bazen hiçbir şey yapamaz hale geliyor, kilitleniyoruz. Evet vücut kendini kilitliyor ve “Dur bakalım!” diyor, “Bi dur! Dünyanın tüm yükünü sen kaldıramazsın, kendine ve ... Devamını Oku »

Aşkla sarıl aydınlığa

Kolaydır, kabahati bir başkasında bulmak. Basittir, olanları görmezden gelmek. Sonucu düşünülmez genelde yapılanların. Üstesinden gelinebileceği düşünülür kimi sorunların. Çoğu zaman kabullenilmez son ana kadar atılan yanlış adımlar. Çok da zorda kalınırsa bir özürle geçiştirilebilir diye hesaplanır yaşananlar. Ama her şey istenildiği gibi olmuyor, evdeki hesap bazen çarşıya uymuyor. İşte bu gibi anların sonunda elimizde nur topu gibi kaoslarımız oluyor. Kaos, ... Devamını Oku »