Yazar Arşivi: Gökmen Küçüktaşdemir

Kendini bilmek

Geçirdiğim göz ameliyatından sonra, “Acaba tek gözümü kaybetsem dünyaya adapte olmakta zorlanır mıyım?” diye düşünürken internette bir videoya takıldı sağlam olanı. Başkalarına örnek olmak için; iyi eğitim almış, dünyayı gezip tanıma şansına sahip olmuş genç bir kadın kendi hikayesini anlatıyordu. Göğüs kanseri olmuştu, iki göğsünde de kitle vardı ve biri hızla büyüyordu… Tedavi sürecine başlamaya karar verince neler yaşadığını bir ... Devamını Oku »

İzmir’de caz nerde dinlenir?

Türkiye’de 1920’lerde yeşermeye başlayan caz müziğinin ilk orkestrası, tamamı Amerikalı siyahi müzisyenlerden kurulu “Seven Palm Beach” olurken grup Maksim Gece Kulübü’nde sahne alır. İlk caz kulübü ise İstanbul Bebek’te 1956’da kurulan “306”dır. O günlerden bugüne caz Türkiye’de önemli bir yol kat eder. Bu gelişimden İzmir de nasibini alır. Bu yıl 24. kez düzenlenen İzmir Avrupa Caz Festivali şehrin nefes alması ... Devamını Oku »

Görülmez kaza

Son köşe yazımda şöyle iki cümle kurmuştum: “Değerini bilemediğimiz öyle çok şey var ki etrafımızda, yaşamın hızlı temposu içinde ister istemez fark etmeyip es geçiyoruz. Bazen durmadığımız, hayattan mola almadığımız için bazen de önemsemediğimiz ya da varlığını yadsıdığımız için…” Bu nedenledir mi bilmem geçtiğimiz hafta hayat da bana, “Dur” dedi. Tabii bunu söyleyiş biçimi az da olsa gücüme gitti ama ... Devamını Oku »

Anadolu’nun cam belleği Alaçatı’da

Değerini bilemediğimiz öyle çok şey var ki etrafımızda, yaşamın hızlı temposu içinde ister istemez fark etmeyip kaçırıyoruz. Bazen durmadığımız, hayattan mola almadığımız için bazen de önemsemediğimiz ya da varlığını yadsıdığımız için… Dünyanın en yetenekli kemancısı da olsanız, konser biletleriniz 100 dolardan da satılsa Washington gibi bir yerde, bir metro istasyonunda çaldığınızda kimse sizi fark edemeyebiliyor. Joshua Bell’in tarihe geçen metro ... Devamını Oku »

Alkışlamak

Kimleri, neden alkışlarsınız hiç düşündünüz mü? Mesela, herkes alkışı hak eder mi? Ya da herkes alkışlanmalı mı? Geçtiğimiz günlerde bir konferansta ilkokul mezunu olmasıyla övünen, bozuk Türkçesiyle yaptığı yatırımları anlatmaya çabalayan bir işadamını dinledim. Onu dinleyenlerin de büyük çoğunluğu işadamıydı ve konuşmacının onu dinleyenlerden farkı, onlardan daha zengin ve daha popüler olmasıydı. Amaç orada olanlara yeni fikirler, yeni bakış açıları ... Devamını Oku »

Sevgiliye mektup

Ülkemin gündemi her zamanki gibi yoğun. Kutuplaştırılan, ötekileştirilen, fakirleştirilen yurdum insanları yorgun ve bezgin. Dünyanın da bizden kalır yanı yok. Sanki hep birlikte bir uçuruma doğru yuvarlanıyoruz. Ve artık buna dur demek gerekiyor. Her ne kadar ticari bir oyun olsa da yaklaşan 14 Şubat’ta belki bu durumu lehimize çevirebilir, küresel sermayenin kurgusunu belki kendi silahlarıyla durdurabiliriz. Nasıl mı? Tabii ki ... Devamını Oku »

Yapboz hayaller

Arabamla, İzmir Ticaret Borsası’nın önünden geçecekken kırmızı ışık yanıyor, duruyorum. Bir sürü çocuk sarıyor etrafımı. Ellerinde mendiller… Ardından Fransız Kültür Merkezi’nin önünde, sonra Alsancak Garı’na vardığımda, Karşıyaka’da, Bornova’da, Üçkuyular’da… Nerdeyse kentteki her trafik lambasının altındalar, yapboza dönen yolların kenarında… Peki sadece İzmir’de mi oluyor bunlar? Tabii ki hayır… Tüm ülkede manzara bu… Geleceğimiz, kırmızı ışıkta bekliyor. Sanırım kimse o çocukları ... Devamını Oku »

En iyi tasarımınız hayatınız olsun!

Kendimizi bildiğimiz andan itibaren, kelimeleri biriktirir, etrafımızdaki her şeye bir yer, bir konum veririz. İçinde nefes alıp verdiğimiz kaos, biz onu şekillendirirken hayatın kendisine dönüşür. Kıyafetimizle oynamaya başladığımız an anlarız bunu, odamıza ilk posteri astığımızda, aynada saçımıza şekil vermeye çalıştığımızda, kendi aldığımız ilk kitabın sayfalarında dolaştığımızda. Zihnimizin pencereleri açıldıkça, hayallerimiz renklenir, gerçekleştikçe düşler yenilerine yol verilir. Anlayacağınız kendi yaşamlarımızın tasarımcısıyız. ... Devamını Oku »

İnsan insanın dermanıdır

Geçtiğimiz günlerde Uruguay’da oynanan Conventos-Boca Juniors arasındaki karşılaşmada yumruklar, tekmeler havada uçuştu. Kavga dakikalarca sürdü. Bazı oyuncular sahayı sedyeyle terk etti. Öfke ve şiddet hem sahada hem tribündeydi. Bu farklı renklere duyulan kin, sadece Uruguay’da mı yeşerip boy veriyor sizce? Yer küremizin toprakları o kadar verimli ki; kimi zamanda Fas’ta, Arjantin’de ya da Irak’ta… Dünyanın pek çok yerinde ama en ... Devamını Oku »

Onar benim dünyamı

16. yüzyıldan, her şeye ve herkese hükmetmek isteyen bir krallığın topraklarından başlayan; hırsların tükenmediği, vicdanların terk edildiği, insanlığın akıllanmadığı günümüze yapılan bir yolculuğa katıldım geçtiğimiz günlerde. Birçok hayatın içinden akıp, ilişkiler arasından sıyrılıp, bize gösterilmek istenen pencerelerden ve kendi gördüklerimizden geçtik. Durup dinlenmeden; kelimelerden cümlelere, cümlelerden duygulara ve hislere savrulup durduk. Yol uzun olunca hayli söylenecek söz, anlatılmak istenen çokça ... Devamını Oku »