Yazar Arşivi: Gökmen Küçüktaşdemir

Hayalin kadarsın

Her zaman hayallerinin peşinden giden çok değer verdiğim bir arkadaşım, bana Semih Yalman‘ı tanıyıp tanımadığımı sordu. Tanımıyordum… “Kimmiş?” dedim, vakit geç olduğu için “Sonra anlatırım, sen Facebook’tan ekle” dedi. Tabii insan gazeteci olunca meraklı da oluyor haliyle. Saate falan bakmadan biraz araştırdım… Zaten Google amca her şeyi ‘tak’ diye önüne seriyor. Okuduklarımdan öğrendiklerimle geçmişe döndüm. *** Bundan 17 yıl önce ... Devamını Oku »

Luna, insanları köle yapabilir mi?

Dünyaca tanınan şirketler büyüdükçe, devleştikçe dengeler de giderek bozuluyor. Birçok ülkenin bütçesinden daha fazla varlığa sahip olan, hükümetler üzerinde yaptırım gücü olan bu şirketler zenginleştikçe, dünya nüfusu fakirleşiyor. Çünkü bu şirketler doymak bilmiyor. Bu şirketlerin sahipleri daha çoğuna sahip olmak istedikçe, özgürlüğünü kaybeden, sermayeye boyun eğen insanların maddi güçleriyle birlikte, bilinç düzeyleri ve düşünme kapasiteleri de düşüyor. Vergi ödemeyen, çalışan ... Devamını Oku »

Küçük şeyler

Farklı düşüncelere, farklı yaşam biçimlerine ve yaşantılara tahammül edemeyenleri, bu çeşitliliğin zenginlik olduğunu fark edemeyenleri görünce üzülüyor insan ister istemez. Karşımızdakinin ne yaşadığını bilmeden, nasıl bir kültürden geldiğini araştırmadan, aile bağlarının nasıl kurulduğunu düşünmeden peşin hüküm vermeye bayılıyoruz. İstiyoruz ki bizim gibi düşünsün, istiyoruz ki yaşadığımız topluma uysun. Bu sürü psikolojisi hegemonyasıyla yetişen, bu düşünceden çıkamayanlar, yaşadıklarının farkına varmadan göçüp ... Devamını Oku »

Yıldızlarla yüzleşmek

Bir kaç yüzyıl önce dünyada yeni yerler keşfedilmesini sağlayan yelkenli gemiler, bugün uzay yolculuğu için yeniden hazırlanıyor. “Starshot” projesiyle gemilerin yelkenleri artık rüzgarla değil lazer ışınlarıyla dolacak. Birkaç metre genişlikte ve birkaç atom kalınlığındaki, “Lightsail” yani ışık yelkenine sahip bu gemilerin, en yakın yıldızımız olan Alpha Centauri’ye 20 yılda gidilebilmesi için çalışılıyor. Gemilerde insan yerine çok daha ufak bir şey ... Devamını Oku »

Susmayan kelimeler

1965 yılında İsrail devleti bürokratları, yaptığı şarkılarla dünyayı kasıp kavuran Beatles’a, “gençliğe kötü örnek olacağı” kaygısıyla konser izni vermezler. Aradan 43 yıl geçer. Yapılan hatanın farkına varılır. Efsanevi topluluktan “özür dileme” yoluna giden İsrail, grubun hayattaki iki üyesi Paul McCartney ve Ringo Starr’ı, 2008’de İsrail’in kuruluşunun 60. yılı için hazırlanan kutlamalara davet eder. Bırakın başka ülkelerin sanatçılarını, bazen devletler kendi ... Devamını Oku »

Kendini bilmek

Geçirdiğim göz ameliyatından sonra, “Acaba tek gözümü kaybetsem dünyaya adapte olmakta zorlanır mıyım?” diye düşünürken internette bir videoya takıldı sağlam olanı. Başkalarına örnek olmak için; iyi eğitim almış, dünyayı gezip tanıma şansına sahip olmuş genç bir kadın kendi hikayesini anlatıyordu. Göğüs kanseri olmuştu, iki göğsünde de kitle vardı ve biri hızla büyüyordu… Tedavi sürecine başlamaya karar verince neler yaşadığını bir ... Devamını Oku »

İzmir’de caz nerde dinlenir?

Türkiye’de 1920’lerde yeşermeye başlayan caz müziğinin ilk orkestrası, tamamı Amerikalı siyahi müzisyenlerden kurulu “Seven Palm Beach” olurken grup Maksim Gece Kulübü’nde sahne alır. İlk caz kulübü ise İstanbul Bebek’te 1956’da kurulan “306”dır. O günlerden bugüne caz Türkiye’de önemli bir yol kat eder. Bu gelişimden İzmir de nasibini alır. Bu yıl 24. kez düzenlenen İzmir Avrupa Caz Festivali şehrin nefes alması ... Devamını Oku »

Görülmez kaza

Son köşe yazımda şöyle iki cümle kurmuştum: “Değerini bilemediğimiz öyle çok şey var ki etrafımızda, yaşamın hızlı temposu içinde ister istemez fark etmeyip es geçiyoruz. Bazen durmadığımız, hayattan mola almadığımız için bazen de önemsemediğimiz ya da varlığını yadsıdığımız için…” Bu nedenledir mi bilmem geçtiğimiz hafta hayat da bana, “Dur” dedi. Tabii bunu söyleyiş biçimi az da olsa gücüme gitti ama ... Devamını Oku »

Anadolu’nun cam belleği Alaçatı’da

Değerini bilemediğimiz öyle çok şey var ki etrafımızda, yaşamın hızlı temposu içinde ister istemez fark etmeyip kaçırıyoruz. Bazen durmadığımız, hayattan mola almadığımız için bazen de önemsemediğimiz ya da varlığını yadsıdığımız için… Dünyanın en yetenekli kemancısı da olsanız, konser biletleriniz 100 dolardan da satılsa Washington gibi bir yerde, bir metro istasyonunda çaldığınızda kimse sizi fark edemeyebiliyor. Joshua Bell’in tarihe geçen metro ... Devamını Oku »

Alkışlamak

Kimleri, neden alkışlarsınız hiç düşündünüz mü? Mesela, herkes alkışı hak eder mi? Ya da herkes alkışlanmalı mı? Geçtiğimiz günlerde bir konferansta ilkokul mezunu olmasıyla övünen, bozuk Türkçesiyle yaptığı yatırımları anlatmaya çabalayan bir işadamını dinledim. Onu dinleyenlerin de büyük çoğunluğu işadamıydı ve konuşmacının onu dinleyenlerden farkı, onlardan daha zengin ve daha popüler olmasıydı. Amaç orada olanlara yeni fikirler, yeni bakış açıları ... Devamını Oku »