Yazar Arşivi: Ünal TÜMİN

Rüzgar ekenler fırtına biçtiler

Zamanın su gibi akıp geçip gittiğinin farkında mıyız? Bir “Başkanlık histerisi” içinde geçen iki aylık süreçte ülkemizde sahnelenen “siyaset kavgası”, hepimizi adeta canımızdan bezdirdi. Özellikle, 15 yıldır iktidar olmanın avantajını, yani orantısız güç rüzgarını da arkasına aldığı iddiaları, karşı fikrin kurum ve kuruluşlarının üzerine yapışan “referandum kokusu”, hala burnumuzun direğini sızlatıyor. Oysa ki, bizler “bu referandum biter, seçim kokusu da ... Devamını Oku »

Sandık ve tramvay

“Ölüm gelmiş cihane, baş ağrısı bahane” diye anlamlı bir atasözümüz vardır… Sandığa gitmeye iki gün kaldı ya! Bizim köşeye de “sandık yasağı kokusu” sindi ya! Eh ne yapayım; ben de “emir demiri kesmesin” diye gardımı aldım! Dolayısıyla muhtemel seçim yasaklarının gadrine uğramamak için İzmir’in sesi- gözü, kulağı olan Gazete9eylül’e korku imparatorlarının el uzatmamasını istedim! Daha da önemlisi, sizlerin beğenisini kazanan, ... Devamını Oku »

Farz mı, sünnet mi?

Her başaralı siyasetçinin arkasında mutlaka başarılı bir “hanımefendisi” de vardır. İşte Başbakan Binali Yıldırım’ın da arkasında gerçekten takipçi ve de yararlı bir eş, yani nam-ı diğer Türkiye’nin son “first lady”si Semiha Yıldırım’ın olduğunu çok iyi biliyor, görüyoruz… Sayın Binali Yıldırım üç gündür İzmir’de idi. Değerli dostum İzmir Milletvekili Necip Kalkan beni de arayıp şehrimizdeki bu toplantılara davet etmişti. Partili malum ... Devamını Oku »

Tescilli aldatma aldanma günü

Oh be! Mart’ın sonuna geldik. Yarın yılın dördüncü ayının birinci günü; yani 1 Nisan… İster “Evet”, ister “Hayır” deyin, yarın “şakayla karışık” insanların birbirini tescilli aldatma günüdür! Malum, dün Regaip Kandili idi. Allah’ın işine bakın ki, bu mübarek güne rağmen, Orta doğu bataklığında insanlar, devletler, kabileler, kendinden menkul imamlar, anlamsız bez parçaları taşıyanlar, birbirine “acı- tatlı şakalar” yaptılar! Dünya insanları ... Devamını Oku »

Neler oluyor neler

Çok şükür; “Benim dinim, dilim, soyum, vatanım ve bayrağım” belli… Bu vatan toprakları için canını feda etmekten çekinmeyen rahmetli İsa ve Rıza dedelerimin yokluk içinde Mustafa Kemal’in peşine takılıp, bu canım vatanım Türkiye’mizi bizlere nasıl kazandırdıklarını aile boyu hikayelerden dinleyerek bugünlere ulaştım. Bunun içindir ki, “çok şükür dinim, dilim, soyum vatanım ve bayrağım belli” diyerek, torunlarıma bırakılan emanetin “kıymetini ve ... Devamını Oku »

Şahane hatalar

İçinde bulunduğumuz 2107, galiba Avrupa’da “seçimlerle” anılacak bir yıl olacak… İşte Hollanda’da iki gün önce gerçekleşen seçim ile tam 30 gün sonra da bizim kapımızı çalacak olan “Evet-Hayır” tercihi… Sayılı günler tez geçermiş… Ama, nasıl gelir, nasıl geçer? Onu da yaşayıp göreceğiz… Hollanda bu seçimini “Türkiye krizinin gölgesinde” ve de “ırkçı taktiklerle” noktalarken bizde de Hollanda krizinin yanı sıra “ABD ile Rusya’nın Ortadoğu politikaları” eşliğindeki “Gel- git”leriyle sanıyorum, çok sancılı bir dönem yaşayacağız!.. ... Devamını Oku »

Siyasi gaflar Kafdağı’nı aştı

Varsa referandum, yoksa referandum… Tam 37 gün sonra Anayasa değişikliğini oylamak için sandık başına gideceğiz… Bunun ucunda sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın çok arzuladığı ve bunun içinde ülkenin siyasi gündemini gerginleştirdiği “Başkanlık sistemi” var… Yani halkın anladığı dilden parlamenter sistem yerine “tek adamlık” ve “kanun hükmündeki kararnamelerle” ülkeyi yönetmek için olta atılmış vaziyette! Bu sistem “hayır” mı, yoksa “şer” mi getirir, ... Devamını Oku »

Kemal ve vebal

Kemal ve vebal… Bu iki sözcük, Anayasa referandum oylanmasına “44 gün kala” sık sık söylenmeye, ekranlara ve meydanlara taşınmaya başlandı… Tabii ki, her iki sözcük, kullanıldığı ortama göre, “olumlu- olumsuz” tepkiler de alıyor… Şahsen, “Kemal” sözcüğünü duyduğum anda gözümde hep, “Mustafa Kemal” canlanır… Çünkü O, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, ölümsüz atası “Mustafa Kemal Atatürk” tür… Zaman zaman yazmışımdır; O ölmeden, ben ... Devamını Oku »

Renklerin dili seçimin kaderi

Anayasa değişikliği için referanduma tam 51 gün kaldı… Başta Erkan Yolaç’ın “Evet-Hayır” oyunu ile biraz kafa bulup yazılarımda bununla oyalanmaya çalışmıştım! Şimdi öyle mi? Ateş bacayı sardı! Ortalık toz-duman; Göz gözü görmüyor… Beyaz kıyafet giyenler, bu ortamda “Akım derken boşum!” dememek için gardıroplarını alt üst etmeye, elbiselerini değiştirmeye başladılar bile. İçindekileri, tanımak ne mümkün! Buna galiba “tebdili kıyafet” deniliyor!.. “Hayırcılar” ... Devamını Oku »

Şeytani laflara hazır ol İzmir

Dün sabah, İzmir Gazeteciler Cemiyeti’nin Alsancak’taki binasına gitmek için, Fahrettin Altay- Halkapınar arasında işleyen 581’nolu belediye otobüsünü tercih ettim… Aslında kendime ait aracım olmasına rağmen, metro ya da ticari taksiyi de tercih edebilirdim. Mademki, şimdilik demokratik bir ortamda yaşıyoruz, “seçme- seçilme ve de seyahat özgürlüğümüz var” diyerek, İzmir halkının sıkça kullandığı belediye otobüsünü için tercih hakkımı bu yönde kullandım; yani, ... Devamını Oku »