Yazar Arşivi: Haluk IŞIK

Benim oğlum bina okur

Yazmayı düzenli bir iş ve yaşam biçimine dönüştürmüşseniz, dün ile yarın arasında bir “mesele” ile baş başa kalmışsanız, işiniz kolaydır, yazacak çok şey var. İşiniz zordur, hangisini yazacaksınız? Ama tekrara düşmeden, kırk yıldır aynı cümle kalıplarıyla köşe işgali ve harf sarfiyatı yapmadan, samimiyeti ve dürüstlüğü yitirmeden, bildiğini inandığın gibi yazmayı unutmayıp, konjonktür hesaplarına kapılmadan, savrulmadan vesaire vesaire… Bu tuzaklara düşmemenin ... Devamını Oku »

Ampute derken?

Günümüzden 45 bin yıl önce, sol gözü görmeyen, sağ kolu ve eli felçli olan, yürüme güçlüğü çeken ağır engelli bir insan, o dönemin koşullarında rehabilite edilebildi ve 40 yaşlarına kadar yaşaması sağlandı. Kuzey Irak’ın doğusunda yapılan kazılardan elde edilen bulgular, “ilkel” nedir sorusunu bir daha gündeme getirdi. Eski Mezopotamya’da devlet kurumlarında, tapınaklarda çalıştırıldılar, cezalı değil, “öyle” yaratılmalarının Tanrının kötü bir ... Devamını Oku »

Gökmen için Dikili’de

Murat Attila ve Hakan Dirik’le, anlamsız bir trafik keşmekeşine sabrederek Dikili’ye ulaştık. Seçkin Öner’le buluşup, alandaki yerimizi aldık. CHP Genel Sekreteri, İzmir İl Başkanı, Dikili İlçe Başkanı, milletvekilleri, sendika ve demokratik kitle örgütleri, Bergama Belediye Başkanı dostum Mehmet Gönenç ile Hüseyin Yurttaş ve Osman Özgüven ağabeyler başta olmak üzere memleket için düşünenler, bir şeyler yapmak için çabalayanlar hep birlikteydik. Gerekçemiz, ... Devamını Oku »

1919 ve 1923

19 Mayıs 1919’da Karadeniz’in kıyıcığına yanaşan Bandırma Vapuru, bu ülkede bir miladı başlatmıştır. Üflesen yıkılacak bir imparatorluk, teslimiyetin ve can derdine düşmenin zavallılığında bir taht ile avanesi, korkunç bir istikrarsızlık, tüm umudunu ve beklentisini yitirmiş kadim bir coğrafya… O vapurdan inenler, işte bu acı ve korkunç gerçeğe itirazın, bir şeyler yapmaya karar vermiş bir iradenin özneleriydi. Başlarında, kendini yeterince kanıtlamış, ... Devamını Oku »

Konum atsana!

Eylül’ün son yazısıdır, sokağın sessizliği pazar sabahının sessizliğine karışmaktadır. Az önce sosyal medyada dolaşılmış, ahvalin “nabzı” izlenmiş, internet sayesinde olabildiğince gazete ve “portal” dolaşılmıştır. Frida okşanmış, böyle anlarda çıkardığı gurultu ve mırıltılarla huzur bulunmuştur. İyi ki bizi ve bu evi sahiplenmiştir. Kediler sahiplenilmez, kediler sizi sahiplenir, bunu bilmeyen var mıdır acaba? İlk kahve içilmiş, çaya geçilmiştir. Bostanlı Yalı’da bir sabahtır ... Devamını Oku »

Yüzyıla Ağıtlar

Sevdiği meyvenin ağacını görmeden büyüyor çocuklar Suyu içiyor, nereden geldiğini bilmeden Ateşte piştiğini görmemiş, tanışmadan yiyor ekmeğini Yastığındaki pamuğu tanımadan düş görüyor çocuklar Börekteki ıspanağı, bardağındaki sütü kim verdi bilmiyor Yumurtanın sihrini, erik neden kamaştırır dişini Şekeri baban, tuzu annen yaptı desen inanacak kadar Bir yalana eklenir gibi büyüyor çocuklar Barış işte o yüzden eksik, oyun o yüzden yarım Sevgi ... Devamını Oku »

Kurultay’da sanat ve ötesi (2)

Muzaffer İzgü ağabeyin acısı tüterken, dostumuz İsmail Ragıp Geçmen’i, “Agora Meyhanesi” ve nice has şiirin yaratıcısı Dr. Onur Şenli’yi yitirmenin kederiyle sarsıldık. Gidenlerimiz, bizi biraz daha kendimizle ve hiç de iyi bir süreçten geçmeyen ülkemizle ve yeryüzüyle baş başa bırakıyor. Hayatın her alanında dik durmak zorundayız. Değerinden fiske koparılamaz ama 9 Eylül’ümüzü bile türlü provokasyona ve gündem çarpıtmasına inat yaşamak ... Devamını Oku »

Kurultay’da sanat ve ötesi (1)

CHP Adalet Kurultay’ına, “Kültür Sanat ve Adalet” çalıştayı için aldığım çağrı doğrultusunda katıldım. Kurultay izlenimlerimi, ayrı bir haber-yorum olarak okuyacaksınız. Bu konuda –hele ki Kurultay sonrasında konuşulanlara bakınca- söyleyecek hayli sözümüz var. Çalıştay hakkında, bildiğim kadarıyla Bedri Baykam ve Ataol Behramoğlu yazdı, Orhan Aydın sosyal medyada görüşlerini paylaştı. Elbette kişisel katkılarından söz ettiler ve izlenimlerini anlattılar. İstanbul AKM ve Antalya ... Devamını Oku »

Ve o haber geldi

Bu yazıda, CHP Adalet Kurultayı’na, “Kültür ve Sanatta Adalet” çalıştayına ve orada yaptığım konuşmaya dair bilgi verecek, görüşlerimi paylaşacaktım. Kalsın, şimdi yazamam. Kurultaya dair izlenim notlarımı temize çekip göndereceğim, ötekileri de nasılsa yazarım. Çünkü gelmez dediğim, şimdi hiç sırası değil dediğim, sosyal medya dediğimiz ve kimilerinin çirkefe dönüştürdüğü mecradaki vicdansızlıklara laf yetiştirirken, babaannemin deyişiyle “ömrüne ömür katıyorlar” diye avunduğum ve ... Devamını Oku »

200

9 Eylül’de yazmaya başlamanın üstünden geçen haftanın ve yazı sayısının toplamıdır. Gazeteci olmayan biri için, “Gazetecilerin Gazetesi”nde yazmanın büyük sorumluluğu ve coşkusuyla yaşanmıştır. Her yazıya başlamadan önce, adının altındaki “Gelecekten hepimiz sorumluyuz” şiarı, defalarca okunmuştur. Ne düşünülüyorsa, ne görülüyorsa, ne söylenmesi gerekiyorsa, bu sorumluluktan ve samimiyetten uzaklaşmadan, yazılmaya ve paylaşılmaya çalışılmıştır. “Sevgilim İzmir” bu çabanın mücadele cephesinin adıdır. Milliyet Ege’de ... Devamını Oku »