Yazar Arşivi: Haluk IŞIK

“Evet”in paradigması

Bir aydan az bir süre kaldı. “Başkanlık” diye yola çıkılıp, “Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi”ne gelene kadar, pek çok ad verilen bir dönüştürme projesini, “Anayasa Referandumu” yöntemiyle oylayacağız. Bu ad arayışlarının en önemli nedeni, yapılacak referandumun özünden-amacından-meramından çok, “marketing” kaygısıdır. Bunu söylemek için, büyük bir öngörü yeteneği gerekmiyor. Başta bu işin öncüsü olan partinin broşürü olmak üzere, EVET odaklı basılı-yazılı-görsel malzeme, bu ... Devamını Oku »

Kararsızlar!

Kendimi bildim bileli, her seçimde bir anketler yağmuru başlar. Işıklarda uyusun, Prof. Dr. İbrahim Armağan’ın öğrencisiyiz. Kamuoyu araştırması, istatistik, eğilim ölçümleri konularında uzman değilsek de, sayesinde biraz aşinalığımız vardır. Bildiğim odur ki, işinin bilincinde olanların bugün önlerindeki en önemli sorun bilimselliği tartışılamaz ve son derece gerekli olan kamuoyu ölçme mesleğini, bezirgânların, trollerin, yanaşmaların ve ahlaksızların elinden kurtarmaktır. Konumuz, bunları tartışmak ... Devamını Oku »

Hangi Demokrasi?

Hazıra konduğumuz, çabucak yıprattığımız, şimdi birbirimize nasıl anlatacağımızı şaşırdığımız, uğruna ne emek verdiğimiz, ne de içselleştirdiğimiz bir kavramdır demokrasi. Sözün kestirmesinden gidecek olursak, bu ülkede demokrasi en çok, antidemokratik zihniyet ve uygulamaların kamuflaj malzemesi olarak kullanılmıştır. Hep söylüyoruz, yüzyıllarca bir ailenin monarşik-teokratik sistemi ve rejimi altında yaşamaya alışmış bir coğrafyaya sahibiz. “Birey, yurttaş, vatandaş, toplum” kavramlarından uzakta geçirilen yüzyılların ardından, ... Devamını Oku »

Vahim

Hangi açıdan bakılırsa bakılsın, hangi kerteriz uygulanırsa uygulansın, hal ve gidişi özetleyen tek sözcük var: Vahim! Hiçbir ülke, yalnızca bir güne sığdırılan ve gerçekte birinin bile ayları ve yılları meşgul edecek skandallarla bu kadar muhatap kılınamaz ve bütün bunlar 15 yıldır iktidarda olan bir siyasi anlayışı, bunların sorumluluğundan kurtaramaz. Şimdi hamasetten, ağlak ve muğlak söylemden ya da habire racon kesmekten ... Devamını Oku »

NHKM’de Edebiyat Günleri

“Yenilgi güzellemelerinin sistemle uyumsuzluk; var olanı kabullenmenin itiraz; değiştirme iradesinden yoksunlaşmanın gerçekçilik; insana ve topluma yabancılaşmanın birey oluş; lümpenleşmenin halkla temas; vazgeçiş davetlerinin kendi yolunu seçme; yaldızlı kılıfların bir saf duruşu; akış yönünde sürüklenmenin aşkın bilinç; sınıf kavramından kopuşun vicdani duyarlılık olarak pazarlandığı bir illüzyonu kırma zamanıdır.” Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nin (NHKM) 23-26 Şubat tarihleri arasında düzenlediği Edebiyat Günlerinde, “Çürüme ... Devamını Oku »

Sorun ve çözüm

Cumhurbaşkanı Erdoğan, on beş yılın ardından “En başarısız olduğumuz alan, eğitim ve sanat” derken, o anlarda örneğin DTCF Tiyatro Bölümü’nün kadroları boşaltılıyor, bu ülkenin onurlarından orkestra şefi İbrahim Yazıcı kadrosundan kovuluyor, her biri bu ülkenin parasıyla, büyük beklentisi ve umuduyla yetişmiş üniversite hocaları kapının önüne konuluyordu. Bu tek kelimeyle, hazin bir çelişkidir ve bundan en çok üzüntü duyması gereken kişi, ... Devamını Oku »

Hezeyan

Bir fırsat, bir kere daha kaçıyor ellerinden: kendini anlatabilmek. Çünkü tehlikeli sularda kulaç atmak, suyun üstünde kalmayı, rekor kırıyorum sanmak ve garip bir esriklik içinde tek “gerçekliğin” kendisi olduğunu düşünmek, başka türlü sonuçlanamazdı. Bunu kanıtlayan pek çok örnek var. En önemli argüman olarak kullandıkları dinsel inanç, cehaletin ve emperyalist çakalların elinde ne hale dönüşebilirdi, süzemediler. “Başı seccadeye değiyor” ön kabulü ... Devamını Oku »

Kadraj

Fotoğraf karesinin ya da film çerçevesinin içine alınan her şeye, “kadraj” deniyor. Yani fotoğraf ya da film çekecekseniz, kameranızı görmek istediğinize yöneltir, sizi ne kadarı tatmin edecekse, o kadarını çekersiniz. Siz ne kadarını istiyorsanız, işinize ne geliyorsa, anlatmak ve göstermek istediğiniz neyse, kadrajınızı o belirliyor. İşte burada devreye, “bakmayı” ve “görmeyi” ne kadar başardığınız sorusu giriyor. Bize neyi, neden ve ... Devamını Oku »

Çiftlik

Okumuşsunuzdur, Manisa’nın Seyitli mahallesinde, bundan 64 yıl önce bir cami yapılır. İnşaata taş gereklidir. Kaynak yaratmak ya da oluşturmak yerine, kaynak kurutmak alışkanlığımıza denk düşecek biçimde, çözüm bulunur: Sekiz kilometre ötede Aigai Antik Kenti! 2800 yıl önce kurulmuş bu “insanlık mirası” taş kaynamaktadır. Bilgelik Tanrıçası Athena için yapılan tapınağın taşları bir bir eksilir, Seyitli’ye taşınır. İş zahmetsizdir, iki bin yıl ... Devamını Oku »

Nazım Hikmet neden sevilir?

Büyük şairimiz, Mavi Gözlü Devimiz, Şair Babamız Nazım Hikmet’i, doğumunun 115. yılında sevgiyle, saygıyla anıyoruz. Onun üstüne sayısız yazı yazdım, konuşma yaptım, hayatını “Hasret” adlı oyunumda anlattım. “Anlattım” sözünü, tüm olanaksızlığına rağmen kullandığımı biliyorsunuz. Nazım Hikmet, kazıldıkça derinleşen bir kuyu, yükseldikçe büyüyen bir gökyüzüdür, bilmez miyim? 15 Ocak’ta, sosyal medya hesabımda şunları yazmışım: “Tarihe notlar: O ülkenin insanları, hayret edilecek ... Devamını Oku »