Yazar Arşivi: Ülgen Zeki OK

‘Katıla katıla’ başaracağız

Neredeyse her gün üzücü olaylarla karşı karşıyayız. Yine de mizah duygumuzu kaybetmeyelim. Trajik olayların ortasında bile, fırsat bulunca gülümseyelim. Nelere gülebiliriz? Beş tane tankı durdururken çenesi kırılan (Kaçıncı tank kırmıştı acaba?) ve bu yüzden devletin para ödediği ‘Kahraman Gazi’nin bir akrabası, “Ne tankı? Ben dövdüm onu” dedi, mesela… Manisa’da askerleri arka arkaya zehirleyen firmayla başlangıçta yapılan sözleşmede, kendilerine ‘beş kez ... Devamını Oku »

Kılıçdaroğlu ile yürümeli

“Arkasında yürümem; benim önderim değil” diyebilirsiniz. “Önüne geçip, sırtımı dönmem; güvenmiyorum” demeniz de olası… Yine de yürümelisiniz. Güzel ülkemiz elimizden kayıp giderken, yerinizde oturamazsınız. Yanında yürüyebilirsiniz; dilerseniz, araya mesafe koyarak… Eleştirilecek çok şey var biliyorum. Şüphe ile yaklaşanlara da hak veriyorum. “Bu eylem çok daha önce yapılmalıydı, geç kalındı” diyenlere… “Yüksek Seçim Kurulu’nun aldığı hukuk dışı karar ile çalınan oylarımız ... Devamını Oku »

Anadolu ve Fen Liseleri

Bir Anadolu lisesi mezunu olarak, Anadolu ve fen liselerinin bugün geldiği durum nedeniyle çok üzgünüm. Yetenekli çocuklara yabancı dil ve bilim ağırlıklı eğitim veren bu kurumlar artık eski yapılarından çok uzak. “Anadolu liselerini yok ettik” demiyorlar da, “Bütün okulları Anadolu lisesi yaptık” diyorlar, sanki farklıymış gibi… BORNOVA ANADOLU LİSESİ Yıl 1973… O zamanki adı İzmir Koleji. Her yıl sadece 120 ... Devamını Oku »

‘Gerçek’ ve ‘Ötesi’

‘Gerçek’ öldürüldü mü? Öldürüldüyse, katili kim? Cinayeti tescillemek için mi yaşadığımız döneme ‘Gerçek Ötesi Çağı’ (Post-truth Era) adı verildi? Oxford Sözlüğü, 2016’da ‘Yılın Sözcüğü’nü bu yüzden mi ‘Gerçek Ötesi’ olarak seçti? ‘Sonrası’ anlamına gelmiyor, ‘ötesi’; gerçeğin ‘önemsizleştiğini, anlamını ve değerini yitirdiğini’ vurguluyor… ‘Duygularla uyandırılmış mantıksızlık’ olarak özetlenebilen ‘Gerçek Ötesi’ şu anlama geliyor: ‘Nesnel verilerin, kamuoyunu şekillendirmede duygu ve kişisel inançlardan ... Devamını Oku »

Türkiye ağır hasta

Hekimlerin hastalarına yarar sağlayabilmeleri, gerçekçi ve hızlı tanı koymalarına; uygun zamanda, doğru tedaviyi uygulamalarına bağlı. Bir hekim olarak, Türkiye’nin bugünkü durumunu iç açıcı görmüyorum. Özellikle güvenliğimizden sorumlu Ordu ve Emniyet; geleceğe güvenle bakmamızı sağlayacak adalet, eğitim, ekonomi ve sağlık kurumları ağır hasta… Hızla önlem alınıp, uygun tedaviye geçilmezse durum umutsuz bir hal alabilir. Hekimler tanı koyarken, altta yatan nedenleri anlamak, ... Devamını Oku »

Gençlere Atatürk’ü anlatabilmek

“Başımıza neler örülmek istenildiği ve nasıl karşı koyduğumuz ve daha doğrusu milletin arzu ve emellerine uyarak ve onun yardımıyla nasıl çalıştığımız görülmeli ve gelecek kuşaklar için ibret ve uyanıklığı gerektirmelidir. Zaten her şey unutulur. Fakat biz her şeyi gençliğe bırakacağız. O gençlik ki hiçbir şeyi unutmayacaktır; geleceğin ışık saçan çiçekleri onlardır. Bütün umudum gençliktedir!” Böyle konuşmuştu Atatürk, 1919’da… Bir de ... Devamını Oku »

Anneme

Sevgili annem Özlem Ok’u toprağa verdik, geçtiğimiz hafta. Anneler Günü’nde hediye alamayacağım, ona. Onsuz ilk yazımı, ona armağan ediyorum. Yazılarımın ilk okuyucularındandı; gittiği yerde ulaşabilir, belki de. Yardımsever, verici bir insan, çok sevilen bir dosttu. Nefes alamadığı, oksijensiz kaldığı anlarda bile kimseyi kırmamaya çalıştı. Son dönemde hastalığına ve ilaçlara bağlı olarak gördüğü kötü halüsinasyonlarda başkaları için üzüldü, gördüklerinin gerçek olmadığını ... Devamını Oku »

Soros’un TESEV’ine kadar…

1930 sonu, 1931 başları… Atatürk ülke çapında bir denetleme gezisine çıkar ve her bakanlık kendisine danışman olarak birer müfettiş görevlendirir. Milli Eğitim (Maarif) müfettişi ise Hasan Âli Yücel. Gezi sırasında Atatürk yanındakilere sorar: “Türk milleti ne zaman kendini kurtulmuş sayabilir?” Birçok yanıtın ardından Hasan Âli söz alır: “Türk milleti ne zaman kurtarıcı arama ihtiyacını duymayacak hale gelirse, o zaman kurtulmuş ... Devamını Oku »

O fotoğraf ve ‘Sorular’

Fehmi Koru’nun yıllar önce Londra’nın ünlü Oxford caddesinde çektiği, Hulusi Akar ve Abdullah Gül’ün samimiyetlerinin çok eskilere, Exeter yıllarına dayandığını gösteren fotoğraf çok tartışılacak gibi… En önemlisi, darbe girişiminin ‘ne kadar gerçek’ olduğunu sorgulayanların sayısında önemli bir artış olabilir. Hulusi Akar ve Hakan Fidan’ın Meclis Komisyonu’na ifade vermelerini, kimlerin, neden önlediği de tartışılacaktır. Bakarsınız çok merak ettiğim, darbe girişimi sırasında ... Devamını Oku »

Atı kim çaldı?

Bugün 23 Nisan. Hüzün doluyor insan! Hukukumuzun kaynağı Meclisimizin açıldığı gün tartıştığımız konu, tartışılmayacak düzeyde hukuk dışı Yüksek Seçim Kurulu (YSK) kararları… Erdoğan dedi ki: “Atı alan Üsküdar’ı geçti” İtiraf gibiydi, bu sözler… Özdeyişin kökenini bildiğini sanmam. Tıpkı Bolu halkına ‘Köroğlu’nun torunları’ diyeceğine, halka zulmeden ‘Bolu Beyi’nin torunları’ diyerek hakaret eden Binali Yıldırım gibi… İşin ilginci Üsküdar’ı geçen atın sahibi ... Devamını Oku »